Ölmeden önce

Modern zamanların insanları olarak neredeyse hepimiz evlerde yaşayan insanlarız. Azımsanmayacak sayıda insan da sokaklarda yaşıyor ve evsiz olarak geçiyor Türkçede. Evde yaşayalım ya da evsiz olalım hiç fark etmiyor eğer engel teşkil edecek bir sağlık problemimiz yoksa hepimiz gün içerisinde yer değiştiriyoruz. İmkanı olan evden çıkıyor olmayan da sokağını, caddesini, parkını değişiyor. Değişmek ve çıkmak her gün yaptığımız şeyler olsa da geri dönmek üzere çıktığımız veya değiştiğimiz yere dönmemek ihtimali hep vardır. Bu kendimiz için de geçerli, sevdiklerimiz için de. Eğer yalnız olmayan ve aynı zamanda da bir çatı altında uyuyan şanslı çoğunluktaysak evden her çıkmadan sevdiklerimize sarılmayı ihmal etmeyelim. Aynı evde yaşadığımız sevdiklerimizle ya da evden çıktıktan sonra vakit geçirdiğimiz iş arkadaşlarımızla olabildiğince konuşalım, özellikle sevdiğimizle bir şeyler paylaşalım, anı biriktirelim. Çünkü ne bizim eve döneceğimiz kesin ne de eve döndüğümüzde orada olacağını düşündüğümüz sevdiğimiz. Hayat bizlere geleceğe dönük hayaller kurduracak kadar uzun ama bunları görmemize müsaade etmeyecek kadar sürprize açık. Bu sebeple de henüz müsaade ediyorken sevelim, sevilelim, gülelim, eğlenelim, üzülelim vs.

Zamanımızın, sevdiklerimizin kıymetini bilelim. Küs veyahut dargın olduğumuz kimseler varsa da hırsımızı, öfkemizi, kibrimizi bir kenara bırakıp barışalım onlarla. Çünkü bu dünyada ölüm diye gerçek, gepgerçek bir şey var ve her an alabilir bizi, sevdiklerimizi.

Ölüm vaktinde gelir. Bu yüzden de hayat ertelemeye gelmez.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum