Abdurrahim Kılıç

Abdurrahim Kılıç

Hatırlamak vefadır!

Hatırlamak vefadır!

Sevginin tarifi yoktur, tanımı da yoktur. Sevgi, emektir deniliyordu Al Yazmalım filmindeki bir sahnede. EriccFrom, sevgi dokunmaktır, diyordu ünlü Sevme Sanatı eserinde. Oysa sevgi, hatırlamaktır, unutmamaktır bana kalırsa.

Hatırlamak, biraz vefayla ilgiliyse de biraz da kendini o insana ne kadar yakın hissettiğinle de alakalıdır. Sana yakın olanı, kendine yakın hissettiğini, yüreğinde yer verdiğini kolay kolay unutamazsın.

Üzerinden tam bir yıl geçti, koca bir 365 gün. İnsanlık tarihi için küçük, ama sevgiyi, vefayı, sadakati yüreğinde yaşatanlar için koskocaman bir yıl. Tam bir yıl önce biricik dayım, manevi babam dediğim insan Hasan Kurtar Hakk’ın rahmetine kavuştu. Tam bir yıl önce yine bu sayfalarda onu anlatmıştım. Yeri doldurulamaz bir barış insanı, bir sevgi abidesi, örnek insan demiştim.

İşte bir yıl aradan geçti ve o mübarek insan yaşarken onun ruhunun yüceliğini fark etmeyenler, onun o barış misyonunu anlamayanlar, ancak şimdi ah çekmeye başladılar. Tartışmasız Diyarbakır, Mardin, Urfa, Batman ve diğer birçok ilde zora düşen binlerce insanın, ailenin yardımına koşan, hastasına koşan, acılarını paylaşan gizli bir kahramandı Hasan kurtar.

Bazı insanlar doğar, yaşar ve ölürler.  Bazı insanlar ise yaşarken dünyaya bir iz, birhoş seda bırakırlar. Bu insanlar şairin deyimiyle “hafif adımlarla” yürürler yeryüzünde, bırakın insanı toprağı dahi incitmezler. Onlar dünyaya sevgi, saygı, akrabalık, sadakat,vefa ekerler. Ben yeryüzünde yoğun bakımdayken dahi kendi canını düşünmeyip iki aşireti barıştırmaya çalışan tek insan tanıdım, o da Hasan Kurtar’dı.

Gerçekten bu bölgede barış kavramıyla adı özdeşleşen iki güzel insan yaşadı: Sait Şanlı ve Hasan Kurtar. Ve ne mutlu bana ki her iki gönül ehlini tanıma şerefine, onlarla bir bardak çayı paylaşma erdemine eriştim. Bu yüzden bahtiyarım. Ve sevgili okurlarım, dostlarım daha da güzeli bu iki güzel insan da arkalarına aşiret, parti, devlet, para gücü gibi şeyleri almadan bunu başardılar.

Ama çok değerli başka şeyleri vardı: Mesela dibine kadar insandılar ve insanlığın dilini iyi biliyorlardı. Mesela utanmayı biliyorlardı, bu yüzden insanlar onlarla konuşurken kendi ruhlarındaki eksikleri, ayıpları, günahları fark edip kıvranıyorlardı. Bu insanlar hesapsızlardı. Para onlar için sadece iki şeydi. Geçinmek ve şerefli bir yaşam için harcamak.Ne mutlu ki ben, bu iki güzel insanı da tanıdım. Ve soruyorum, lütfen kendi kendinize cevaplayın. Çevrenizde yaşadığınız sorunları, aile kavgalarını, aşiret çatışmalarını, cinayetleri, haksızlıkları önleyen, diliyle ve yüreğiyle “ateşleri söndüren” fesatlıklara son veren, size güven ve huzur vaad eden bir bilge kaldı mı ya da var mı?

Bir yıl önce bütün arkadaş ve akraba çevreme çok rahatlıkla Hasan Kurtar var, bu sorununuzu, sıkıntınızı rahatlıkla çözer, rahat olun diyordum. Ama bir yıldır bu cümleyi kullanamıyorum. Oysa bölgemizin böyle insanlara ihtiyacı var. Barış için çırpınan, anlaşmazlıkları sükunetle çözen bilgelere ihtiyaç var. Eskiden ağalar, şeyhler barışı temsil eder, çözerdi, toplumda bir ağırlıkları vardı. Ama şimdilerde o ağırlık, o bilgelik veya değer de kalmadı. Her şeyin başı rant, para, makam, kibir oldu. Sadece kendine değil, zora düşen herkesin acısına, yangınına koşan insanlara ihtiyaç var. Son zamanlarda bölgemizde incir çekirdeğini doldurmayan şeyler için işlenen cinayetleri, yaşanan aile, akraba kavgalarını, katledilen zavallı kadınları düşünsenize. Ne oldu o erdemli topluma, ne oldu akraba, aşiret, dostluk, aile hassasiyetlerimize. Ne oldu da bunca ruhsuz, bunca kaba bir dünyaya kaldık.

Evet, bu toplumun bilgelere ve barış adamlarına ihtiyacı var, neden biri de siz olmayasınız! Son söz niyetine: Allah mekanlarını cennet etsin, dünyaya sevgi ekenlerin.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
Abdurrahim Kılıç Arşivi
SON YAZILAR