Müslüm Üzülmez

Müslüm Üzülmez

Pisagor’dan Fırça Yemem: BİR RÜYANIN FELSEFESİ

Pisagor’dan Fırça Yemem: BİR RÜYANIN FELSEFESİ

Diz çökmedim ama sağlık sorunum beni fazlasıyla zorluyor. “Ahmak sarhoşluğu” diye tanımladığım iletin etkisiyle baş dönmesi, denge kaybı, yürürken sallanma, unutkanlık, halsizlik ve bazı zamanlar hafıza bulanıklığı hayatımın sanki birer parçası oldular. Uyku da bu olumsuz durumdan nasibini alıyor, çoğu kez uyku ile uyanıklık arasında gidip geliyorum. Zaman, mekân ve mesafeden muaf değişik türden rüyalar görüyor ve her uyandığımda da rüya gördüğümü biliyor ama çoğu kez ne gördüğümü hatırlamıyorum. Bu bir.

Yaklaşık üç yıldır felsefe ve matematikçi filozoflarla ilgileniyorum ve bu konuda bildiğiniz gibi, Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı diye bir kitap da yazdım (J&J Yayınları, Mayıs 2026, Diyarbakır). Bu çalışmayı yaparken Pisagor’a hayran kaldığımı belirtmeliyim, müthiş biri. Şu anda da felsefeyle ilgili kafamda eksik kalan parçaları tamamlamaya çalışıyorum; Diogenes Laertios’un Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri ile Benedictus De Spinoza’nın Ethica’sını yeniden eş zamanlı okuyorum. Bu da iki.

Çok yakın bir zamandır sigarayı bırakmalıyım diye kendimle al-ver etmeye başladım. Doktorlar bu konuda bir şey söylemese de “ahmak sarhoşluğu”nda bir payı olabilir diye sigarayı bırakmam gerekir düşüncesi oluştu bende, ama kendimi oyalayarak bir türlü karar verip bir adım atmadım henüz: Arafta bekliyorum. Bu da üç.

Saydığım bu üç veya bilemediğim başka nedenlerden olmalı, dün ilginç ve de ince ayarlı bir rüya gördüm; bu defa uykudan uyanınca gördüklerimi de çok net hatırlayabildim.

Rüyamda, MÖ. 570-495 yılları arasında yaşamış Antik Yunan filozofu Pythagoras’la, bilinen ismiyle Pisagor’la, neresi olduğunu bilmediğim bir deniz kıyısında bir masada oturmuş yeşil sebzelerden yapılmış mezeler eşliğinde rakı içiyoruz. Sadece ikimiz varız, başka kimse yok. İkimizde aynı yaşlardayız. Üzerinde kol ve yakaları işlemeli kemik rengine yakın bir harmani var. Saç ve sakalları gümüşi renkte, dalgalı ve uzun. Benim üzerimde mavi bir tişört ve şort var. Saçlarım biraz uzun ama sakalım yok. Denizden hafiften serinletici rüzgâr eserken, ikimiz hayata dair her konuda durmadan konuşuyoruz: Sözcükler desenli kelebekler gibi uçuşuyor. Bu konuşma ve rakı içmelerin aralarında ben keyifle sigaramı tellendirerek sohbet ve rakıya kendimce renk katıyorum. Ama bu durum böyle çok sürmüyor, Pisagor birden kaşlarını çatıp sakallarını sıvazlayarak hatip davudi gür sesiyle ders verircesine elindeki rakı kadehini havaya kaldırarak konuşmaya başlıyor:

“Sus ve hiç konuşma, sadece beni dinle.

Boşboğaz ‘hazcılar’ gibi durmadan nedir bu kadar sigara içiyorsun. Bu içmelerinle haz alıp kendini mutlu ettiğini ve ruhunu sakinleştirdiğini mi sanıyorsun? Biliyorsun, ‘hazcı’ felsefeciler benden sonra türediler. Benim yaşadığım dönemde yaşamış olsalardı ya da ben onların döneminde yaşasaydım ağızlarının payını verirdim. Yok efendim, her şeyin temelini haz oluşturuyormuş. Yok efendim, eğer arkasından çok büyük zevkler geliyorsa en büyük acıları yaşamaya çalışmak gerekir. Yok efendim, insanların tüm eylemleri ve arzuları doğası gereği haz elde etmeye yönelikmiş. Falan filan… Bunlar osuruktan bile haz alırlar. Nasıl davranış olarak bunların izinden gidip keyif peşinde koşarsın? Sen bir mühendissin ve sayıların önemini bilensin. Sayılar olmasa kaos meydana gelir, bu nedenle her şey sayıdır. Söyle, günde kaç sigara içiyorsun? Ve kaç yıldır içiyorsun? Tiryakilik, bazen akıldan daha fazla etkili olur üstümüzde, bunu iyice bir düşün. Nicel bir birikimin nitel bir dönüşüme neden olacağını bilmiyor musun? Uzun yılardır sigara içtiğin belli. Bunun ters etki yaratarak sağlığını etkileyeceğini bilmen gerekirdi. Evrenin temelinde denge vardır çünkü. Her şey denge üzerine kuruludur. Doğadaki bütün nesneler, hareketler, hareket aralıkları bu yasaya tabidir. Doğanın şaşmaz yasasıdır bu. Denge bozulduğu zaman sorunlar baş gösterir, ta ki, yeniden denge oluşuncaya kadar. Sigara içmenin sıklığı ve süresi ile insan ömrü arasında ters bir orantı vardır: Ne kadar çok sigara içersen ve bunu da eğer yıllarca sürdürürsen mutlaka yaşam kaliten zarar görür, bozulur. Yeter artık bunca yıldır içtiğin, nerede kaldı senin devrimciliğin? Bu ‘hazcı’ davranıştan vazgeç, sigarayı bırak! Mazeret istemiyorum, hiç konuşma ve yüzüme de öyle bakma!” diye buyurdu.

Buyuru sonrası uykudan uyandım. Saatte baktım, 4.16’ydı.

Bir süre yatakta oturur vaziyette düşündüm; ve sonrasında rüyamı hayra yordum.

Milat öncesi ve Milat sonrası iki insanın rüyada olsa bile bir masada buluşması, sohbet etmesi ve bir şeyler atıştırması keyifli ve harika bir şeydi. Ayrıca Pisagor’la rakı içmem de çok hoştu ama sigara yüzünden kendisinden fırça yemem hoş değildi, bıçak darbesi gibi geldi.

Bilgeye söz vermedim ama biliyorum işim zor: Buyruğuna uymaktan başka bir seçeneğim yok.

(25 Ağustos 2026/Ayvalık)

Önceki ve Sonraki Yazılar
Müslüm Üzülmez Arşivi
SON YAZILAR