MERKEZ ÇÜRÜRSE ÇEVRE DAĞILIR
Son yıllarda yaşananlar artık “Olağan” sınırların çok ötesine geçti. Bugün yaşadığımız sarsıntı, merkezî değerlerin çürümesinin sonucudur.
AHLAK BUHARLAŞIRSA...
Toplumların bir omurgası vardır. Bu omurga;adalet, liyakat, şeffaflık ve sorumluluk gibi değerlerle ayakta durur. Merkez bu değerleri taşıdığı sürece çevre de kendini güvende hisseder. Ancak merkezdeki yapı çatladığında, çevredeki her birim savrulmaya başlar.
Siyasetin, bürokrasinin, sosyal medyanın ahlaki zemininde hissedilen derin bir kayma var. Hakkaniyetin yerini güç, vicdanın yerini çıkar hesapları alıyor. Bu tabloyu yalnızca bireysel ahlak eksikliğiyle açıklamak yetersiz kalır. Çünkü sorun, merkezde başlıyor.
GÜCÜN PUSULASI ŞAŞARSA...
Bugün gücün, haklı olmanın önüne geçtiği bir iklimde yaşıyoruz. Bu düzen, kısa vadede güçlü gibi görünse de uzun vadede toplumsal bağları zayıflatır, kurumları içten içe boşaltır.
EVİN SAHİBİ YOLDAN ÇIKARSA...
Bir siyasetçinin, bir bürokratın, bir gazetecinin tutumu, yalnızca kendisini değil, çevresindeki herkesi etkiler. Merkezde duranların her hatası, çevrede onlarca yanlışın meşrulaşmasına yol açar.
Bugün yaşadığımız tartışmaların, gerilimlerin ve kopuşların arkasında da bu anlam kaybı yatıyor.
Çözüm, merkezin yeniden inşasında saklıdır. Adaletin gerçekten adalet olduğu, liyakatin bir ayrıcalık değil bir ölçü sayıldığı, gücün değil hakkın üstün tutulduğu bir merkez oluşturulmadıkça çevredeki dağılma durmayacaktır.
Merkez çürürse, geriye yalnızca kalabalıklar kalır; toplum değil..
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.