Bêjdar Ro Amed

Bêjdar Ro Amed

İNSAN OLMAK: DURUŞUN SADELİĞİ

İNSAN OLMAK: DURUŞUN SADELİĞİ

İnsan olmak çoğu zaman bir gruba ait olmakla, bir fikri savunmakla, bir inanca yaslanmakla karıştırıldı. Tarih boyunca da bu karışıklık hiç azalmadı. İnsan, kendini tanımlamak için etiketlere sarıldı; adlar, kimlikler, bayraklar, zihinsel kalıplar icat etti. Oysa bütün bunlar insan olmanın kendisi değil, çoğu zaman onun yerine geçen yapılardı. İnsan olmak, dışarıdan alınan bir aidiyet değil, içeriden (enerji ve evrim bütünlüğünde) kurulan bir duruştur.

İnsan Olmak ve Aidiyet Yanılgısı

Bir gruba ait olmak güven verir, bir fikre tutunmak yön duygusu sağlar, bir inanca bağlanmak belirsizliği azaltır. Ancak bunların hiçbiri insan olmanın ölçüsü değildir. Ait olmak, çoğu zaman sorumluluğu devretmenin kibar bir yoludur.

Ben” dediğin anda “biz” oluşur; “biz” dediğin anda ise “ben” oluşumu yoğunluk kazanır ve insani haller silikleşir. İnsan tam da burada kaybolur. Çünkü insan olmak, bir topluluğun içinde erimek değil; o topluluğun içinde bile kendin olarak kalabilmektir.

Duruşun Anlamı ve Ağırlığı

Duruş, karşı durmak değildir. Duruş, savunma hattı da değildir. Duruş, insanın kendisiyle çelişmeden ayakta kalabilmesidir. Bu, yüksek sesle konuşmayı değil, içsel bir netliği gerektirir. İnsan, bir fikri savunmak zorunda değildir; insan, bir inanca sahip olmak değildir.

Tarihte Duruş Sahibi İnsan Sayısı

Binlerce yıllık tarihe bakıldığında, gerçekten kendisi olarak duran insan sayısı sorusu akla gelir. Bu sayı az mıdır, çok mudur? Vardır ya da yoktur. Aslında bu sorunun kendisi bile tali bir sorudur. Geçmişte kaç kişinin başardığı, bugün ne yaptığımızı belirlemez. İnsanlık birikimle değil, her an yeniden kurulan ve fark edilen bir bilinçle ilerler. Asıl mesele, şimdi ve burada, bu an itibarıyla insan olma bütünlüğünü gösterebilmektir.

İnsan Olmak İsteyen İnsanın Yolu

İnsan olmak isteyenin işi zordur. Çünkü bu yol ekleme yolu değil, eksiltme yoludur. Yeni bilgiler, yeni kimlikler, yeni unvanlar toplamak değil; gereksiz olan her şeyden soyunmak gerekir. Öğretilmiş korkular, ödünç alınmış düşünceler, başkalarının onayıyla ayakta duran benlikler birer birer bırakılmadan insan olma bütünlüğü kurulamaz. Bu bir arınma değil, bir sadeleşme sürecidir.

Gereksiz Olandan Soyunmak

Gereksiz olan şeyler her zaman kaba ve görünür değildir. Bazen en gereksiz olan, en kutsal sandığımız şeydir. “Ben buyum” dediğimiz kalıplar, “buna inanıyorum” dediğimiz kesinlikler, “asla değişmem” dediğimiz sertlikler… İnsan, bunları taşıdığı sürece ağırlaşır. Oysa duruş, yükle değil dengeyle mümkündür. Denge ise ancak fazlalıklar bırakıldığında ortaya çıkar.

Bütünlük ve Sessiz Güç

İnsan olanın bir şeye ihtiyacı yoktur denildiğinde kastedilen, yoksunluk değil tamlıktır. Bütün olan insan, kendini kanıtlamaya çalışmaz. Haklı çıkmak için uğraşmaz. Kalabalık toplamaz. Onun gücü sessizdir, çünkü kökü içerdedir. Bu sessizlik pasiflik değildir; aksine, en net eylem alanıdır. İnsan, bütün olduğunda zaten etki eder.

Şimdi ve Burada İnsan Olmak

İnsan olmak geçmişin kahramanlarına öykünerek ya da geleceğin ütopyalarını bekleyerek olmaz. İnsan olmak, tam şu anda, hiçbir bahaneye sığınmadan, hiçbir kimliğin arkasına geçmeden ayakta durabilmektir. Bir gruba, bir fikre, bir inanca sahip olabilirsin; ama insan olmak bunlarla tanımlanmaz. İnsan olmak, bunlar olmadan da var olabilmeyi göze almaktır. İşte bütün mesele tam olarak budur.

Örgütlenmenin Doğal Zemini

Bu paylaşımlarla örgütlülüğü ya da örgütlenmeyi yok saymıyoruz; tam tersine, insanın kurduğu dar kalıpların ötesinde, enerjiyle, doğayla ve evrenle uyum içinde işleyen örgütlenmenin asıl ve doğal zeminine birlikte bakmayı öneriyoruz. Aksi hâlde bu farkındalık, örgütlenmeyi reddeden bir tutum gibi algılanabilir ki bu da hem yazının gerçeğine hem de evrensel gelişim hattının anlaşılmasına hizmet etmez.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bêjdar Ro Amed Arşivi
SON YAZILAR