Murat KANDEMİR

Murat KANDEMİR

ZEHİRLİ İLİŞKİLER, OĞUZ ATAY VE TEHLİKELİ OYUNLAR

ZEHİRLİ İLİŞKİLER, OĞUZ ATAY VE TEHLİKELİ OYUNLAR

Bütün insanlar aşkta ilişkide evlilikte aynı, sadece rollerini oynama biçimleri farklı, bazıları çok yetenekli, bazıları çok yeteneksiz, bazıları çok hevesli bazıları, bazıları fazla yorgun, bazıları rollerine kendilerini kaptırır, bazıları çok daha kontrollü. Senaryo değişmiyor, roller insanlar şehirler ülkeler değişiyor ama senaryo hep aynı. Önce kendimizi kaybediyoruz, sonra yaşadığımız sürece kendimizi bulmak/tamam hissetmek için kendimizi paramparça edip duruyoruz. Bu zavallılığımızı çocuklar ve hayvanlar ilk görüşte seziyor ama biz büyüdükçe kendi zavallılığımızı farketmeyi öğreniyoruz. Kendimize roller biçiyor, sonra o rolleri kişiliğimiz sanıyoruz.

Aşkı bile bir oyun haline getiriyoruz; kim kimi daha çok seviyor, kim kimin peşinden koşuyor, kim kimin hayatını yönetiyor, kim ilk sözü söyleyecek, kim geri adım atacak, kim haklı çıkacak… Sonra bütün bunların adına evlilik, sadakat, özgürlük, aşk, fedakârlık diyoruz. Oysa çoğu defa sevdiğimiz insanı bile sevmiyoruz; onun bizi gerçekten sevmesini seviyoruz. Onun gözünde değerli olmayı, onun dünyasında vazgeçilmez olmayı istiyoruz. Sevgi'nin eğitimini, kültürünü, zevklerini ölçü kabul eden Hikmet'in bulaşık yıkarken bile sevgilisinin hoşuna gidecek performanslar sergilemesi korkunç geliyor. Çünkü bir nsan sevdiğinin yanında bile kendisi olamıyorsa, orda gerçekten aşk mı vardır, yoksa performans mı vardır ? Performansa kendini kaptıranlar bir noktadan sonra birbirini sevmekten çok, birbirini biçimlendirmeye başlıyor. Sonra taraflardan biri yoruluyor, diğeri kırılıyor, ama ikisi de kendisini haklı görüyor. İlişkilerdeki en tehlikeli şey bazen kötülük değil; insanın devam ettirdiği rolü sevgi, öfkesini ise haklı zannetmesidir. Bu zannetme hali tatmin etmeyince, taraflardan birinin başka partnere yönelmesi kaçınılmaz hale geliyor.

whatsapp-image-2026-09-10-at-10-47-06.jpeg

Hikmet’in Sevgi’den uzaklaşıp Bilge’yi tercih etmesi bir kaçış değil aslında, insanlık tarihi boyunca insanın aşkın ve evliliğin otomatik pilotu. Hikmet’te otomatik pilota bağlıyor, her erkek gibi Sevgi'de kaybettiğini Bilge'de bulabileceğini sanıyor. Bir kadından diğerine değil, aslında bir kendilik arayışından diğerine geçiyor. Oysa yeni bir kadın eski bir erkeği iyileştirmiyor; eski yaraları başka bir bedenin içinde yeniden konuşturuyor sadece. Belki de ilişkilerin en acı gerçeği bu. Birbirimize “sen beni anlamıyorsun” derken, çoğu zaman karşımızdakinin bizi anlamasını değil, bizi bizim istediğimiz biçimde anlamasını istiyoruz. Çocuklar gibiyiz gerçeklerle değil ütopyalarla ilgileniyoruz. Sanki içimizdeki çocuk hiç büyümemiş, sanki hepimiz yaş almışız ama olgunlaşamamışız. Ama sürekli birbirimize, bir birimizi neden anlayamadığımız üzerinden hırs, öfke, kin ve düşmanlık biliyoruz. Oysa kimse kimsenin düşmanı değil, herkes onlara öğretilen rollerin kurbanı sadece. Hikmet'in kitap boyunca sürekli sorguladığı ama asla cevabını bulamadığı asıl trajedi bu. Gerçek cevabı bulduğu her yerden de kaçması. Çünkü insan gerçeklerle yüzleşince, elinden bütün mazeretleri alınıyor.

Hem sorguluyor hem de gerçeklerden ödü kopuyor. Belki de insanın ilişkinin aşkın ve evliliğin gerçek sınavı burada. Bir insanı gerçekten sevmek, onu kendine benzetmek değil; onun senden farklı kalmasına tahammül edebilmektir. Belki de gerçek özgürlük burada başlıyor: Ne kadının erkeğin içinde erimesinde, ne erkeğin kadının biçimine girmesinde; iki insanın birbirini değiştirmeden birbirinin içinde iz bırakabilmesinde. Aksi takdirde hayatımız boyunca oyun oynarız, rolleri değiştiririz, kadınları değiştiririz, erkekleri değiştiririz, şehirleri, evleri, ülkeleri değiştiririz; ama sahneden inmeye cesaret edemediğimiz sürece aynı insanı oynarız. Sonunda perde kapanınca da şunu fark ederiz: Bunca zaman bir şeyleri değiştirmeye çalışmışız; oysa değişmesi gereken ilk kişi, kendi oyununa inanan bizmişiz.

ARAŞTIRMA İNCELEME: MURAT KANDEMİR

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Murat KANDEMİR Arşivi
SON YAZILAR