Feyza Çıkıntaş

Feyza Çıkıntaş

Masum çocukluğum

Yaşadığınız şehir çocukluk anılarınız ile doluysa çok şanslısınız. O anıları özlediğiniz zaman soluğu o sokakta alırsınız. Alırsınız almasına ama anıların geçtiği o mahalle, sokak eskisine nazaran küçülmüş gelir size. Bakkalın yerine kocaman bir süpermarket açılmış, Sek, sek oynamak için tebeşirle çizdiğiniz kaldırımların şekli şemali değişmiş, misket oynadığınız oyununun arsasına çok katlı binalar dikilmiştir. Ben çocukluğumu özlediğim zaman giderim Aliemri 5. sokağa. Karşı kaldırıma geçip Mezopotamya apartmanına bakarken yıkık dökük hali içimi sızlatır. Apartmanın balkonu benim nefes aldığım yer olup, cezalı olduğumuz günlerde aşağıya bakıp, oyunlar oynayan arkadaşlarımıza müdahalelerimiz aklıma gelir hep. Başkalarının oturduğu o eve dönemediğimde içimde ki buruklukla uzaklaşırım oradan.

Ayrılırken gözümün önünden ışık hızıyla geçer anılar. Okula yürüyerek giderdim. Arkadaşlarımla sohbet ede ede... Yaşım 7,okulun ilk günü annem elimden tutup götürmüş, sonrası kendim gidip gelmiştim. Güvenlikli bir okul servisine hiç bir zaman ihtiyacım olmamıştı. Okuldan döndükten sonra çantayı atar atmaz arkadaşlarımızla oyun oynamak için fırlardık sokağa. "Evde otur, dışarısı tehlikeli" demedi hiç bir zaman. Bizim için oyun top, saklambaç, topaç çevirme misket olurken şimdilerde sadece teknoloji odaklı bilgisayar oyunları ile  obezite sonuçlu  yiyecekler çocukların gözdesi. Onlar körebeyi bilemeyecek, al satarım bal satarım oyunundaki heyecanı göremeyecek. Annemle babam beni özel kurslara boğmuyordu. Okulda öğrendiklerim, özel ders almamı da gerektirmiyordu. Okuldan alıp özel etüt merkezlerine, hafta sonu etkinliklerine, özel kursların hiç birine gidemedik. Her şey özelleşti.  " Her çocuk özel "dir" diyoruz, ama çocuklar arasındaki imkânları bile eşitleyemiyoruz. Bizler 2 domates beyaz peynir ve salça ekmekle büyüyen özel çocuklardık. Annemizin gel dövmeyeceğim sözüne kanarak anne terliği ile çöp süpürge sapıyla bir araba dayak yiyen saf çocuklardık. Ve şimdi... Çocuklar asla sokağa bile çıkamıyor ama çıksa da oynayacak yer bulamıyor. Her yer betonlaşmış, aynı sokakta kimse birbirini tanımıyor. Sokağa çıktığımız an herkes "yabancı" artık! Aynı yurdun yabancı insanları... Ne dini bayramlarımız kaldı ne Milli. 23 Nisan, 19 Mayıs milli bayramlarımız için günlerce yapılan hazırlıkların sonucunda duyulan heyecanımızı onlar yaşayamadı. Dini bayramlar için aldığımız ayakkabı ve giysilerin başucumuzda uyuduğumuz gecelerimizin heyecanını da bilmeyecek çocuklarımız.   Belki şimdiye göre daha zor günlerdi yaşadığımız dönem. Ama bir daha yaşanmayacak anılar olduğu için özlem duymamak mümkün olmuyor.

Sevgi ve Saygılarımla...

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.