Muhammed Esen

Muhammed Esen

Kar Altında Kalan Sadece Şehirler Değil

Kar Altında Kalan Sadece Şehirler Değil

Bir şehir sabaha karla uyanınca ilk konuşulan şey yollar olur, ulaşım olur, okullar tatil mi değil mi tartışması olur. Oysa kar bazen sadece asfaltı değil, hakikati de örter. Görünmeyen şey, çoğu zaman en ağır olanıdır.

Diyarbakır’da yağan karın ardından iptal edilen seferler, ertelenen maçlar, kapalı yollar konuşuldu. Hepsi doğru, hepsi gerekli. Ama asıl mesele şu soruda gizliydi: Biz bu ülkeye ne zaman sadece hava şartları yüzünden ara verebilen bir hayat kuracağız?

Çünkü bu ülkede hayat çoğu zaman hava şartlarından değil, şartların kendisinden durur.

Bir miting ertelenir, bir açıklama yarım kalır, bir umut “ileri bir tarihe” bırakılır. O ileri tarihler ise neredeyse hiç gelmez. Her ertelenen şeyin ardında teknik gerekçeler vardır ama biriken şey teknik değildir; biriken toplumsal yorgunluktur.

Bugün Türkiye’de insanlar siyaseti tartışmaktan çok, siyasetin kendilerini neden hiç dinlemediğini konuşuyor. Gençler “gelecek” kelimesini plan değil, temenni olarak kullanıyor. Emekli, ay sonunu değil, haftayı çıkarma hesabı yapıyor. Basın ise çoğu zaman olup biteni anlatmakla yetiniyor; nedenlerini kurcalamak riskli bulunuyor.

Oysa gazetecilik tam da burada başlar.

Bir ülkede kar yağdığında yollar kapanıyorsa bu belediyenin sorunudur. Ama bir ülkede umut her mevsim erteleniyorsa, bu herkesin sorunudur. Siyasetin, medyanın, akademinin, hatta susmayı seçenlerin.

Son yıllarda en çok duyduğumuz cümlelerden biri şu: “Şimdi sırası değil.”
Özgürlük için şimdi sırası değil.
Adalet için şimdi sırası değil.
Barış için şimdi sırası değil.

Peki neyin sırası hiç geliyor mu?

Toplumlar yüksek sesle bastırılmaz, uzun süre duyulmayarak yorulur. İnsanlar bağırmayı bırakır, anlatmayı bırakır, talep etmeyi bırakır. İşte o an sessizlik huzur değil, kabul edilmiş bir yorgunluk olur.

Bugün sokakta konuşulan dil ile ekranda konuşulan dil arasında uçurum var. Halk geçim derdini anlatıyor, ekranlar “algıyı” tartışıyor. İnsanlar hayat pahalılığını yaşıyor, tartışma başlıkları bambaşka yerlere savruluyor. Bu kopukluk tesadüf değil; uzun süredir inşa edilen bir normal.

Ama şunu unutmamak gerekir: Normal olmayan şeyler, alışılınca doğru olmaz.

Bir ülkede gençler “gitmek mi kalmak mı” sorusunu 18 yaşında soruyorsa, orada sorun kar yağışı değildir. Bir ülkede insanlar adalet talep ederken kelimelerini tartıyorsa, mesele hava koşulları değildir. Bir ülkede umut sürekli erteleniyorsa, takvim değil, sistem arızalıdır.

Köşe yazıları mucize yaratmaz. Bir yazı ile dünya değişmez. Ama bazen bir yazı, unutulan bir duyguyu hatırlatır: Yalnız olmadığımızı.

Belki de bugün en çok buna ihtiyacımız var. Kar eridiğinde yollar açılır. Ama üzeri örtülen gerçekler, ancak konuşulursa görünür.

Ve evet, konuşmak hâlâ bir haktır.
Ertelenmemesi gereken belki de tek şey budur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Muhammed Esen Arşivi
SON YAZILAR