Özgür Yılmaz Biçen

Özgür Yılmaz Biçen

Bizimle sizin aranızda, ancak bir çizgi kadar fark var

Avukatlık mesleği, insanların topluluk içerisinde birlikte yaşamaya başlamasından itibaren ortaya çıkan problemlerde, savunma hakkının bir vekil-temsilci aracılığı ile kullanılması üzerine ortaya çıkmıştır.

Avukatlar yasa ile kendilerine verilen görevleri her türlü zor koşullara rağmen var gücüyle ve  hukuk içinde yerine getirmeye çalışmaktadırlar. Bu meslek var olduğu sürece de aynı doğrultuda yerine getirmeye çalışacaklardır.

Hak arama özgürlüğünü yaşama geçiren, adil yargılanma sağlanmasında çok önemli rolleri bulunan yargının kurucu unsuru, savunmanın temsilcisi Avukatların ve Avukatlık mesleğinin sorunları çok ciddi boyutlara ulaşmaya başlamıştır. Avukatlar görevlerini ifa ederlerken ciddi boyutlarda saldırılara uğramakta, can güvenlikleri sağlanamamakta ve çoğu zaman özgürce savunma yapamamaktadır. Meslektaşlarımız, mali – ekonomik- sosyal güvenlik - gelecek kaygısı gibi çok ağır sorunları bulunmakta ülkede ki mevcut  hukuk anlayışının bir sonucu olarak günlük mesleki faaliyetleri sırasında da sayısız engellerle karşılaşmaktadırlar.

Son günlerde özellikle Gebze'de Avukatların Çantalarının x-ray cihazlarından geçirilmeye çalışılması, Gaziantep’te bir Avukatın işlediği iddia edilen suçun görev suçu şüphesi kapsamında olması ve bakanlık iznine tabi olmasına rağmen tutuklanma talebiyle sorguya sevk edilmesi Avukatların olağan şüpheli olarak görünmesi, çok kolay Hakim, Savcı önüne çıkarılmaya çalışılması üzerine aklıma gelen bir film sahnesini hatırlatmak fayda var.

Her Ramazan ayında sıkça tekrarlanan Anthony Quinn gibi bir ustanın başrolde oynadığı İslamiyet’in doğuşunu anlatan en iyi filmlerden biri olan çağrı filmini herkes seyretmiştir.

Filmin en muhteşem sahnelerinden biri Habeşistan’a göç eden Müslümanlar ile Habeşistan’ın Hristiyan kralı Necaşi ile arasında  geçen konuşmadır. Veziri, Müslümanların kralın önünde eğilmemesi Hz. Muhammed’in mucizelerinin bulunmaması gibi vs nedenleri ileri sürerek kralı ikna edip zincire vuracakken, heyetten biri Mekke de eziyet çektiğimiz zaman Hz. Muhammed, Habeşistan a gidin dedi! Orası  adil kralın ülkesidir, orada kimseye haksızlık yapılmaz, diye buyurdu. Ardından Müslümanlarla, Hristiyanların tek tanrının kitabına inandıklarını, Kuranı Kerim’de anlatılanların neler olduğunu, anneye saygıyı, Kuranda Hz. İsa’nın nasıl anlatıldığını anlatınca Kral,Hz. Muhammed’in sözleri ile Hz.İsa’nın sözlerinin aynı lambadançıkan iki ışık gibi olduğunu söyler ve devamla asasını heyette konuşan temsilcinin önünde çizerek ‘‘sizinle bizim aramızda çok fark yok ,ancak şu çizgi kadar’’ der. Bu cümle çok değerli bir cümledir. Bu cümleyi dinden ve dini kavramlardan bağımsız olarak, bazen yakınlığı,aynı amaç için çalışmayı anlatmak için kullanıyorum; bizimle sizin aranızda ancak bir çizgi kadar fark var.

Avukatların yargılamaları sırasında savcıların, hakimlerin bazen aynı hukuk fakültelerinden mezun olduklarını, aynı yemekhaneden yemek yediklerini, kendilerine hukuk dersi anlatan hocaların aynı hocalar olduklarını unutuyorlar. Elbette ki hukuk fakültelerinden mezun olup Avukatlık yapanların hepsi sütten çıkmış ak kaşık değil. Peki aynı hukuk fakültelerinden mezun olan hakim ve savcıların hepsi öylemi? Savunmanın olağan şüpheli olarak görünmesinden ve Avukatların bu kadar kolay yargı önüne getirilmesinden vazgeçilmesi gerekmektedir.

Ankara Barosu ve Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı yapmış ,eli kalem tutanların başında gelen Av. Vedat Ahsen Coşar’ın  dediği gibi;

‘‘Biz Avukatlar hakkı savunuyor, hakkı tavsiye ediyor ve iyiyi doğruyu güzeli yapıp sabrediyoruz.’’

Savunmayı-Avukatlık mesleğini zayıflatıp, yargıyı ayakta tutmak olanaklı değildir. Yargının güçlü olması, ancak güçlü ve bağımsız savunmayla sağlanır. Savunmayı göz ardı edenler bir gün savunmaya ve Avukata gereksinim duyma ihtimalleri olduğunu unutmamalıdırlar. Toplumun tamamının hatırlaması gereken şey şudur; Avukatlar ihlal edilen bütün hakların koruyucusudur.  

Hukuk devletine işlerlik kazandıran yargı bağımsızlığının olmazsa olmazı ve en önemli özelliği “savunma” ve savunmanın özgürce yapılabilmesidir.

Savunma çökerse, kimse toplumda yargıya güvenin yüksek olduğunu iddia edemeyecektir. Avukatlar işlerini özgürce yapabildiklerinde ve hak ettikleri değerin kendilerine gösterilmeleri halinde, toplum kendisini güvende hissedecektir. Çünkü yargılamaya toplum adına katılarak yargı kararlarının alenileşmesine ve demokratikleşmesine katkı sunmaktadırlar.

Bu vesileyle insan haklarının, demokrasinin ve hukuk devletinin güvencesi olan, tırnağını dişine takarak çalışan, meslektaşlarımın ‘‘ 5 Nisan Avukatlar Günü ’’ kutlu olsun.

                                                                                                         

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.