Güler  Koçyiğit

Güler Koçyiğit

AHIM DA VAR AHDIM DA !

Her şey yazın Tigris Gazetesini ziyaret ettiğim sırada  sohbet ederken Tigris Gazetesinin Sevgili Müdürü, benim de Değerli Arkadaşım İlyas Akengin’in, “Hocam okul bitti mi ?” diye sormasıyla başladı.

“Evet bitti.” deyince de, süreci ve o dönemde yaşananları, bize yaşatılanları bildiği için, “ O zaman sizinle bir röportaj yapalım, bu başarı hikayesini herkes bilsin Hocam.”  dedi.

Ve röportajımız “ Açığa Alınan Öğretmenin Azmi ! ” başlığıyla geçen hafta gazetede yayınlandı. Çok tşk ederim, İlyas Beye ve ekip arkadaşlarına…

Çok şükür Rabbime, bana yaşatılan o olay ve yapılan o haksızlıktan bir başarı hikâyesi çıktı ama herkes için o kadar da kolay olmadı. Mesela Suruç’ta ihraç edilen bir Eğitim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) üyesi bir meslektaşım, hayatını idame ettirebilmek için Mersin de çalıştığı bir inşaat şantiyesinde, inşaattan düştü ve öldü…

Röportajla ilgili geri dönüşler çok güzeldi. Benimle birlikte o dönemde bu olumsuzluğu yaşayan onlarca arkadaşım, “Duygularımıza tercüman oldun Hocam” dedi.

Umuyor ve diliyorum ki, röportajı okuyan insanlar içinde “ Ne gereği var, bitmiş gitmiş. Üzerinden yıllar geçti. O dönemi tekrar hatırlatmanın ne gereği var ?” diyenler olmamıştır.

Çünkü herkes konuştu o dönem, yersiz konuşmalar, yorumlar oldu ama esas konuşması gereken, çok masumane ve insancıl bir düşünceyle  “insanlar ölmesin, çatışma ortamı bitsin.” diye eyleme katılan ve çok mağdur edilen bizler konuşamadık. Ortam bulamadık, dinlenilmedik, belki korktuk…

Düşünüyorum da, nasıl da gün doğmuştu o dönemde bunu fırsat olarak kullanan kötü niyetli insanlara. Çok kötü, art niyetli, fırsatçı, ahlaksız, hiçbir insani değeri taşımayan insanlar onlar. Kurabileceğim hiçbir cümle onların nasıl kötü olduklarını anlatmaya yetmez. Nasıl da kullandılar bu olayı hem de hiçbir zaman sahip oldukları bir yetenek veya kişisel bir başarı sağlayıp elde edemeyecekleri imkânları, statüleri elde etmek ya da korumak için…

Kendi kötülüklerini ört-pas etmek, nemalanmak, sivrilmek için yaptılar bunu ama Allah kötüye fırsat verir mi hiç?

Diyarbakır küçük yer, takipteyiz, duyuyoruz, görüyoruz, biliyoruz. Bilişim çağında dünya bile küçük artık tüm Türkiye duyuyor, duydu o insanların ne mal olduklarını… J))

Biliyor musunuz, o gün bizim ceza almamız için mesai harcayan insanların hiçbiri şu an o görevlerinde değil… Tek tük kalmışsa bile bilsinler ki Allah onlarında yaptıklarını yanlarına bırakmayacak, sadece daha çok fahş olmak için sıralarını bekliyorlar…

Ah aldılar onlar! Binlerce insanın ekmeğiyle oynayarak ah aldılar…

Biliyoruz, o insanlar vicdanlı, Allahtan korkan, kuldan utanan insanlar değil. O yüzden vicdan azabı çeksinler demiyorum, vicdan yok onlarda. Sadece şunu diliyorum Rabbimden, tek korktukları, ne mal olduklarının anlaşılması ve kötülük yaparak, kötülüğün içinde olarak elde ettikleri şeyleri kaybetmektir. Yaşadıkları her gün, aldıkları her nefes o korkuyla geçecek. Bizim ekmeğimizle oynadılar o dönemde ama bilsinler ki yaşattıklarının yüzlerce katını yaşamadan ölmeyecekler…

 

Çoğumuz daha o zaman döndük görevlerimize, yapmak istediklerine çok ulaşamadılar. Ha ihraçlar oldu yine de ama takip ediyorum, yavaş yavaş dönüyor meslektaşlarım komisyon kararlarıyla görevlerine. Hepsi dönecek, hepsi özlük haklarını alacak ve bu yaşadıkları olay onlar için hiçbir zaman utanç sebebi olmadı-olmayacak. İnsanlar ölmesin diyebilmekten daha büyük bir onur kaynağı olabilir mi ?

Ben öğretmenlik mesleğimden çok şükür kendi isteğimle ayrıldım artık. 25 yıl büyük bir performansla, emekle, özveriyle çalıştım, binlerce öğrencim için elimden geleni yapmış olmamın büyük vicdani rahatlığıyla tadında bıraktım. Çok şükür bin şükür Rabbime, aciz kullarının kötülüğüne fırsat vermeyen, bütün oyunları bozan elbette ki O dur …

Bundan sonra serbest avukat olarak çalışıp, insani değerlerimden taviz vermeden insanlara yardım etmeğe devam edeceğim yine.

Ama Ahım da var, ahdım da var o kötü insanların üzerinde.

Çok uzun bir röportajdı aslında. O dönemde yaşananları, yapılanları, hissettiklerimizi, göreve döndükten sonra bile çalıştığımız kurum ve okullarda çoğu liyakatten uzak yalakalık yaparak müdür ya da müdür yardımcısı olmuş kişilerin bize yaptıklarını anlattığım uzun bir röportajdı.

Söylediğim şeylerin hepsi yayınlanmamış, demek ki o kadar çok şey söylemişim ki, gazetenin bunu yayınlaması teknik açıdan mümkün olmamış… J))

O yüzden bu haftaki yazımda değinmek istedim bende. Ara ara yazacağım yine…

Ne demiş atalarımız ?

Sen doğru ol, eğri belasını bulur … Ben doğru kalmaya devam edeceğim …

Mevlam büyük…

Sevgiyle …J)

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum