Bêjdar Ro Amed

Bêjdar Ro Amed

ANNEMİN GÖZLERİNDEKİ UZUN GÜN

ANNEMİN GÖZLERİNDEKİ UZUN GÜN

Sabah Sessizliği

Annem sabahları benden önce uyanır. Bunu alarmdan değil, mutfağın sessizliğinden anlarım. Çaydanlığın sesi çok çıkmaz, tabaklar çarpmaz. Annem sanki evi uyandırmamaya çalışır. Ama ben uyanırım. Çünkü onun sessizliği benim kulağıma hep bir şey söyler. Yorgunluk gibi ama uyumamış olmaktan değil. Daha eski bir şey.

Annemin Yürüyüşü

Annem yürürken az yer kaplar. Bunu fark etmem uzun sürdü. Kapıdan geçerken hep kenara çekilir. Otururken sandalyenin ucuna oturur. Sanki birazdan kalkacakmış gibi. Ama acele etmez. Öğretmenim “dik dur” derdi bana, anneme kimse dememiş gibi. Omuzları biraz öndedir, başı hafif eğik. Ben bazen onun boyunun aslında daha uzun olduğunu düşünürüm.

Gözleri Başka Yere Bakan Annem

Annem bana bakar ama bazen gözleri başka bir yerdedir. Kızgın değildir, üzgün de sayılmaz. Sanki çok eski bir resmi hatırlıyordur. Ona “Anne ne düşünüyorsun?” diye sorarım. “Hiç” der. Ama hiç, hiç gibi durmaz. Hiç dediği şey, sanki çok kalabalıktır.

Annemin Elleri

Annemin elleri hep doludur. Bir şey tutmasa bile doludur. Masayı silerken, ekmek keserken, saçımı okşarken bile. Ellerinin dinlendiğini hiç görmedim. Otururken bile dizlerinin üstünde durur. Sanki bıraksa düşecekmiş gibi. Ben bazen onun ellerinin de uyumasını isterim.

Büyüklerin Konuşmaları

Büyükler konuşurken annem çok konuşmaz. Başını sallar. Dinler. Biri yüksek sesle konuşunca annem biraz küçülür. Bunu kimse fark etmez. Ben fark ederim. Çünkü ben küçülmenin neye benzediğini bilirim. Korkunca olur. Ama annem korkmuş gibi durmaz. Daha çok alışmış gibidir.

Annemin Bakışı Değişiyor

Bir gün annem aynaya uzun süre baktı. Ben kapının arkasından izledim. Yüzünü inceliyordu ama süslenmek için değil. Sanki birini tanımaya çalışıyordu. O gün annem bana daha farklı baktı. Daha yavaş. Daha açık. Sanki beni ilk kez görüyordu ama şaşırmamıştı.

Annemin Nefesi

Sonra annemin nefesi değişti. Daha derin oldu. Bunu ben fark ettim çünkü evin içi değişti. Daha geniş oldu. Annem kapıdan geçerken artık durmuyordu. Otururken arkasına yaslanıyordu. Gözleri hâlâ yorgundu ama artık kaçmıyordu.

Annem Kimseyi Uyarmadı

Annem kimseye kızmadı. Kimseye bir şey öğretmedi. Büyük laflar etmedi. Sadece daha çok sustu ama bu susmak eskisi gibi değildi. Bu susmak, içi boş olmayan bir susmaktı. Yanında durunca içim rahatlıyordu. Nedenini bilmiyordum.

Annemin Beni Büyütmesi

Bir gün annem bana “Dik dur” demedi. “Kendin gibi dur” dedi. O an annemin neden hep biraz eğik durduğunu anladım. Çünkü bana yer açıyordu. Ben büyüyeyim diye kendini küçültüyordu. Ama artık küçülmüyordu. Artık ikimiz de sığıyorduk.

Uzun Günü Anlamak

Annemin gözlerindeki o uzun gün hâlâ bitmedi. Ama artık gece olmuyor. Annem bir yere gitmedi. Ev hâlâ aynı ev. Ama annem artık evin içinde kaybolmuyor. Ben de büyüyünce yorgunluğun bana ait olmadığını bileceğim. Annem bana bunu öğretmedi. Gösterdi.

Ve ben şunu öğrendim: Bazı kapılar açılmaz. İçinden çekilince, kendiliğinden olur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bêjdar Ro Amed Arşivi
SON YAZILAR