'Hafıza Odası' ve Vandallık!

‘Öfkeli gruplar var, karşı çıkabilirler, şu işi yapalım, şu işi yapmayalım’ ruh hali içinde bir yaşam sürdürmemiz mi dayatılıyor. Öfkeli insanlar, öfkeli gruplar, öfkeli yaşlılar her zaman her yerde var. Toplumsal fayda sağlayacak işler, birilerinin, bazı grupların, kişilerin memnuniyetine göre planlanmaz. Öfkeli olanlara veya öfkesizlere göre de ayarlanmaz. 
Ne yapalım yani, birileri ‘öfkeli’ diye onlara mı teslim olalım?
Öfkeli bir grup Diyarbakır’da bir kürdün sergisine saldırıp dağıtıyor.
Başka öfkeli bir grup Yozgat’ta kürdün kendisine saldırıyor.
Her iki olayın da, yaratıcılarının, uygulayıcılarının birbirinden farkı ne?
Her iki olayda Vandallık değil mi?
Ne yapalım?
Öfkeye, öfkelilere, Vandallara mı teslim olalım?
Yoksa sabırlı, sakin, çözümcü, izleyen, dinleyen, öfkeyi yenmiş bir toplumsal geleceğe mi teslim olalım?
Ahmet Güneştekinin sergisine saldıranlar, daha sonra ‘Amed uyuma hafızana sahip çık’ diye slogan atmış!
Sergide tam anlamıyla hafıza var, kayıplardan, işkenceye kadar, 5 nolu cezaevindeki mezalime kadar bir ‘hafıza odası’ sunulmuş bizlere. Kavgasız, savaşsız, yeniden ölümlere kapı kapatan bir ‘hafıza odası’ hatırlatması. Hafızalarımızın hatırlatma biçimlerine olumsuzluklar üzerinden olumlu hitap eden toplumsal barışa katkı sunacak bir sergi.
O geldi, niye geldi, o neden halay çekti, şu niye eğlendi gibi saldırılara zemin hazırlayan gerekçelerin üretilmiş olmasına söyleyeceğim hiçbir şey yok. Olabilir, yapılabilir. Ancak insani kurallar içinde yapılmış olmasının kabul edilebilir tarafını da anlayabiliriz.
Ancak, gerçekten dünya çapında bir iş yapılıyorsa, yapanlar; muhataplarını sınırlı tutmazlar, tutmamalıdırlar. Durum toplumsal algılara hitap ediyorsa, geleceğin inşasına katkı sunuyor ise, ya da böyle bir ihtimal var ise, en geniş kesimlere hitap etmesini sağlamak gerekiyor. Şahıs, kişi, kurum, kuruluş ayırımı yapılmaz, yapılmamalıdır. Gördükleri karşısında utanması gerekenler var ise onların da davetli listesinde olmasında hiçbir sakınca yoktur.
Savaşta değiliz. Arayışımız savaş arayışı değil, barış arayışı.
Barışın, dostluğun, kardeşliğin, birlikte yaşamın kodlarının arayışı içindeyiz.
Kürtlüğü, kürdün geçmişini geleceğini kendine endeksleyen bir anlayışı önceleyerek, başkasına hayat hakkı tanımayan, tek tip sanat, tek tip spor, tek tip toplum anlayışını dayatma şansımızın olmadığını hep birlikte görmek durumundayız, görmek zorundayız.
Öfke insani bir duygudur, ancak yenilmemek gerekir.
Toplumsal meseleler öfkeyi kabul etmez.
Öfkesine yenilenler, ‘kaybedenler’ sınıfından yollarına devam ederler.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.