Cinayeti gördüm!

Michelangelo antonioni’nin ‘blow up’ filminin kahramanı fotoğrafçı Londra’da bir parkta gezerken, karşıda öpüşen bir çifti görür ve fotoğrafını çeker.
Kadın bunu fark edince, koşup makinesini almak ister, ancak fotoğrafçı reddeder.
Kadının ısrarından şüphelenen fotoğrafçı, çektiği kareyi büyütmeye başlar.
Büyüttüğünde çalıların önünde bir cesedin yattığını görür.
Biraz daha büyütünce bir şeyi daha fark eder.
Çalıların içinden uzanmış elinde silah tutan bir kol görünmektedir.
Fotoğrafçının gözünün göremediği şeyi, kamera görmüştür.
Hemen fotoğrafı çektiği parka gidip o çalılığı bulur.
Ceset oradadır, ancak kamerası yanında olmadığı için tekrar çekemez.
Stüdyosuna döndüğünde çektiği fotoğrafların da kaybolduğunu görür.
Bir arkadaşını alıp oraya gittiğinde ise artık ortada bir ceset yoktur.
Polise gider, kayda geçmiş böyle bir cinayet de yoktur.
Böylece, fotoğraf makinesinin gördüğü cinayeti kimse görmemiştir.
*
Londra’daki cinayet böylece Roman tadında kapanıyor.
Diyarbakır’daki cinayeti ise hepimiz gördük.
Herkes gördü.
Bir Newroz günüydü, gencecik bir çocuk fotoğrafı düştü gözlerimizin önüne.
Koşar-yürür vaziyette kıvranıyordu.
Biraz sonra yere düşecekti.
Arkada, siper almış polisler kurşun sıkıyordu.
Adres belli, adrese kurşun sıkanlar belli.
Gazeteci Abdurrahman Gök, bu cinayet anını görüntülemişti.
Hukuk devletinde olması gerekeni yapmıştı.
Bir cinayet belgelenmişti.
Cinayeti belgelediği için Abdurrahman Gök’e ‘en iyi yurttaş’ belgesi verilmeliydi.
Aksi oldu.
Neden gördün?
Neden çektin?
Dediler.
Abdurrahman Gök, gördüğünün ve çektiğinin cezasını aldı.
Aslında cinayeti herkes görmüştü, çağırılsa yüzlerce tanık cinayet anını anlatabilirdi.
Kimse çağırılmadı.
Sadece bir kişi, tek bir fotoğraf karesiyle cinayeti anlattı.
Ceza aldı.
Cinayet mi?
Ceset yok, katil yok
Sadece cinayeti fotoğraflayan bir kişi ve fotoğraf var.
O fotoğrafı çekenin de bizden, diğer görenlerden tek farkı cinayeti görüntülemekti.
Toplum adına, insanlık adına, hukuk adına son derece doğru, anlamlı, olması gereken davranışı sergilemişti.
Onun da bir bedeli var bu ülkede; suçlanmak, ceza almak.
Ankara’daki Ethem Sarısülük cinayetini de bir fotoğraf makinesi görüntüledi.
Kurşunu sıkan polis çok açık, ortada, ancak herkesten cinayeti görmemelerini istediler.
Abdurrahman Gök’ün görüntülediği Kemal Kurkut cinayetinde olduğu gibi.
Farz edin ki görmedik.
O cinayetler işlenmedi mi?
Cinayetlerin vicdanlarda kaydı var.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.