Kimlikte harfler kayıp!

Cumartesi günü sabahın erken saatlerinde hani o çatışmalı zaman diliminde yakılan-yıkılan Yeni kapı, ‘Gâvur mahallesi’ var ya… İşte orada turladım. Evet… Nefes almak için… Ruh temizliği için… Çok bilinçli bir gidiş değil aslında, ayaklar çekiyor. Sıkıntılı anlarımızda bizi oraya çeken bir ruh halimiz var bizim, yani orada doğup büyüyen şehir çocuklarının tümü için geçerli. Bir tek kendi adıma değil, onların adına da söylüyorum.

İyi ki böyle bir aidiyetimiz var.

O bölgede kalan kadarıyla.

Eski taş yapılarda onarım, restore, düzeltme gibi çalışmalar hala devam ediyor, ne zaman biteceği konusu da bana göre net değil. Bu şekliyle tarih ve turizm bölgesi olarak kullanıma uygun bir durumda olduğunu söyleyemeyiz. Restore çalışmaları nedeniyle bölgeye giriş- çıkış yollarının tamamı açık değil, çünkü şantiye görünümü hâkim.

Biz ruhumuzu temizlediğimizi, nefes aldığımızı sanırken, mahallenin ruh hali nedir?

Bilmiyoruz ki,

Bilemeyeceğiz de.

Kimlikte kırılma var, çünkü ortadan birkaç parçaya bölünmüş kentin kimliğinde harfler kayıp!

Kimliği tam da ortasından vurmuşlar, harfler dağınık, toplayıp bir araya getirmek de zaman alacak gibi.

*

Kurşunlu caminin üst köşesinde durdum, Süleyman Nazif İlkokuluna yakın kısmından dümdüz olmuş yeşil alana bakıyorum, göz kararıyla kirada oturduğumuz Harun amca’nın evini canlandırmaya çalışıyorum. Yani doğduğum ev. Evet, işte orası dediğim noktada kalabalık bir aile oturmuş yeşillikler üzerinde piknik yapıyor.

Her nedense önümden geçen birilerine açıklama yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Belki de olan biteni birkaç kelime ile anlatma isteği, arzusu ya da kafalarda netleştirme dürtüsü;

‘İşte benim doğduğum ev buradaydı’ diyorum.

Çok hayret etmiyorlar, yıkımdan, talandan haberleri var demek.

Nasıl olmasın ki, yedi düvel duydu, gâvur mahallesinin yıkılışını, yok oluşunu.

Onlarda farkında, ortasından vurulmuş kimliğin kayıp harflerinden haberliler.

Gözlerin biri birini teselli ettiğine bir kez daha tanıklık ediyorum.

Onlar hazreti Süleyman, ben ise Mardin kapı güzergâhına doğru yürüyorum.

*

O meşhur Diyarbakır Genelevi yerleşkesinin olduğu alanı da kafamda canlandırıyorum. Mahallemizin emekçi komşu kadınlarıyla çocuk aklıyla yaptığımız sohbetlerimizi, verdikleri paralarla bakkaldan ihtiyaçlarını alıp, paranın üstü ile birlikte onlara ulaştırdığımız o zamanlar, filmin şeridi gibi gözlerimin önünden kayıp gidiyor, kimlikten düşmüş bir harfi düştüğü yerden kaldırıp ruhumu şenlendiriyorum.

Hala kimlikten çok harf kayıp, daha çok dolaşacağız, daha fazla ruh halimizi sorgulayacağız, daha çok tarih kokması için çabalayacağız, kaybolan harfleri bulacağız, pazılın parçalarında olduğu gibi yerlerine yerleştireceğiz.

Kent kimliği bu kolay mı?

Bir de bu kent Diyarbakır ise…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.