Nicelik mi nitelik mi?

Solculuğu ilk öğrendiğimiz yıllarda büyüklerimizin tartışmalarına tanıklık eder, oradan bilgiler edinir, bir de salık verilen kitapları okumaya çalışırdık. Bugün yazacağımla ilgili yine o yıllardaki tartışmalar aklıma geldi, konuya girizgâh olması için giriş yapayım istedim.
Nicelik mi önemli nitelik mi?
Rakamsal büyüklük olarak anlaşılan niceliksel büyümenin zamanı geldiğinde niteliğe bürünmemesi halinde bir anlamının olamayacağı yönündeki tartışmalar uzar giderdi. Bu tartışma, belki de sayısal olarak az olan siyasi grupların sığınma-savunma refleksinin özgüvenine hitap ediyordu, ancak, sonuç olarak; niteliksel varlık, nicelin nitelle buluşmasının, dönüşmesinin doğru noktaya hitap ettiğini işaret ederdi, şimdi de öyledir diye düşünürüm.
Niye böyle bir girizgâh yaptık, böyle bir güzergâha neden davet ettim siz değerli okuyucu dostları?
Partilerin niceliksel büyümeyle ilgili göğüs germelerine, övünç kaynağı olarak yansıtmalarına, bunun bir ayrıcalık, üstünlük olarak sunulması karşısında bir şeyler söyleme ihtiyacından kaynaklı bir davet oldu, haydi hep beraber deşelim meseleyi, konuşalım, tartışalım.
Siyasal İslam’ın, ılımlı İslam’ın temsilcisi konumuyla siyaset dünyasına ayak basan AK Parti’nin 2002 seçimlerinde iktidarına çok sıcak bakılmamasına rağmen, yüzde 34 ile iktidar oldu, rakam daha sonraki yıllarda yüzde 50’leri aştı. Yüzde elliler nicel bir birikim, nicel bir yükselişti. Rakamın tamamı ideolojik değildi, AK Parti’ye üye olmayanların da oyları sandığa yansımıştı. Ekonomideki istikrar, yatırımlar, askeri vesayet konusu, çözüm süreci gibi yakınlaşmalar yaratan konular iktidarın kalıcılığını perçinlemese de ayakta tutuyordu. Ancak, AK Parti adına niteliğe dönüşen bir birikim değildi, tek başına boşlukta duran bir ‘Nicelikti.’ 
Şu an geldiğimiz noktada, niceliğin niteliğe dönüşmemiş halini izliyoruz. Dışarıdan destek zaten kesilmiş bir durumda, ancak asıl kayıp, Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın da her fırsatta gururla söz ettiği üye sayısıydı. ‘En büyük üye sayısı bizde’ demenin sonsuzluğa hitap etmediğini, ideolojik anlamda bir nitelik olmadığı sürece, nicelin nitele dönüşmesinin mümkün olmadığı bir süreç yaşadılar, 2023 seçimleri bu nedenle 20 ila 25 arasındadır diye düşünüyorum.
Nerede diğer yüzde 25?
Asıl gelmek istediğim nokta ve konu Cumhuriyet Halk Partisi. Bütün kırılmalara, kavgalara rağmen niceliği de niteliği de yüzde 25 ila 30 arasında olan CHP’nin, siyaseten varlığı tartışma konusu değil. Yol yürürken hatalar, eksiklikler, yanlışlar, verilen sözlerin koşullar gereği yerine getirilememiş olmasını bu durumdan azade tutuyorum. 
Demem o ki;
Üye sayısı ile büyüklük olmuyor, yönetim ile ilgili politikaların doğruluğu başarıyı getirir.
Her kesimin sizin üyeniz olması gerekmiyor. Üye olmayanın da yapılan doğru iş karşılığında oyu geliyorsa iktidar ya da iktidar adayı doğru yoldadır. Yani karşı ideolojiden olanın kalbini kazanabiliyorsan, yüreğindeki, kafasındaki doğrulara hitap edebiliyorsan, doğru yoldasın, o kişinin üye olması önem arz etmiyor. Parti dışından gelen o nicel birikim ‘senin değil’ dönemsel olarak iktidarların varlığının yedeğidir.  
İşte bunun için diyorum ki; Rozet takmalarla fazla övünmeyelim. Bu ara bunlar oluyor, gaza gelenler olabilir, nitelik önemli, nicelik geçicidir. Şu geldi, bu geldi, şu kadar katılım gibi algı yönetimiyle ilgili alışılagelmiş siyaset raconlarıyla kadrolar kendini kandırmasın. İktidar kokusuna gelenler umduğunu bulamadığında, bulduğuna gider.
CHP’nin gerçek üyelerinin arayışı ise farklıdır; Demokrasidir, Cumhuriyettir, laikliktir. Bu tercihleri  nedeniyle partilidir. İktidarda ya da muhalefette olması durumu değiştirmiyor.  İşte nicel ve nitel meselesini bu anlamda değerlendirmek gerekir. CHP’yi diğerlerinden ayrı bir yerde tutan gerçek; niteliktir, 50-60 yıllık nitelikli üyelerin varlığıdır.
 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.