Feyza Çıkıntaş

Feyza Çıkıntaş

Günümüz ebeveynliği

 Büyüklerimizin bir lafını ben kendimce biraz değişime uğratıp, sizlere ileterek başlamak istiyorum yazıma " ANA BABALARIN ZALİM ZAMANINDA EVLAT OLDUK, EVLATLARIN ZALİM ZAMANINDA DA ANA BABA OLDUK" Biz " Y " kuşağı aynen bu durumu yaşayarak büyütüldük ve evlatlarımızı da, bizler çok ezildik onlar bizim gibi ezilmesin mantığıyla büyüttük. 

Birçoğumuz annelerimizin gözleriyle verdiği emirleri hatırlarız. O gözler ki bize dünyanın kaç bucak olduğunu hatırlatırdı. Sofraya önce büyükler oturur, çocuklar büyüklerin sofradan kalkmasını bekler sonra sofraya oturup karınlarını doyururlardı. Pek çoğumuz gittiğimiz misafirlikte önceden aldığımız ultimatomla "oturduğun yerden kalmayacaksın, yoksa evde bacaklarını kırarım" diyen annelerimizin baskısıyla geçti. Gidilen misafirlikte "elini hiç bir şeye sürmeyeceksin, oturduğun yerden kalkmayacaksın, arsızlık edip pasta böreğe el sürmeyeceksin kelimeleri havada uçuşurdu. Gelen misafirlere ısrar üstüne ısrar ederek ikramlar arsızlık olmazdı, ama çocuklar elini uzatınca arsızlık olurdu. Oysaki misafirlikte ikram edilen pasta börek evdekinden daha cazip ve güzel gelirdi. 

Annelerin çocuk eğitiminde onlarda büyüklerinden gördükleri usul ile çocuğa karşı daima sert olunmalı böyle davranılmalıydı. Doğduğu günden başlardı bu durum "kucağına alma alışır, fazla yüz verme tepene çıkar " mantığı ön planda olduğu için sevgiyi gösterme hep bunların gerisinde kalır duygular hep bastırılır, çocuklar "korkutularak " sevilirdi. Bu durum da sevgiyi yeterince içine sindirememiş bir nesil olarak her yerde kendini belli etmiyor mu? Sevgiyle başı okşanmamış çocukların ilerde mutsuz bireyler olarak yetiştikleri etrafınızda ki insanların tavır ve konuşmalarıyla hemen kendini ele veriyor.

Nasıl? Derseniz, Yüzü asık insanlar, trafikte, meclis kürsüsün de, okulda dayak atan öğretmen de ve daha birçok kişilik bozukluğunda. Süpürge sapı ile dayak yiyen bir nesil olarak düşüncem şu " Terbiyeyi dayakta, disiplini sert sözde, dövülen ve hor görülen çocukların hem bedeni, hem de ruhu çok fazla yara alıyor"  Dünden bugüne süre gelen korku kültürü sevgiyi paylaşmamıza izin vermedi. Günümüz ebeveynleri de geçmişte yaşadığı krizleri yaşamamak adına bu kez her şeyi fazla abartmıyor mu sizce? Çocuklar kıyaslanıyor, yarış atı gibi koşturuluyor, ayrıştırılıyor bu yaklaşım onların " sevgi ve güven "hissine büyük darbe vuruyor. Dijital çağın tüm nimetlerinden nasibini almış çocuklar çalışan anne ve babaların yoğun ve abartılı sevgisinden bu kez de aşırı özgüvenli marka takıntıları olan, şımarık bireyler olarak karşımıza çıkmıyor mu? Bencillik had safhada olup paylaşmayı bilmeyen, kardeşine dahi tahammül edemeyen aynı odayı paylaşmayan çocuklar yetişiyor. Bu durumda yine ezilen anne babalar olmuyor mu?

 Evlat büyütmek zor zanaat vesselam.

Dengeyi kurmak çok önemli.

Çocukluk insan hayatının bir özetidir.

Sevgi ve saygılarımla...     

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.