Ah, benim kırmızı pelerinim, yaralı yüreğim, anadilim!

Anadil; bir ulusun da, o ulusun çocuklarının da ruhudur! O ulusun dağlarının, nehirlerinin, bütün bitkilerinin, hayvanlarının, kuşlarının da içinde taşındığı bir atmosferdir.

YÜREĞİN BÜYÜLÜ AYNASINDA

Ana demeyi çok özlüyorum/Baba demeyi çok/Ve benimle şakıdıkları/O çağlayan dilini ülkemin

Tufanlardan Artakalan J&J Yayınları 2015 Diyarbakır

Kendi dilini iyi kullanan insanlar, başka dilleri de çok rahat öğrenebilir. Ve bu, müthiş zenginleştirici bir olaydır. Bundan ötürüdür ki gelişmiş ülkelerde çocuklar, 5-6 dili çok rahat öğrenebilmekteler! Ve ondandır zihinleri daha açıktır ve daha bir özgür iradelidirler! Ama asimilasyon vahşetinin yaşandığı, anadilin baskıyla engellendiği ve başka bir dilin zorla dayatıldığı bir atmosferde bütün değerler, yerle bir olur! Dil fanatizmin olduğu yerde yetenekler körelir! Böylesi toplumlarda ne yaratıcılık olur ne de sevgi! Böylesi toplumlarda kader birliği de olmaz! Yıkıcı ve yakıcı bir atmosfer; toplumun da, insanların da bağrında sürer de sürer!

BOZKIRIN TÜRKÜSÜ

bozkır gençleri ülkemin/saçlarını geriye tararlar/ve çömelirler/dayarlar sırtlarını bir yerlere/-şalvarlarına boşaltırlar kuruyan yaprakları/ufalar, buldukları kâğıda sararlar/yakarlar sigaralarını muhtar çakmaklarıyla /dayanamaz içlerinden biri/kasketini öne eğer/atar elini kulağına/duyulur derin olan bir dil yarası/içe işler/dibini boylar gönüllerin/yanık sesli/bozkır türkücüleri ülkemin…

-duyarlı anları bu onların/dokunsanız kalplerine/bir kelebeğin nazlı kanatları dersiniz/ellerinizde kalır rengi-/ve başörtünün bile erişip gizleyemediği/güzelim örgülü saçlarıyla kızları ülkemin/salınarak gelir kıyısına ırmağın/sazlarla örülü yapraklarla örtülü arınaklarına/tokaçların hükmüyle rengini bulan/dallara serili çamaşırlar altında/sukabağıyla yıkanırlar çıplak yontuları doğanın/içli sesleri karışır suların türküsüne/su helikopterleri dansı ve cırcır böcekleri/bin bir türlü kanatlısı bozkırın ve çiçekleri/körpe dudakların dileğiyle ürperir/gözlerinden serinlik çiseler yeşilliğin zor koşulların zorlu insanları/canlarımız bu kadar kanı niye taşır/kalıcılık diye bir şey varsa eğer/bu sevdamız olmalı/ne çağlar tükettik onun uğruna/kanarken ırmaklarımız rengimizi mi almadı/oradan oraya mı savrulmadık göçebe/ölümlerle mi buluşmadık/özleminden erimedik mi.../ey sen şiddetle istenen/hangi gün görebileceğiz yüzünü…

Şarkılar Tılsımı Memleket Yayınları 1986 Ankara/Ruhlar Mahşeri(Toplu Şiirler) J&J Yayınları 2015 Diyarbakır

Asimilasyon politikası geri tepmiştir. 21. Yüzyılda ulusallık, geri dönülmez bir biçimde ete kemiğe bürünmüştür! Dilin üzerindeki baskının, ulusallığı ortadan kaldırması söz konusu bile değil! Ama bu zorbalığın toplumsal olarak da, bireysel olarak da yıkıcı etkileri vardır! Kürtçe üzerindeki baskı, Türkçeyi de geriletmektedir. Türkiye’de milyonlarca insan, ortalama 300 Türkçe kelimeyle yaşamlarını sürdürmektedir. Eeee nasılsın, daha daha nasılsın? Bitti! Böyle bir toplumda ne özgür irade olur ne bilim ne felsefe! Kendini ifade söz konusu olmadığı için sadece ve sadece şiddet, taciz ve tecavüz olur! Oluyor da…

ŞARKILAR TILSIMI /önce canan... önce canan/varsın önümüz yarlarla kesilsin, yâr daha tatlı candan/sürüklüyor bizi, o esenlikli güne.../bütün renkleri ayrıntılarıyla tanırım/esmerliği boşuna mı seçtim sanırsınız/çocukluğunu yaşayan bir insan, nasıl doygun büyürse/renkleri de ülkemizin, eksiksiz işlenmeli kalbimize/Öyle gelir, sonra sonsuz, herkesi saran mavi...

Şarkılar Tılsımı Memleket Yayınları 1986 Ankara/Ruhlar Mahşeri(Toplu Şiirler) J&J Yayınları 2015 Diyarbakır

Ben günümüz dünyasında ulusallaşmanın en belirleyici ölçütünün kader birliği-ruhsal ortaklık olduğunu düşünüyorum. Ulusallıkta dil unsurunun belirleyici olmadığını, daha gerilerden geldiğini düşünüyorum. Bu durum, dilin önemsenmemesi gerektiği anlamını asla taşımaz! Sadece dil yasaklıyken, niye yaygın değil ve çokça yazılmıyor demogojisinin geçersizliğini vurguluyorum.

UĞRUNA DÜŞÜLEN

Bir yalan büyüyor/Gelip sana dokunuyor/Bağlarını koparıyorum suskunluğun/Duyuluyorsun

Hasretini anlatır şiirlerime/El basıyorum, yemin içiyorum/Sana bulaşan zehri/Kalemimle temizlemeye!

Ölüm, isterse/Kaçırmasın fırsatı/Harlı soluğuyla/Yok etsin beni!

Az yerin kaplar bir can bu/Düşerse/Yoluna düşsün! 19 Mart 1985

Amed’in Kelebeği J&J Yayınları 2018 Diyarbakır

Dil, eğitim dili olduğunda; sokak dili, pazar dili olduğunda daha yaygın hale gelir ve ortaklaşır! Zaten aynı dili konuşan farklı ülkeler ve ulusların varlığı da bir göstergedir. Üstelik farklı dilleri konuşan aynı ülkelerin de varlığı bilinmektedir. Söz gelimi Amerika, İngiltere ve Kanada İngilizce konuşuyor; ama farklı uluslardır. Söz gelimi bildiğim kadarıyla İsveç’te resmi olarak dört ayrı dil vardır ve uyumlu bir ulus olarak varlığını sürdürmektedir. Hindistan çok dilli bir ülkedir, belki bin bir dilli; ama kaç resmi dili var bilmiyorum. Hindistan da bir ulus olarak varlığını sürdürmektedir! Amerika, İspanya, İngiltere, Fransa’da da böyledir bu! Biz dünyamızın geldiği düzeyden koptuk ve hızla geriliyoruz!

YÜREĞİNDE ÜLKESİNİ TAŞIYANLAR…

(9)

Ey, ülkesini yüreğinde taşıyan kardeşlerim/Esmerliğimizin en güzelleri

Kınalı saçlar ülkesi/Ey, gözleri açık gidenler/Ey, murad alamamışlar ülkesi

Ah, dünyanın sömürgesi/21. yüzyılda bile dili dağlı ülkem/Ölüm hep kapımızda

Katliamlar hep yanı başımızda/Bizi öldürenler iflah olmuyor/Olmaz da

Amed’in Kelebeği J&J Yayınları 2018 Diyarbakır

İnsanlık, engizisyon dehşetinden bugünlere geldi! Biz bugünlerden hızla engizisyon dehşetine geriliyoruz. Binmişiz bir alamete, gidiyoruz kıyamete! Allah sonumuzu hayreylesin!

Kürtçe yazan kardeşlerim kahramanca bir uğraşın içindeler! Her tür pozitif ayrımcılığı hak ediyorlar! Kürtçeye yatkın olanlar, Kürtçe yazsın ve Kürtçe yazmaya özendirilsin! Beslenebilecekleri kaynaklar da günümüzde çok şükür ki var: romanlar, öyküler, anılar, şiirler… Ben Türkçenin de Kürtçeye borcu vardır diyorum. Türkçeyi iyi kullanan Kürt kardeşlerimin, Türkçe yazmasında hiçbir olumsuzluk görmüyorum. Bazı güçlü kalemlerin, Kürtlerin acılarını Türk dili aracılığıyla dünyaya duyurmasının önemli olduğunu düşünüyorum!

 

MAVİLİĞİN KIYISINDA BİR KIRMIZI

Hiç ustam olmadı sokaklardan başka/Hem okul beynimi köreltiyordu, hayat olmasa/Hem okul dilimi de değiştirdi/Değiştirebildi, çünkü çok küçüktüm/Ruhumu ama asla/Bu mavi meşalelerin sonsuza aktığı kıyıda/Ruhum bir Bağlar çocuğu olarak durmakta

Tufanlardan Artakalan J&J Yayınları 2015 Diyarbakır

Unutmayalım, tarih boyu bütün sömürge aydınları; uluslarının çığlıklarını, ilkin sömürgecilerin diliyle dünyaya duyurmuşlardır!

Aydın ALP  2019 DİYARBAKIR

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.