Üniversite-Bilim-Ticaret!

Bir yandan TOKİ, diğer taraftan üniversite;
‘Sat, kirala, dağıt’
Geriye bir şey kalmasın!
Mantık ticarete odaklı olduğundan, her şeye ‘Satılık’ gözüyle bakılıyor.
Hadi TOKİ’nin işi bu, ya üniversiteye ne demeli?
Bilim mi, ticaret mi?
Bilimi unutmuş, ticarete meyletmişler.
Uzun zamandır Dicle nehrinin karşı yakasında, üniversiteye ait ‘ Deniz manzaralı’ araziler iştah kabartıyor. Arazi çok, miras da başıboş durmasın, değerlendirmek lazım.
Hastane binası eskimiş, yenisini yapmak için ‘kaynak’ gerekiyor, o zaman buralara ‘imar izni’ şart. Bütün aktörlerde hazır zaten, ‘ver dilekçeyi, al imar iznini’. Müteahhit tayfası da bilgi, birikimleriyle uzun zamandır ‘kente hizmet!’ şiarıyla katkı sunuyor, durumu olgunlaştırıyor. Sanki DPT müsteşarı mübarekler, yatırım planlaması yapıyorlar.
Müteahhit rektör, tüccar genel sekreter, girişimci danışman profiline alışık olduğumuz için sorun yok, çalışın. Kent olarak alışkınız, kayyum belediyeleri sayesinde yüksek lisansımızı, doktoramızı tamamladık, atama bekliyoruz!
Az kaldı…
Hayırlısıyla, şunun şurasında ne kaldı ki, hepi topu 8-10 ay.
Zaten bu ‘Meczub’ acelecilik de bu yüzden.
‘Bitir-sat-git’ modelinin uygulama biçimleri ile karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Ama hafızalarımızın hatırlama biçimlerinin varlığından da ‘sat-git’ çiler haberdar olsunlar. 157 hektarlık alana imar izni alan-veren, aldırmak için çaba ve gayret gösteren arsa çetelerinin ifşa zamanıdır.
Kent, çete kontrolünde, kravatlı, kravatsız çetelerin işbirliği yaptığı zalim bir döneme denk geldik. Yapanın, yaptıklarının yanına kar kaldığına inanan bir güruh, kentin bütün değerlerini alt üst ediyor.
Partilerde, iktidarın ve muhalefetin içinde, çeperinde saf tutup örgütleniyorlar.
Kaynakları tükettiler, kalanı da bitirmeye azmetmişler!
Dicle manzaralı villalar düşünüyorlar, bu düşüncelerine engel olacak ekolojik alanları nasıl yok edeceklerini hayal ediyorlar, hep birlikte atağa geçmiş vaziyetteler.
*
27 bin dönümlük Dicle üniversitesi arazisiyle ilgili yönetim kadrolarının sadece rantlı imar düşünmüş olması da manidar bir durum. Daha önce de özel villalar için arazi peşkeş edildi. Üniversite yerleşkesi mi, özel mülk yerleşkesi mi, belli değil.
Koku çirkin, kente de yayılmış vaziyette.
Bilinsin istedim.
Aynı şeyi yapan eski dönem rektörleri de oldu, ancak isimlerinin kentte şu an için hiçbir karşılığı yok. Bundan sonra da olmaz.
Arazileri, Ziraat ve veteriner fakültelerinin eğitime dönük amaçları doğrultusunda da kullanmak mümkün, ancak nedense denenmiyor. Belki de imar kadar rantı yoktur.
Bilim mi, ticaret mi?
Bana kalsa bilim, ama dönemin ruhu ticaret diyor!
Kravatlı, kravatsız çetelerde iç içe geçmiş, kendilerine göre gelecek inşa etmeye çalışıyorlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.