Av. Güler Koçyiğit

Av. Güler Koçyiğit

Zamanın Kışı

Zamanın Kışı

Eskiler için kış, yalnızca havanın soğuması değildi. O, zamanın ağırlaştığı, hayatın daraldığı, insanın hem dışarıda hem içeride sınandığı bir dönemdi. Bu yüzden kışı tek kelimeyle anlatmaz, onu bölümlere ayırırlardı. Çünkü bilirlerdi ki her soğuk aynı değildir; her karanlık aynı derinlikte yaşanmaz.

Halk takvimine göre kışın en sert günleri Erbaîn ile başlardı. 22 Aralık’ta girilen ve 30 Ocak’ta sona eren bu kırk gün, Anadolu’da Zemheri, Kürtçede Çile ya da Çileya Mezin olarak anılırdı. Toprağın sustuğu, hayvanın içeri çekildiği, insanın ise kabuğuna kapandığı günlerdi bunlar. Soğuk sadece sokaklarda değil, evlerin içinde, yüzlerde, kelimelerde dolaşırdı.

Bugün dönüp baktığımızda, yalnızca mevsim olarak değil, gündem olarak da uzun bir Erbaîn yaşadığımızı söylemek zor değil. Dünyanın dört bir yanında savaşlar, göçler, adaletsizlikler; ülkemizde bitmeyen bir gerginlik hâli… Hava kadar soğuk, kelimeler kadar sert bir zaman dilimi. Sanki yalnızca coğrafya değil, siyaset de donmuştu. Toplumlar içeri çekilmiş, insanlar umutlarını kısmıştı.

Ama eskiler şunu da bilirdi: Erbaîn sonsuz değildir.

31 Ocak’la birlikte Hamsîn başlardı. Elli gün süren bu dönem, soğuğun bittiği değil ama yön değiştirdiği zamandı. Sertlik yerini bekleyişe bırakır, kararlılık umuda karışırdı. Güneş bazen görünür, bazen kaybolurdu; ama artık onun varlığı inkâr edilemezdi. Kürtçede bu döneme özel keskin bir ad verilmezdi; daha çok Çileya Biçûk, yani küçük çile denirdi. Çünkü zorluk sürse de insan bilirdi ki en ağır kısmı geride kalmıştır.

Bugün belki biz de siyasette, toplumda, dünyada böyle bir eşiğin kıyısındayız. Her şey bir anda düzelmiş değil, evet. Soğuk hâlâ var. Ama belki artık yön değiştiriyor. Belki en sert sözler söylendi, en ağır bedeller ödendi. Şimdi sıra, nefes almayı yeniden hatırlamakta.

Dedelerimiz zamanı yönetmeye çalışmazdı; onunla uyumlanırdı. Ne zaman susulacağını, ne zaman bekleneceğini, ne zaman yeniden konuşulacağını bilirlerdi. Bu yüzden onların takvimi yalnızca mevsimleri değil, toplum hâllerini de anlatırdı.

Belki de bugün bu eski bilgeliğe her zamankinden fazla ihtiyacımız var. Çünkü halk takvimi bize şunu söyler:

Her kışın bir vakti vardır. Ve hem doğada hem hayatta, en uzun çilenin ardından bile yönü değişen bir zaman mutlaka gelir.

Umarım biz de şimdi o zamandayız.

Sevgiyle … ????

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Av. Güler Koçyiğit Arşivi
SON YAZILAR