Bir Meyhane, Bir Nükte, Bir Diyarbekir Hikâyesi: Mehmet Ekici

Nam-ı diğer Piknik Bozo
“Buraya dertlerinizi unutup piknik yapmaya, hayatı güzelleştirmeye geldiniz.
Masadaki şişeyi değil, gönlünüzü doldurun.
Rakının sarhoşluğu sabaha geçer ama kırılan kalbin sarhoşluğu geçmez.”
Bu sözler, onun mesleğine nasıl baktığını da anlatıyordu.
İnsanlar kapısından yalnızca yiyip içmek için girmesin; biraz gülsün, konuşsun, derdini unutsun istiyordu.
Onun için masa, biraz da muhabbet demekti.

Mehmet Ekici…
1935 yılında Diyarbekir’de dünyaya geldi.
Çocukluğu ve gençlik yılları Saraykapı’da geçti.
Eski Diyarbekir kültürünün içinde büyüdü.
Halis muhlis bir şehir çocuğuydu.
Beyaz tenli ve sarışın olduğu için ona “Bozo” dediler.
Bu lakap zamanla adının önüne geçti.
İş hayatına dönemin önemli mekânlarından Turistik Otel’in mutfağında soğuk mezeci olarak başladı.
Sonra restoran bölümüne geçti, garsonluk yaptı.
Mesleği çekirdekten öğrendi.
Mezenin nasıl hazırlanacağını da biliyordu, masaya nasıl sunulacağını da…
Ama yıllar içinde insanı da tanıdı.
Hazırcevaplığı, nüktedanlığı ve hoşsohbetiyle çevresinde sevilen biri oldu.
1964 yılında Dilan Sineması’nın altında kendi yerini açtı:
Piknik Bozo.
O yılların Diyarbekir’i, sosyal ve gece hayatıyla oldukça renkliydi.
Dilan Sineması’nın çevresi ve arkasındaki, halkın “Pavyonlar Sokağı” diye andığı bölge; yerel halkın, memurların, sanatçıların ve kente gelen misafirlerin uğrak yerlerinden biriydi.
Piknik Bozo da tam bu canlı dünyanın içinde kendine özgü bir yer edindi.
Mekân, Diyarbakır’ın erken dönem meyhane kültürünün bilinen adreslerinden biri hâline geldi.
Bozo, Turistik Otel mutfağından öğrendiği soğuk mezeleri ve zeytinyağlıları kendi sofrasına taşıdı.
Mehmet Ekici masaların arasında dolaşırdı.
Kimin derdini dinleyeceğini, kimin taşkınlığını bir sözle yatıştıracağını bilirdi.
Bazen babacan bir ağabey, bazen nüktedan bir esnaf, gerektiğinde de ağırlığını koyan eski usul bir Diyarbekir adamıydı.
Belki de “Piknik” adı bu yüzden ona bu kadar yakıştı.
Hayatı biraz daha neşeli, biraz daha paylaşılır kılmak istiyordu.
Mekânı zamanla yalnızca bir meyhane değil, dostların aynı masa etrafında buluştuğu bir muhabbet yerine dönüştü.
1989 yılında aramızdan ayrıldı.
Geriye yalnızca bir meyhane adı değil;
bir dönemin muhabbetini,
masalarda kalan kahkahaları,
hazırcevap nükteleri
ve eski Diyarbekir’in renkli gecelerinden bir hatırayı bıraktı.
Mehmet Ekici…
Nam-ı diğer Piknik Bozo.
Saraykapı’da büyüyen…
Mesleğe bir otel mutfağında başlayan…
Sonra kendi sofrasını kuran…
Mezesi kadar nüktesi ve insanlığıyla da hatırlanan eski Diyarbekir’in renkli simalarından biri.
Bugün o masalar yok.
Dilan Sineması’nın çevresindeki eski eğlence hayatı da çoktan değişti.
Ama onu tanıyanların hatırasında hâlâ o cümlesi kaldı:
“Masadaki şişeyi değil, gönlünüzü doldurun…”
Çünkü Piknik Bozo’dan geriye yalnızca bir meyhane adı değil;
eski Diyarbekir’in muhabbetinden bir parça kaldı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.