Gürültü Çağında Sağduyuyu Kaybetmek
Her gün yeni bir krizle uyanıyoruz. Ekonomi, adalet, güvenlik, dış politika… Başlıklar değişiyor ama hissiyat aynı: Sürekli bir gerginlik, sürekli bir telaş hali. Sanki toplum olarak hiç bitmeyen bir alarmın içinde yaşıyoruz.
Oysa asıl tehlike, krizlerin kendisi değil; krizlere verdiğimiz refleksler.
Sosyal medya çağında yaşıyoruz. Bir olay oluyor, dakikalar içinde hüküm veriliyor. Görüntüler paylaşılıyor, etiketler açılıyor, infial büyüyor. Kimse “Bir duralım, ne oldu?” demiyor. Çünkü durmak zayıflık, düşünmek gecikme, sağduyu ise reyting kaybı sayılıyor.
Bu hız çağında en büyük kaybımız, muhakeme.
Eskiden haber ertesi gün gazetede okunurdu. Okur düşünürdü, tartardı. Şimdi ise saniyeler içinde taraf olmak zorundayız. Ya bizdensin ya onlardan. Ya tamamen haklısın ya bütünüyle suçlu. Gri alanlara tahammül kalmadı.
Oysa hayat gri.
Ekonomide yaşanan sıkıntılar bir günde oluşmadı, bir günde de çözülmeyecek. Toplumsal gerilimler tek bir olayın sonucu değil, birikmiş duyguların dışavurumu. Güvenlik sorunları sadece polisiye mesele değil; eğitimden adalete kadar uzanan bir zincirin halkaları.
Ama biz zinciri değil, sadece kopan halkayı konuşuyoruz.
Daha da kötüsü, öfke artık bir siyaset dili haline geldi. En sert konuşan, en çok alkışı alıyor. En yüksek ses, en doğru sanılıyor. Oysa tarih bize şunu defalarca gösterdi: Yüksek ses her zaman haklı değildir.
Toplum olarak en çok ihtiyacımız olan şey belki de sakinlik. Soğukkanlılık. Bir adım geri çekilip tabloya bütünden bakabilme cesareti.
Sağduyu modası geçmiş bir kavram değil; tam tersine, bu çağın en radikal tutumu.
Çünkü sağduyu; kolay olanı değil, doğru olanı seçmeyi gerektirir. Anlık tatmini değil, uzun vadeli iyiliği düşünmeyi gerektirir. Alkış değil, sorumluluk ister.
Gazeteciliğin de sınavı burada başlıyor. Manşet atmak kolay, zihin açmak zor. Kışkırtmak kolay, sakinleştirmek zor. Ama kalıcı olan, her zaman zor olandır.
Belki de artık şunu sormalıyız: Haklı çıkmak mı istiyoruz, yoksa birlikte çıkış yolu bulmak mı?
Cevap, sadece siyasetçilerin değil; hepimizin karakterini gösterecek.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.