Mağduriyet Söylemi ile İktidar Gerçeği Arasında Venezuela
Atalarımız boşuna söylememiş: “Mağrurlanma padişahım, senden büyük Allah var.”
İktidar, insanı en çok büyüten değil; çoğu zaman en hızlı unutturan güçtür. Unutulan şey ise çoğu zaman halktır.
Venezuela bugün dünya siyasetinde en sık istismar edilen kavramlardan birinin merkezinde duruyor: mağduriyet. Bir yanda Amerika Birleşik Devletleri’nin yaptırımları, diğer yanda bu yaptırımları mutlak bir gerekçe hâline getirerek kendi iktidarını tahkim eden bir yönetim. Oysa hakikate yaklaşmak için bu iki düzlemi birbirinden ayırmak gerekir. Çünkü uluslararası siyasette en tehlikeli yanılgı, bir gücün yanlışlarını eleştirirken karşısındaki gücü otomatik olarak masum ilan etmektir.
Nicolás Maduro’nun Venezuela’yı nasıl yönettiği meselesi, yalnızca Amerikan söylemleriyle değil; Birleşmiş Milletler raporları, bağımsız insan hakları örgütleri ve uluslararası seçim gözlemcilerinin tespitleriyle değerlendirildiğinde de ciddi sorunlar barındırmaktadır. Uzun yıllardır ülkede serbest ve adil seçimlerin yapılamadığı, muhalefetin sistematik biçimde baskılandığı, yargının yürütmenin gölgesine girdiği ve parlamentonun etkisizleştirildiği artık tartışmalı bir iddia değil, acı bir gerçekliktir.
Bu siyasal yapı, ekonomik çöküşle birleştiğinde ortaya yalnızca bir yönetim krizi değil, derin bir insanlık yarası çıkarmıştır. Dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerinden birine sahip olan Venezuela’da bugün insanlar gıdaya, ilaca, umuda ulaşmakta zorlanmaktadır. Aşırı enflasyon, çöken kamu hizmetleri ve adaletsiz kaynak dağılımı, milyonlarca insanı yollara düşürmüş; ülke, kendi evlatlarını kaybeden bir coğrafyaya dönüşmüştür. Devlet imkânlarının halka değil, iktidara sadakat gösteren dar bir çevreye aktarılması, yoksulluğu kader hâline getirmiştir.
Bugün gelinen noktada belki de en çarpıcı gerçek, Venezuela halkının Maduro’nun Amerika tarafından hedef alınması karşısında güçlü bir toplumsal refleks göstermemiş olmasıdır. Bu sessizlik bir onay değil; yıllar içinde biriken yorgunluğun, hayal kırıklığının ve tükenmişliğin sessizliğidir. Halk, kendisini görmeyen bir iktidar için artık sesini yükseltme gücünü bulamamaktadır. Bir yöneticinin başına gelebilecek en ağır sonuç da budur: Kendi halkının kalbinde savunulamaz hâle gelmek. Maduro’nun bugün yaşadığı kırılganlık, yalnızca dış baskıların değil, halkıyla arasına koyduğu mesafenin de sonucudur. Bu, iktidarın büyüsüne kapılıp halkına sırtını dönen herkes için ibretlik bir tablodur.
Elbette bu tabloyu anlatırken Amerika’nın rolünü yok saymak da mümkün değildir. ABD’nin Venezuela’ya uyguladığı yaptırımlar, uluslararası hukuk bakımından ciddi biçimde tartışmalıdır. Bir ülkeyi ekonomik olarak kuşatmanın, demokrasiyi değil çoğu zaman yoksulluğu büyüttüğü defalarca görülmüştür. Bu yaptırımlar, Venezuela halkının yükünü hafifletmemiş; aksine daha da ağırlaştırmıştır.
Ancak ABD–Venezuela gerilimini yalnızca “uyuşturucu suçlamaları” ile açıklamak da eksik olur. Mesele, aynı zamanda petroldür, enerjidir, jeopolitiktir. Venezuela petrolünün kamulaştırılması, Amerikan şirketlerinin devre dışı bırakılması ve ülkenin Çin, Rusya ve İran eksenine yönelmesi, Washington açısından sadece ekonomik değil, stratejik bir kayıp anlamına gelmiştir. Venezuela bu nedenle, küresel güç mücadelesinin tam ortasında duran bir ülkeye dönüşmüştür.
Ne var ki bütün bu büyük hesaplar, Maduro yönetiminin içerdeki uygulamalarını haklı çıkarmaz. Dış baskıya maruz kalmak, bir iktidarı otomatik olarak halkın temsilcisi yapmaz. Sandığı işlevsizleştiren, hukuku araçsallaştıran ve yoksulluğu sadakatle yöneten bir anlayış, hangi ideolojik cümlelerle süslenirse süslensin, meşruiyetini zamanla kaybeder.
Venezuela örneği bize çok sade ama çok sert bir gerçeği hatırlatıyor: Mağduriyet söylemi, iktidarın günahlarını örtmez. Gücü elinde tutanlar, bir gün o gücün kendilerinden daha büyük olduğunu hatırlamak zorunda kalır. Çünkü iktidar geçicidir; halkın hafızası kalıcıdır.
Hukuk, taraf tutmaz; gücü sorgular.
Ve gerçek adalet, iktidarların değil, halkların yanında durur.
Hukuk, seçici bir vicdanı kaldırmaz.
Sevgiyle … ????
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.