Nesrin Erdoğmuş

Nesrin Erdoğmuş

YENİ... YENİDEN...

Sevgili okuyucularım. Bugünkü bu köşe yazimdaki anekdotlarda sanırım sizler de kendinizden birşeyler bulup keşfettiniz. Siz sevgili okurlarimin duygu ve düşüncelerine   bir nebze ışık olabildiysem ne mutlu bana diyorum.

2022 yılının bu ilk günlerinde sizlere sağlıklı Mutlu huzurlu bol kismetli günler diliyorum.

Belki de hayat bir balıkçının, denize voltasını attığı gibi umut doludur. Haydi rastgele..

Ben değiştim diyen insanları dinleyiniz.. Olgunlaşmıştır. Ben deniz de  çok geç olmuş olsa bile; artık ne istediğimi biliyorum . Bana saniyelerimi, dakikalarımı,  saatlerimi, günlerimi kısacası zamanımın arta kalanını;   iyi hissettiren insanları yanımda görmek istiyorum.

Bana birşeyler öğreten . Bana birşeyler katabilen. Duygu ve düşüncelerimi açtığımda dinlemesini bilen ..  Anlayan, anlayarak yorum yapabilen. Acımı kendi acısıyla pekiştirebilen. Sözcüklerime anlam katabilen. Sözcüklerimi kesen insanları sevmiyorum. Çünkü bende onun sözcüklerini kesmeden dinlemeyi hayat felsefesi edinmişim .

Hayatta hiç bir güzel iş yapmayan ; insanların sadece ağızları boş laf yapıp insanlara gazeller dizmeleri beni o insanlara yaklaştırmıyor. Bilakis uzaklaştırıyor. Kendimi tanıdıkça zamanimi da iyi kullanmayı öğrendim.

Sokaktaki bir çocuğu sokak çocuğu diye dışlamıyorum artık. Neden sokaklarda neden çöpü karıştırıyor. Ailesi varmı yokmu diye onun hayat hikayesini dinlemeye çalışıyorum. Açlığın sefaletin soğuğun   soğuk yüzünü o çocukların gözlerinde görebiliyorum artık.

Yardım eli olmaya çalışıyorum. İmkanım durumum konumum neyi elveriyorsa.... Öyle zenginlikler,  yatlar, katlar, eşyalar, paralar, pullar, altınlar anlatılınca gözlerimi açarak imrenmiyorum  artık. Biliyorum ki her zenginliğin altında fakirlerin alın teri vardır. Yaşlıları çok seviyorum. Onlarla sohbetin demine varıyorum. Eskiler anlatılınca can kulağıyla dinliyorum. Bir gün gelecek,  belki de bende o yaşlara gelince benden gençlere anlatacak hikayeler bulacağım diye canla başla zemin arıyorum.

Gençleri de çok seviyorum.

Çünkü o gençlerin gõzlerinde   masum bakışların altında hayata dipdiri bakan umutlar görüyorum. O umutlar ki;  bizi bu yaşımıza kadar hayata bağladíysa, bu gençleri de hayat denen bu karmaşık yaşamın kıyısından köşesinden batağından en güzel köşelere getirir diyorum. Artık sevilmeyi de beklemiyorum. Çünkü sevilince şımarıyorum hissine kapılıyorum.

Şımarmak bana göre değil diyorum. Ve bir gün sevilmediğimi anlayınca koskoca bir boşluğa düşmüyorum. Sevilmek güzel olabilir, ama sevmek daha güzel bir duygu diyorum.  Sevmek insanın ruhunun derinliklerinden  gelen içten bir duygu diyorum. Çünkü sevmek kişinin kendi yüreğinin noktalarının ritmiyle alakalı. Kişi sevdiğini sevdiği sürece mutlu.

 Terkedilmeyi bilmiyor. Terketmiyor.

Hatta sevdiği için o terketmeyi düşündüğünde ancak terkedilmesi gereken bir önem var ise terketmeyi düşünüyor. Dedim ya  dostlarım sevgiyle beraber  keşfedilmeyi de artık beklemiyorum. Engin denizler de, dağlar da, ovalar da, sokakta, çarşı da, metro da, minibüste ben keşfetmeyi deniyorum. Kesfetmek doğanın her bir canlısının harikalar dünyası oluyor. Keşfetmek kişiyi en güvensiz ruh halinden çıkarıp, özgüven sahibi bir birey yapıyor. Hayatın döngüsünü kişinin kendi ellerinde tutmasını sağlıyor. Keşfediyorum artık. İnsanı, hayvanı,  çiçeği böceği. Beni hayata sıkı sıkı sardığıní farkediyorum. Korkutmuyor artık beni ayrılıklar, ölümler, açlıklar, savaşlar. Yüreğim dağlanmıyor artık yalnızlıklarla. Gönül koymuyorum artık geçmişimdeki yitip gidenlere. Ben yüreğimin derinliklerindeki o küçücük çocuğun büyümüş bir kadınıyım artık diyorum.

İçimi acıtmıyor artık küskünlùkler.

Bu dünyanın gelmişine geçmişine de  kùfretmiyorum. Yüreğim açık ve net bu hayat benim kontrolümde deyip saçlarımı hayatın döngüsüne doğru savuruyorum. Hayatın ipleri artık kendi elimde. Acılar, ihanetler, kalleşlikler, kuyu kazmalar artık umurumda bile değil.

Ben artık bu andan itibaren kendimi seviyorum. Kendim gibiler de sevgiyi buluyorum. Güzel  insanlarla bu hayatı yaşamaya ant içiyorum.

Sevgilerimle. 

Önceki ve Sonraki Yazılar