Devran Sinanoğlu

Devran Sinanoğlu

GEÇMİŞE YOLCULUK YAPIP DİYARBAKIR’I TANIYALIM

Zamanın tarihlerde ahenk bulduğu, sincapların yere inmeden bir ağaçtan başka bir ağaca atladığı geniş ve gür ormanlara sahip, her çeşit hayvanatın ve nebatatın yaşadığı kutsi bir toprak…

    Etrafında bağların olduğu, laleleri cihanı alemi mest ettiği, kan kırmızı karpuzlarının dilden dile destan olduğu kadim bir toprak… 

   Dicle nehrinin, etrafında döne döne onu koruduğu… Bir nehrin gerdanlığını andıran, Mezopotamya’nın incisi, cennetten bir köşe… Hevsel bahçelerinin üstündeki mukaddes toprak…

Hamravat suyunun nice sultana, padişaha, mire, beye, ağaya… nice hastaya, yaşlıya, gence, çocuğa, kadına şifa olduğu aziz su…

   Halep’ten yola çıkan Sultan Süleyman yolda sıtmaya yakalanıp, tedavi için memleketiyle aynı kaderi paylaşan bağrı yanık gözünden Hamravat suyu akan Karacadağ’da konaklar. Havası ve suyu Sultana iyi gelir. Bu aziz topraklarda şifa bulan Kanuni Sultan Süleyman “Alem içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” sözünü söylediği sultanlara şifa olan şehir…

   Dicle’nin gelinliğini etrafına yaydığı, bu şehrin insanı gibi sesiz, mütevazı, kimseyi rahatsız etmeden masum akıp gittiği asil bir nehir…

   Etrafını kaderi gibi siyah bazal taşlarla ören şehir… derd-u gamını, keyif-u seyranını… surlarıyla dertleşen kent…

   Dicle’nin gözpınarlarından aktığı, Hevsel bahçelerinin topraklarından filizlendiği, Kırklar Dağının gözünü ayırmadığı memleket…

   Ahmet Arif’i, Sezai Karakoç’u, Ali Emiri’yi, Celal Güzelses’i, Cahit Sıtkı’yı, Süleyman Nazif’i, Ziya Gökalp’ı Yılmaz Odabaşı’yı, İhsan Işık’ı… ve daha nice edebiyatçıyı, sanatçıyı, yazarı, şairi yetiştiren, büyüten ve besleyen hamurlarını kültür, sanat ve edebiyatla yoğuran edebi kültürün şehri…

  Yiğitliğin harman olduğu ve yiğitlerinin parmakla gösterildiği mert insanların diyarı…

   Birçok devlete ev sahipliği yapan Akkoyunlara başkentlik eden, nice kavimleri, toplumları besleyen, doyuran surlarıyla halkını koruyan zalime aman vermeyen, zulme dur diyen kadim şehir…

   Bizans’ın hüküm sürdüğü devirde Konstantin olarak bilinen vilayet…

   Dört kapısı olan tek şehir… Dağ kapı (Harput kapısı), Urfa kapı (Rum ve Halep kapısı), Mardin kapı ( Tell kapısı),  Yeni kapı  (Dicle kapısı)  bu kapılar güneşin doğuşuyla açılıp batışıyla da kapanan şehir…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.