BİR SORUYLA UYANMAK
Bir sabah uyanırsın ve o basit soru düşer zihnine: “Yaşam kiminle paylaşılır?” O an belki yanında kimse yoktur, belki de bir kalabalığın ortasındasındır; fakat içinden geçen şey bir boşluk ya da bir yankıdır. Çünkü insan, ne tam anlamıyla yalnızdır ne de başkalarıyla bütünüyle bir. Yaşam dediğimiz şey, çoğu zaman bu iki hâlin arasında salınan bir varoluş deneyimidir.
Yaşam, tek başına sürüklediğimiz bir yük gibi mi yaşanır, yoksa bölüştüğümüzde hafifleyen bir anlam mı taşır? Doğduğumuz andan itibaren hayatı birileriyle paylaşırız: annemizle, babamızla, kardeşimizle, öğretmenimizle, dostlarımızla, âşık olduklarımızla. Ancak asıl soru şudur: Bu insanlar gerçekten bizimle midir, yoksa biz onlarla olmak istediğimiz için mi yan yanayız? Daha da derin bir yerden bakıldığında, bir insanla “birlikte olmak” ne anlama gelir?
Yalnızlık İle Birlik Arasında İnsan
Paylaşmak kelimesi çoğu zaman bölmeyi çağrıştırır. Ekmek paylaşılır, zaman paylaşılır, sevinç paylaşılır. Oysa yaşamı paylaşmak, maddi bir şeyi ikiye bölmekten çok daha fazlasıdır. Yaşam, çoğu zaman anlamın bölüşüldüğü, sessizliğin paylaşıldığı, hatta kelimelere ihtiyaç duyulmadan birlikte susulabilen anlarda ortaklaşır. Aynı dili konuşmak değil, aynı duyguda buluşmak gerekir; çünkü yaşam, sözcüklerin çok ötesinde yaşanır.
Paylaşmak: Bölmek Değil, Derinleştirmek
Birlikte geçirilen zaman, gerçek bir paydaşlık için yeterli değildir. Asıl yol arkadaşlığı, birlikte değişebilmekle ilgilidir. Herkesle yürünmez, herkesle susulmaz, herkesle ağlanmaz ve herkesle yaşanmaz. Bazı insanlar vardır; yanınızda olmalarına rağmen sizinle değildirler. Bazıları ise kısa süreliğine hayatınıza dokunsa bile iz bırakır.
Aynı Dil Değil, Sevgi Dolu Yaşam Bütünlüğü
Kimi zaman yaşamı, bizi en çok anlayanla değil; en çok dönüştürenle paylaşırız. Bizi zorlayan, kızdıran, aynada görmediğimiz taraflarımızı gösteren kişilerle. Çünkü yaşam yalnızca huzurdan ibaret değildir; fark etmeyi, görmeyi ve yüzleşmeyi de içerir. Paylaşım; sevgi, dostluk ve sabır gibi emek ister. Sadece sevmek yetmez, birlikte acıya dayanmak, birlikte düşmek ve birlikte kalkmak gerekir.
İnsan bazen yaşamı, hiç tanımadığı bir yabancıyla da paylaşır. Sokakta rastlanan bir gülümseme, bir çocuğun bakışı ya da bir kitapta altı çizilen tek bir cümle… Yaşam sadece tanıdıklarla değil, yol boyunca karşılaşılanlarla da bölünür. Bu paylaşımlar kalıcı olmayabilir ama yine de gerçektir; çünkü iz bırakırlar.
Yaşamı paylaşmak, sadece birlikte olmak değil; birlikte var olabilmektir. Aynı hayali kurabilmek, aynı yükü taşıyabilmek ve aynı gökyüzüne bakarken farklı hayallere de alan açabilmektir. Bazen konuşmadan birlikte susabilmek, en derin paylaşımlardan biri hâline gelir. Paylaşım, belki de en çok acıda sınanır; çünkü acı, gerçek olanla sahte olanı ayırır.
Ve insan bir noktada şunu fark eder: Yaşamı kiminle paylaşacağını seçerken, aslında kendisini de seçmektedir. Kimde var olduğunu hissediyorsa, onunla yürür bu hayatı. Gözlerinin içinde bir huzur ve bütünlük hissi bulduğuyla, kendisi olmayı unutturmayanla, konuşmasa bile anlayanla ya da sadece birlikte susabilenle.
Yaşam, aynı evi paylaştıklarımızla değil; aynı hissi ve frekansı taşıdıklarımızla paylaşılır. Bazen tek bir insan yeter, yaşamın bütün anlamını yerinden oynatmaya.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.