Zeynel Hebun Güler

Zeynel Hebun Güler

Bumehin*

Deprem, yer altında ansızın ortaya çıkan enerji sonucunda meydana gelen sismik dalgaların yeryüzünü sarsması olayıdır. Gezegenler var olduğundan beri sürekli olarak meydana gelen depremler, kimi zaman antik kentlerin yıkılışına neden olmuş kimi zaman da binlerce canlının ölümüne sebep olan acı tablolar ortaya koymuştur. Tektonik, volkanik, çöküntü ve tsunami olarak dört deprem türü vardır. Depremlerin büyük bir çoğunluğu tektonik depremlerdir. Bu depremler levhaların hareketi sonucu oluşur. Ülkemizdeki fay hatlarında oluşan depremlerin neredeyse tümü bu türdedir.

 Depremler kimi zaman hasarlara ve yıkımlara yol açtığı gibi kimi zaman da yeni yeryüzü şekilleri, su birikimleri oluşturabilir. Hayatta her şeyde olduğu gibi deprem de birisi için yıkım anlamına gelirken bir diğeri için yapım anlamına gelebiliyor. Tıpkı Hazar Gölü'nün çöküntü depremleri sonucu bir şehri yutarak oluşması gibi.

 Hazar Gölü, dünyanın en uzun kırık fay hattı üzerinde yer alıyor. Bundan dolayı da göl ve çevresi birinci dereceden deprem bölgesi sayılıyor. Gölün, Türkiye’nin en derin göllerinden biri olarak bilinmesiyle birlikte derinliği hakkında hâlâ bir muamma söz konusu. Birkaç yüzyıl önce oluşan gölün altında; tapınaklar, manastırlar, kale duvarları vb. eski tarihten kalan yapı türleri olduğu bilinmekte. Göldeki su miktarının, mevsime ve kullanıma bağlı olarak azaldığı zamanlarda bu yapılar zaman zaman görünür hâle geliyor. Çeşitli dönemlerde dalış faaliyetleriyle keşifler yapılan gölün, en derin noktasını basınç sebebiyle henüz gören yok. Bundan dolayı da gölün içerisindeki batık şehrin yapısı da tam olarak ortaya çıkamıyor.

 Doğduğum yıldan bu yana istisnasız olarak her yazımı geçirdiğim Hazar Gölü’nde, batık şehirle birlikte sayısız anılarım ve yazdığım birçok şeyin ilhâmı yatıyor. “Ruhumun Memleketi” olarak tanımladığım Hazar; yazmaya, düşünmeye başladığım ilk günden beri her zerresiyle bana ilham kaynağı oldu ve olmaya devam ediyor. Tıpkı benim sürekli Hazar’la bir bağım olduğu gibi Dicle Nehri de yeraltından bağlanıyor Hazar Gölü’ne. İki memleketim hem yüreğimde hem de doğrudan bağlanıyor birbirine. Doğa bir kez daha gösteriyor; ne kadar gözükmese bile fiziksel ve ruhsal birçok bağ yatıyor yeraltında, insanın yüreğinde.

 Daha önce belirttiğim gibi Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde bulunan Hazar Gölü’nde, 24 Ocak Cuma günü Sivrice merkezli bir deprem meydana geldi. Yaşanan bu deprem, çevre illerden de ciddi anlamda hissedildi. Ne kadar insanları büyük bir şok içine soksa da, daha önce yapılan sismolojik uyarılardan o bölgenin depreme gebe olduğu biliniyordu.

 Birçok yıkıma, can kaybına neden olan bu depremden geriye bize; doğanın gücünü kabullenmekten ve “kendimizce” önlemler almaktan başka bir şey kalmıyor. Depremde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Anılarıma ev sahipliği yapan Hazar'da bir diken kırılsa yüreğim sızlar; bundandır ki ailesini kaybedenlerin acısını tahmin bile edemiyorum, edemem. Bu tür can alıcı doğal afetlerin gerçekleşmemesi dileğiyle.

-Zeynel Hebun Güler

“Nerede bir can ölse, oralı olur yüreğim. Olmalı zaten. Olmazsa insan olmaz yüreğim.”

-Ahmed Arif

 

*(Farsça)Deprem

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar