Av. Metin Kılavuz

Av. Metin Kılavuz

Obezite İnsanlık

Obezite:  vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı ve anormal yağ birikmesi anlamına gelir.  Hesaplanmasında boy ve kilo üzerinden yapılan, Vücut Kitle Endeksi kullanılır. Konu uzun ve mevzu derin. En iyisi tıbbı değerlendirmeyi uzmanlarına bırakalım.  

Yeniçağın son çeyreğinin temel sorunu; ihtiyaç dışı aşırı tüketim. Buna kapitalizmin yarattığı bir krizde diyebiliriz. Aşırı kazanç elde etme hırsıyla, tüketime dayalı bireyi esas alan ve toplumu bireycileştiren bir anlayış ve yaklaşım. İhtiyaç dışı; gerekenden fazla ve çabuk tüketen insanlık. Bu sonuçtan herkes etkilendi ve etkileniyor. Sanırım en fazla etkilenen Z kuşağı diye adlandırdığımız gençler. 

Pandeminin etkisiyle de daha önce dışarı ile ilişkisi çok sınırlı olan kuşak,(ayrı odası varsa) odalarına kapandı. Ellerde telefon ve kulaklıklarla, internette yeni bir yaşam ve hayalin peşine düşen gençlik. Her evde “yeter artık telefonu alacağım, interneti keseceğim…” şeklinde cereyan eden ve bina koridorlarında yankılanan yüksek sesli tartışmalar.  

Evet ellerinden cep telefonu ve bilgisayar düşmeyen gençler suçlu. Ne de olsa genelde sorunu, sorumluluğu ve suçluyu karşıdakinde arama refleksliyiz.  

Bizim kasap İzzet yeni gençliği kendince; “abe yeni gençler ziraat tavuğu gibi yolda giderken başları ayrı, gövdeleri ayrı gidiyor. Git su faturası yatır desen uçları internet kafeden çıkar” diye tanımlıyor.  

Evet onlar bizi anlamıyor ve suçlu.(ki değil) Peki onları azmettiren kim? Ya da ziraat kuluçkasına yatıran kim? Elbette onların haklarını gasp eden ve ihtiyaçlarını acımasızca ihlal eden önceki kuşak. Tüketmediğimiz; nehir, ağaç, orman, deniz, okyanus, sokak, şehir… Kaldı mı? Ne bıraktık ki onlara, sanık sandalyesine oturtarak her gün tartışıyoruz. 

Bak bıraktıklarımızdan biri Google olabilir. Teknolojik gelişmenin insanlığa faydalı olan kısmı ile ilgilenip diğerinden uzak durmak lazım. Bu google kıyametin alametlerinden biri olsa gerek. Kıyametten önce Deccal  gelecek, her eve girecek ve her şeyi bilecek diye bir rivayetten bahsedilir. Sanırım Deccal google olsa gerek(!)  

Yeni kuşak ile genelde çok yüksek sesli tartışma yerine onları anlamak ve anlamlandırabilmek doğru sonuca ulaşmamıza yardımcı olacaktır.  

Unutmadan, Coin’ci arkadaşlar içinde birkaç söz etmekte fayda görüyorum. Son dönemlerde uyku sorunu çeken, gözaltları uykusuzluktan morarmış, cep telefonunu bir saniyeliğine bile gözünün önünden ayırmayan birini görürseniz, ona kesinlikle Coin bulaşmıştır. Covid’te(sonda ki numarasında yeni bir tartışma başladı) aşı bulundu, Coin’in aşısı da yok.  

Yeni salgın  cep telefonlarına bulaşmış,  sosyal ortamların başlıca sohbet konusu coin. Şuna yatırdım şu kadar kazandım,  sesin etme yeni bir coin var çok bilinmiyor ben ona yatırdım sende yatır  kesin… şu kadar artacak… Aşısı yok ama tedavisi var. Coinsiz hayat. Bir de şu iki coin şirketine şehrimizden kaptırılan paralar konusu yok mu? Neyse bu konuya girmeyeyim gerginlik çıkar. 

Gelecek kuşağın hakkı da dâhil olmak üzere  çok fazla tükettik ve o kadar çok yağlandık ki hiçbir Vücut Kitle endeksi durumumuzu açıklayamıyor. İşin özü Obez olduk. 

 Çözüm ne derseniz; “İhtiyacın dışında ve emeğe dayalı olmayana dokunma” der ve bir Kızılderili sözü bırakmak isterim. “son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda: beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak” 

Kadim şehrimiz Amed günceline değinmeden olmaz: 

Son günlerde karpuz ve diğer maketler üzerinden yapılan tartışmalar, Ruha(Urfa) isot hassasiyeti içermekle beraber; şehrin bilgisine, deneyimine, tarihine, kültürüne, ortak akıl ve duygusuna danışılmadan yapılan gerçeğe uygun olmayan  uygulama, şehrin ortak refleksi ile şekil değiştirmek zorunda kaldı. Tepki gösteren ve tepkisini yüksek sesle ifade eden herkese teşekkür etmek lazım. 

 Eee, benmerkezci anlayışla en iyisini ben bilirim yaklaşımı işte böyle Amed surlarına çarpar ve geri döner. 

Amed havaalanı civarına dikilen karpuz maketi içindeki çocuk, yaklaşan sıcaklar ve  palmiye ağaçlarının gölgesinin yetersiz olması nedeniyle Kuzey Kore’ye  kaçtığı söyleniyor(!) 

 Kadayıfçı maketinin ise kaçırıldığı ve Kadayıfçılar derneğinden 1 ton 600 kilo kadayıfın fidye olarak istendiği iddiası var(!) 

Ayrıca Amed halk oyunları maketinin ekip başı Koçek Devrim,  aşırı sıcak çarpması sonucu”- benim adım Tatar Ramazan ben bu oyunu bozarım” diyerek kayıplara karıştığı söyleniyor(!) 

Karpuz kestim sulandı 

Yedim başım dolandı... 

 

Bu yazı toplam 934 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.