Ebrari insanlığı yıkıma sürükleyen tiranlar
“Hafif ruhlu kaderin beslemeleri / Yeryüzünün tiranları! Titreyin! / Ve siz, metin olun, dinleyin! / Kalkın ayağa, düşkün köleler!”
Kendisini sosyal medyada İsa peygamber gibi resmedip, İran’a yaptığı saldırıyı meşru göstermeye çalışan ABD lideri Trump’a, Katoliklerin ruhani Lideri Papa 14. Leo, hazmı kolay olmayan bir tepkide bulunmuştur.
Papa bu tepkisinde, büyük Rus şair ve yazar Alexander Puşkin’in, 19. yüzyıl çarlık Rusya’sının baskıcı ve zalim yönetimine tepki olarak kaleme aldığı, “Hürriyet” adlı şiirinde yer alan yukarıdaki dizeleri, aklından okur gibiydi.
Afrika Ülkesi Kamerun’da kendisini dinleyen kalabalığa yaptığı konuşmada Papa; "Dini ve Tanrı'nın adını kendi askeri, ekonomik ve siyasi çıkarları için kullananların, kutsal olanı karanlığa ve pisliğe sürükleyenlerin vay haline" deyip, dünyanın “bir avuç tiranın” izlediği savaş politikaları nedeniyle yıkıma sürüklendiğini ifade etmiştir!
Papa’nın karanlık ve pisliğin sebebi olarak ifade ettiği “Tiran ”lığı biraz açmanın, günümüz insanı ve onların tercih ettiği yönetim ve yöntemlerin, bu sıfata ne kadar benzediğinin anlaşılması ve yaşamımızda var olan tiranları tanımamız açısından, faydalı olacaktır!
Tiranlık, Yunan medeniyetinde, MÖ 8. Yüzyıldan başlayarak günümüze kadar süregelen, hukuka, anayasa ve yasalara bağlı kalmaksızın, halkı zorba, acımasız ve gaddar yöntemlerle yöneten hükümdarlar için kullanılan bir deyimdir.
MÖ 4’üncü yüzyılın filozofları Aristoteles ve Platon’a göre tiranlık; krallık, padişahlık, imparatorluk gibi monarşilerin bozulmuş halleri olup, yönetenin, kendisi ve çevresindekilerin menfaatlerini, toplumun insani ve hukuki haklarından üstün tutmasıdır.
Yunan filozof Platon’a göre tiranlar "yargılamanın aracı olan yetenekten", yani akıldan yoksundurlar. Tiran adam köledir, çünkü onun en iyi yanı (aklı) köleleştirilmiştir ve aynı şekilde tiranla yönetilen devlet de köleleştirilmiştir, çünkü o da akıl ve düzenden yoksundur.
Yakın zamanın tiranlarına da; Almanya’yı felakete sürükleyip, ikinci dünya savaşında yüz milyona yakın insanın ölümüne sebep olan Adolf Hitler, Hitler’in yanında yer alıp İtalya’yı felakete sürükleyen Benito Mussolini, Sovyetler Birliği’nde otuz yıla yakın zorba bir yönetim sürdüren Joseph Stalin ve kendi menfaati için halkını zehirli gazlarla katleden Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin gibi bir kısım şahsiyetleri örnek göstermek mümkündür.
Tiranları, geçmişte olduğu gibi günümüzde de yaratanlar, maalesef toplumların din adına sözüm ona otorite kabul ettiği insanlar ile bir kısım çıkar çevreleridir.
Her dönemde; siyasi gücü zorla veya seçimle ele geçirip, halkını güya Allah adına, kutsal değerler ve milli beka adına yönettiğini dile getirip, hukuk, anayasa ve yasaları kendisi veya tebaasının menfaatleri doğrultusunda kullanan, Trump ve Netenyahu gibi liderler de ya tirandır, ya da tiran olma yolundadır!
İlginç olan şu ki, Netenyahu gibi bir Tiran’ı yaratan bir kısım Yahudi din adamı ile Yahudi iş adamları iken, Trump gibi bir Tiranı yaratan, İran’a saldırıya destek veren Ortadoğu’daki Müslüman ülkelerin liderleri ile Müslüman din adamları olup, bu tiranlara karşı yüksek sesle tepki veren de Hristiyan bir din adamıdır!
Siyasi güç sahibi tiranları konuşurken, günlük yaşantımızın egemenleri, küçük tiranlara yer vermemenin haksızlık olacağı değerlendirilmektedir!
İş yerlerinde, narsist ve aşırı kontrollü yönetim tarzını uygulayıp, yetkilerini aşarak, çalışanlara mobing uygulayan yöneticiler de birer tirandır!
Öğretmenin öğrenciye, doktorun hastaya, avukatın müvekkile vb. verdiği mesleki hizmetleri beğenmeyip, meslek sahiplerine şiddet uygulayan zorba vatandaş ta bir tirandır
İkili ilişkilerde, kendi doğrularını, yaşam tarzını, duygu ve düşüncelerini muhataplarına dayatan ve onların iradelerini yok sayıp, yaşamlarını kontrol altına almaya çalışan figürler de birer tirandır.
Ve nihayetinde boşanmak isteyen karısını, okuldaki öğretmen ve öğrencileri, her türlü insani değerden yoksun bir mantıkla katleden kişiler de, tiranlık özentisi zavallılardır!
Uzmanlar; tiranlarla yaşamın bir mecburiyet olmayıp, onunla mücadele etmenin en doğru ve basit yolunun, tiranın müdahale ve kontrol edemeyeceği alanları tespit edip, ona itaat etmemek olduğunu ifade etmektedirler.
Bunun için de, tiranlarla çatışmadan; siyasetçiye yanlışlarını yüzüne karşı haykırıp, ihtiyacı olduğunda destek vermemenin, zorba yönetici ve vatandaşlarla yasalar çerçevesinde mücadele etmenin uygun olduğu, ikili ilişkilerdeki tiranlar konusunda ise ilişkilerini tez elden bitirmeleri ya da gözden geçirmeleri konusunu, okuyucularımızın takdirine sunuyorum.
Her halükarda bireylerle toplumların; iyilik sahibi, sadık ve dürüst anlamlı Ebrar yöneticiler tarafından yönetilmeye hakkı olup, insani yaşam hakları ile hukuka dayalı özgürlükleri, egoist tiranlara feda edilmeyecek kadar değerlidir!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.