Yalana ‘Teyit’ olur mu?

6-7 Eylül 1955, Türkiye’nin yüzleşmesi gereken karanlık tarih.

6 Eylül 1955 günü Selanik’te Mustafa Kemal Atatürk’ün evinin bombalandığı şeklinde bir haber radyodan duyuldu. Ardından İstanbul'da Expres Gazetesinin haberi yıldırım baskı ile yayıldı. Kıbrıs müzakereleri nedeniyle mevcut olan gergin atmosfer bir anda yaşanan bu olay ülkedeki azınlıklara karşı eylemlere dönüştü.

Başta İstanbul olmak üzere birçok ilde protesto mitingleri ve yürüyüşler yapıldı. Aynı günün akşamı İstanbul’daki gösteriler olayı protestodan çıkıp azınlıklara karşı saldırılara dönüşmeye başladı. İstanbul’da yaşayan azınlıklara yönelik saldırı ve yağma başladı. Olaylar sırasında ölenler oldu.

İstanbul'un her yerinde yağmalar yapıldı.

‘Selanik’ söyleminden bugüne uzanan süreçte Maraş, Çorum, Sivas’taki katliamların ana nedeninin tehlikeli söylemler olduğunu biliyoruz. Yüzlerce yurttaşın katledilmesine, binlercesinin yerlerini yurtlarını terk etmesine neden olan olayların tecrübesine sahip bir ülke bir daha bunların olmasına elbette ki izin vermez.

*

‘Cami yaktılar’ demek, tehlikeli bir söylem, toplumsal hassasiyetlerin ucunu kaşıyor, kanatıyorlar.

Hiç doğru değil.

Yeni Maraşlar, Sivas’lar, Çorumlar yaratılmasına bu toplum izin vermez.

Asla.

İstanbul’da yakılmış bir cami yok.

Bira içen de olmamıştı camilerde.

9 yıl geçmiş, hatırlatmalar yapılıyor.

O günkü iddiaların yalan olduğu zaten ortaya çıkmıştı.

Şimdi yalana ‘Teyit’ yapıyorlar!

Hem de 9 yıl sonra.

Seçim kulvarına girilirken, bu hatırlatmaların yapılması manidar.

Bilerek, isteyerek yapılan algı operasyonları.

Birilerinin bu martavallara inandıklarını biliyorlar.

Camilerin ‘ahır yapıldığı’ yalanının 90 yıldır konuşulması gibi.

İsmet İnönü’nün ‘Asker kaçağı’ olduğu yalanı gibi!

Muhafazakâr sağ’ın taktiksel yapısında bir değişiklik yok, ‘amaca varmak için her şey mubahtır’ anlayışı ile kendi hedeflerini kolaylaştırıp, başkalarının hedeflerini karartıyorlar.

*

Söylemler toplumsal tahriklere neden olabileceği gibi toplumsal sakinliğe de zemin hazırlayabilir.

Birileri sakinlikten beslenir ki, bu toplumsal huzurun temelidir.

Birileri de kaos’tan, tahrikten beslenir ki, bununda vardığı nokta toplumsal huzursuzluktur, kin, nefret ve öfkede ifadesini bulur.

Bu hatırlatmalara, korku salmaya, insanları, grupları suçlamaya hiç gerek yok.

Erken ya da zamanında bir seçim, bir de sandık zamanı.

Sandıkla gelen, sandıkla gitsin.

Türkiye Ortadoğu ülkesi değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.