Melis KANDEMİR

Melis KANDEMİR

Bilâ kaydü şart: Terapötik siyaset

Bilâ kaydü şart: Terapötik siyaset

Siyaset Artık Yaraları Sarmak Zorunda..

Söz söyleme mecburiyeti hasıl olmuştur: Toplumsal barışa,huzura, güvene ve iş birliğine dayalı yeni bir siyasi bağ artık lüks değil,zaruridir.

Bugün hangi sokağa çıksak,hangi kapıyı çalsak ya da hangi ekrana baksak yüzümüze çarpan şey fikir ayrılığı değil; kolektif bir yorgunluk, derin bir güvensizlik ve sessiz bir iç kanama. Siyaset, uzun zamandır bu toplumu ayakta tutan kolonları tahkim etmek yerine, o kolonlara balyoz indiren hırçın bir "Güç Simülasyonuna" dönüştü.Oysa bir toplumun ruhu hastaysa, vaat edilen yollar,köprüler ve gökdelenler sadece şatafatlı birer hastane koridorundan ibaret kalır.İçinde şifa barındırmayan hiçbir beton, insanı yaşatmaya yetmez.

Yüzyıllardır siyaseti bir savaş meydanı,liderleri birer fatih, seçmeni ise fethedilmesi gereken kaleler olarak gördük. Bu çatışmacı ve hırçın dil, kelimelerimizi cerahat toplatan birer silaha dönüştürdü. Oysa bugün ne ülkenin ne de dünyanın yeni fetihlere, yeni kavgalara takati var.Toplum artık zafer çığlıkları atan komutanlar değil, yaralarına merhem olacak hekimler arıyor.

İşte bu yüzden,gücün değil, bağın siyaseti olan "TERAPÖTİK SİYASET" artık bir tercih değil, varoluşsal bir mecburiyettir.

Tıpkı psikolojideki o kutsal "terapötik ittifak" gibi; yöneten ile yönetilen arasında maskelerin düştüğü, kibrin sustuğu, dinlemenin bir lütuf değil ödev kabul edildiği yeni bir toplumsal sözleşmeye muhtacız. Siyaseti bir pazar yeri ya da boks ringi olmaktan çıkarıp, bir iyileşme odasına dönüştürmek zorundayız. Kutuplaşmanın enfeksiyonu her bir hücremize yayılmışken, reçeteyi yine aynı hırçın dilde aramak, zehirden şifa dilenmektir. Bize gereken şey, empatiyi bir lütuf gibi değil, bir solunum cihazı gibi acilen devreye almaktır.

Bu yazı,romantik bir temenni veya entelektüel bir fantezi değildir.Bu, bağışıklık sistemi çökmekte olan bir organizmanın hayatta kalma refleksidir. Susmak, bu kronik ağrıyı onaylamaktır.

Siyasetin Tüm Aktörlerine Düşen Büyük Tarihi Ödev Şudur:

Kürsüleri birbirinize fırlatacağınız birer rampa olarak kullanmaktan vazgeçin. O kürsüleri,kırılan kalplerin, zedelenen adalet duygusunun ve kaybolan güvenin onarıldığı birer terapötik masaya dönüştürün.

Unutmayalım ki; tarihin sayfaları halklarına diz çöktüren muktedirleri değil,halkının acısı karşısında diz çöküp o yarayı saran iyileştiricileri yazar.

Ve bugün ihtiyacımız olan tek bir ideoloji vardır:İnsanı insana onarmak.

Çünkü bu şifa süreci hemen bugün başlamazsa,yarın üzerinde kavga edebileceğimiz sağlıklı bir vatan bile kalmayabilir.Şimdi, Bilâ Kaydü Şart, iyileşme zamanıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Melis KANDEMİR Arşivi

1+1=11

24 Haziran 2026 Çarşamba 00:03
SON YAZILAR