Nerede kalmıştık?

Kaldığımız yer aslında çok önemli değil.
Önemli olan varlığımız.
O yerdeki şahsi ve toplumsal varlığımızdır asıl olan.
Ne kadar var olduk, ne bıraktık, ne aldık?
Aldıklarımız verdiğimiz kadar mı?
Verdiklerimiz aldıklarımız kadar mı?
Bu alışverişte toplumsal fayda var mı?
Yoksa şahsi, kişisel faydadan mı ibaret?
 
Soru ve sorular bitmez, sordukça da durum derin bir felsefi çözümsüzlükte kaybolur gider. Alıp verdiklerimiz toplumsal ise, ‘nerede kalmıştık’ demek mümkün. Kalınan yerden devam doğanın gereği, yaşamın gerçeğidir.
Elbette ki şahsi değil de toplumsal ise.
 
Nerede kalmıştık sahi?
Son bayramın bir kaç gün öncesiydi ayrıldık.
Çok zaman da olmadı.
Hepi topu 10 gün.
Neler oldu neler!
 
Dünyaya çay sevkiyatı yapan kentin çayı bitmiş, kalmamış, onlara çay dağıttık.
Sel felaketimi, yok canım çok önemli değil, onlar sarar yaralarını içtikleri çayın posasıyla. Rize ve Karadeniz sanki çay’a hasret!
 
Nerede kalmıştık?
Tam bitti derken, korona illetine tavan yaptırdık.
Taziye, düğün, dernek, tatil, turizm derken, yeniden başa dönüş.
Ölen ölene, kalan sağlar Allah’a emanet!
Her yer kan kırmızısı, boğaların bayramı!
Boğalar dolaşıyor ortalıkta, hem de başıboş ve de rastgele savuruyor boynuzlarını.
 
Hastalık, iş ve evlilik gibi kısmete dönüştü.
Kime niyet kime kısmet misali dolaştırıyoruz ortalıkta virüsü.
Bu kez fark etmiyor; genç, yaşlı, aşılı, aşısız kaptırdık gidiyoruz.
Gerçek olan, aşılılar vakayla tanışsa da hafif oluyormuş hastalık süreci.
İşte o nedenle mutlaka aşı olmalı, aşı olmaya davet etmeliyiz insanlarımızı.
 
Nerede kalmıştık?
Şöyle diyeyim; iktidar gitti-gidiyor gibi tartışmanın olduğu bir yerde kalmıştık galiba. O zaman tartışmaya, konuşmaya, anketleri yansıtmaya devam diyeceğiz. Kaldığımız yer önemli çünkü.
Bizden/Bizlerden/Toplumdan çok şey aldılar, hiçbir şey vermediler.
Az biraz bir şeyler verdiyseler de, fazlasını aldılar.
İnsanlar, ellerinde, avuçlarında ne varsa, birikimlerini, varlıklarını bu dönemde, bu iktidarın kendini var ettiği zamanda kaybettiler.
 
Daha fazla fakirleşmemek için, daha fazla ölmemek için, daha fazla aşağılanmamak için, daha fazla özgürlüğümüzü kaybetmemek için.
İnsan için, insanlık için, hak-hukuk-adalet için.
Elbette ki ‘nerede kalmıştık’ diyeceğiz.
İnsanlığın yararına hesaplaşmak toplumsal görevdir.
 
 
 
 
 
 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.