Güler  Koçyiğit

Güler Koçyiğit

Yazacak çok şey var!

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba ve kocaman bir özür… Yine aylar oldu yazmayalı… :(

Azıcık bir ötelemeye gelmiyor bu yazı çizi işleri. Bir defa “Yarın yazarım, bu hafta yazamadım, haftaya inşallah.” dediğin an, o hafta; haftalar sonrası olabiliyor. Anladım ki kalemim bana küsüyor. E haklı ama !  Oysa ne çok yazacak şey var değil mi ?..

Efendim, Güzel Diyarbakır’ımızın çeşitli yerlerinde gerek İlçeBelediyeleri gerekse Büyükşehir Belediyesi tarafından hummalı bir çalışma var gibi. Billboardlara asılan yeni projeler, başlayan-biten işler, yolların yapımı, yeniden düzenlenmesi vs. gibi…

Lakin yapılan çalışmalar sonuçlandığında insana “Ya sanki yapılmasaymış daha iyiymiş.” dedirten türden oluyor. En son belli bazı kavşaklara dikilen heykeller mesela!

Neyse ki kaldırıldılar… Biz Diyarbakırlıların demesiyle, “Haket (hakikaten) o neydi öyle?”

Belediyecilik evvela şehri tanımak, şehrin ihtiyaçlarını belirlemek, evrensel bir sanat estetiği anlayışına sahip olmanın dışında şehir insanının estetik anlayışını bilmek, şehrin ambiyansını hissedebilmek, şehre yakışanı tasarlayabilmek, en az 50 yıl sonrası düşünülerek projelendirebilmek demektir…

Öyle çalakalem, günü kurtarmak, yine biz Diyarbakırlıların deyimiyle “Dostlar bizi alışverişte görsün.” tarzında yapılan şeyler hem şehre hem de o şehirde yaşayanlara hakarettir.

Diyarbakır gibi konumu, koşulları (coğrafyası)  uygun olan bir şehirde belediyecilik yapmak bir o kadar kolay,  kadim bir şehir olması ve bunun getirdiği bir sorumluluğun olması dolayısıyla bir o kadar zordur ama imkânsız değil.

Amerika’yı yeniden keşfetmeyeceksiniz, işleri projelendirirken mühendislik bilmek ve az biraz estetik düşünmek gerekiyor sadece. Şehrin geçmişi yol gösteriyor zaten…

Yol, kavşak, köprü, viyadük, alt-üst geçitlerin yapımı basit ve her an yapılması kolay şeyler değildir. Ve bunların yapılması tamamen mühendislik bilgisiyle alakalıdır. Mühendislikte de hata payı sıfıra indirilebilir.

Yap boz, yap boz !

 Para, emek israfını geçtim hayatın olağan akışını engelliyor. Seyrantepe üst geçidinin alt geçidi iki haftadır yeniden düzenleniyor. Bir şey diyeceğim buradan “ Ya Allah aşkına iki haftadan fazla oldu, bitmez mi bir düzenleme ya ?”  Ne yapıldığını da çok bilmiyorum sadece geçiş yeri değişti. Küçük bir düzenleme, ha trafiği rahatlatır mı ? Hayır, çünkü Seyrantepe’den başlayıp, Şanlı Urfa istikametine doğru yapılan çevre yolu mühendislik hataları ve eksiklerle dolu…

Belediye mi yapıyor, Karayolları Müdürlüğü mü bilmiyorum ama bir vatandaş olarak bütün kurumların bu şehri salladığını düşünüyorum, ya da sallamadığını mı demeliydim…  Çok basit, çok küçük işler bile haftalar sürüyor.

Yollar yapılırken sağındaki solundaki yolun geniş tutulmasını, ya da daha iyi standartta yapılmasını engelleyen yapılara rağmen yapılıyor. Hep şunu düşünüyorum;  elli yıl sonrası düşünülerek, yahut daha kalıcı, daha kullanışlı projelendirme yapılsa ve bu yapılara hukuk çerçevesinde bir çözüm bulunarak bu yollar olması gerektiği gibi yapılamaz mı diye?..

Niye yapılamasın ki, insanoğlunun isteyip de yapamadığı, çözüm bulamadığı bir şey var mı ?

İnsanın fıtratı çözüm odaklıdır zaten, illaçözüm bulur. Bütün bunlar için tek bir şey gerekiyor. İnsan odaklı düşünmek, hepsi bu …

SEVGİYLE … :))

 

 

 

Bu yazı toplam 1794 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum