Muhammed Esen

Muhammed Esen

Hayatımızı Kim Yönetiyor?

Hayatımızı Kim Yönetiyor?

Sabah uyanır uyanmaz telefona uzanıyoruz. Sosyal medyada hangi gönderiyi göreceğimize, haber sitelerinde hangi başlığın karşımıza çıkacağına, alışverişte hangi ürünün “önerildiğine” biz mi karar veriyoruz, yoksa birileri bizim yerimize mi düşünüyor?

Bu sorunun cevabı sandığımızdan daha karmaşık.

Günümüzde hayatımızın görünmez yöneticileri var: Algoritmalar. Ne bir yüzleri var ne de oy pusulalarında isimleri geçiyor. Ama etkileri, birçok siyasetçiden ve kurumdan daha güçlü.

Algoritmalar bize “istediğimizi” gösterdiğini iddia ediyor. Oysa çoğu zaman bize istememiz gerekeni fısıldıyor.

Bir haber akışını düşünelim. Aynı ülkede yaşayan, aynı olaylara tanıklık eden iki insan, tamamen farklı gerçekliklerle karşılaşabiliyor. Çünkü algoritmalar, bizi bilgilendirmekten çok ekranda daha uzun tutmayı hedefliyor. Kızdıran, korkutan, heyecanlandıran içerikler… Gerçeklik, yerini etkileşime bırakıyor.

Bilim insanları buna “dijital yankı odası” diyor. Kendi görüşlerimizin sürekli tekrar edildiği, karşıt fikrin neredeyse hiç görünmediği sanal odalar. Zamanla bu odalarda sesler yükseliyor, öfke artıyor, kutuplaşma derinleşiyor. Ve biz bunun farkına bile varmıyoruz.

Asıl tehlike de burada başlıyor.

Çünkü algoritmalar tarafsız değil. Onları yazan insanlar, onları kullanan şirketler ve onları finanse eden çıkarlar var. Bir içeriğin “öne çıkması”, çoğu zaman onun doğru olmasından değil, daha çok tıklanabilir olmasından kaynaklanıyor.

Bu durum sadece siyaseti ya da sosyal medyayı etkilemiyor. Çocukların izlediği videolardan, gençlerin beden algısına; yatırım kararlarından, ruh sağlığına kadar uzanan geniş bir alanı şekillendiriyor. Hatta bazı ülkelerde algoritmalar, işe alım süreçlerinde kimin çağrılacağına, bankalarda kimin kredi alacağına bile karar veriyor.

Peki soralım:
Hatalı bir algoritma kimi sorumlu yapar?
Bir kod satırı mı yargılanır, yoksa onu yazan mı?

Ne yazık ki bu soruların net bir cevabı yok.

Teknoloji hızla ilerlerken, etik ve hukuk aynı hızda yürüyemiyor. Yapay zekâ ve algoritmalar hayatımıza girerken, onları denetleyecek şeffaf mekanizmalar hâlâ yetersiz. Kullanıcı sözleşmelerini kim gerçekten okuyor? Kaçımız hangi verimizi, kime teslim ettiğimizi biliyoruz?

Belki de asıl mesele teknoloji değil.
Asıl mesele, kontrolü ne kadar gönüllü teslim ettiğimiz.

Bilim ve teknoloji insanlığın en büyük imkânlarından biri. Ama pusulası olmayan bir gemi gibi, yönü belirsiz ilerlediğinde tehlikeye dönüşebilir. Algoritmalar bize hizmet etmeli, bizi yönetmemeli.

Artık sadece “ne izliyorum?” değil,
Neden bana bu izletiliyor?” sorusunu sormanın zamanı.

Çünkü gelecekte özgürlük, sadece sokakta değil; ekranın içinde de savunulmak zorunda kalacak.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Muhammed Esen Arşivi
SON YAZILAR