Selim Kaplan

Selim Kaplan

İğneli fıçıda çocuk kanı akıtanlar

İğneli fıçıda çocuk kanı akıtanlar

“Bizim Gâvur Mahallesine gelmek için Moşe Mahallesinden geçilirdi, yani Yahudi mahallesinden. Kavgalarımız genellikle azınlıklar içinde olurdu. Biz de çocuklar olarak Musevilerle döğüşürdük. Annem bağırırdı, ‘gine mi Moşelerle dögüştin?’ Sakın Musevi mahallesine gitmeyin, onların iğneli fıçıları var, çocukları yakalayıp, iğneli fıçılara atıp sallıyorlar, böylece öldürdükleri çocukların kanlarını içiyorlar”

Ermeni edebiyatının büyük ismi, Diyarbakırlı Gazeteci ve Yazar Mıgırdiç Margosyan, 1940’lı yıllara ait çocukluk anılarını anlatırken, Diyarbakır’da Gâvur Mahallesi olarak adlandırılan mahallelerinin bitişiğindeki, Yahudi Mahallesine dair anılarında, iğneli fıçı hikâyesine bu şekilde yer vermişti.

Yahudilerin, Yahudi olmayan çocukları iğneli fıçılara atıp, fıçıyı çevirdikçe çocuktan akan kanı içtikleri, ya da Yahudilerin Hamursuz Bayramında yaptıkları hamursuzlara(bir ekmek çeşidi) çocuk kanı kattıkları hikâyesi, orta çağ Avrupa’sında, yaşadıkları ülkelerin, Avrupalı Hristiyanları tarafından türetilmiştir.

Ortaçağ Avrupa’sında Yahudilerle beraber yaşayan Hristiyanlar, Yahudileri kendi topraklarından sürmek için, günümüzün bozulmuş Tevrat’ındaki "Et yiyin ve kan için. Yiğitlerin etini yiyeceksiniz ve dünya beylerinin kanını içeceksiniz... Sarhoş oluncaya kadar kan İçeceksiniz. (Hezekiel, 39/17-19)" ifadesi ve benzeri daha birçok ifadeden hareketle, Yahudilerin insan eti yedikleri ve kanını içtikleri tarzında hikâyeler oluşturmuşlardır.

Bu hikâyelerin yarattığı Yahudi Karşıtı eylemler dolayısıyla, 15’inci yüzyılda Avrupa’dan kaçıp Osmanlı Devleti’ne sığınan Yahudiler, Sefarad Yahudileri olarak adlandırılmışlardır. Ve hatta 18’ıncı yüzyılda Amasya ve Tokat’ta, 19’uncu yüzyılda İstanbul ve Osmanlı toprağı olan Şam ve Rodos’ta, halk arasında yayılan iğneli fıçı hikâyesi dolayısıyla, yaşanan büyük toplumsal çatışmaları, zamanın polisi önleyemediğinden, olayları yatıştırmak için Padişah fermanı çıkarılmak zorunda kalınmıştır.

Yahudi Toplumu’nun, günümüzdeki din kitaplarında yer alan ifadelere rağmen, uydurulduğunu iddia ettikleri iğneli fıçı hikâyesiyle daha fazlasını, Yahudi asıllı milyarder iş adamı Jeffrey Epstein'in, Pedofili Adası’na ilişkin, dünya medyasındaki güncel haberlerinde görmek mümkündür.

ABD Adalet Bakanlığı bünyesinde, Epstein ile ilgili yer alan milyonlarca sayfalık belgelerde, finans dünyasından teknoloji devlerine, politikacılardan krallık ailelerine kadar, birçok sözüm ona elit ve zengin kişilerin, genç kalmak ve daha uzun süre yaşamak için, Yahudi Epstein’ in düzenlediği ortamlarda, bebek kanı içtikleri, kanıtları ile dünya medyasında yer almaktadır.

Yahudilikten evirilerek, Siyonizm’in iğneli fıçısına dönen Gazze’de de, Ekim 2023’ten bu yana 72 bin Filistinlinin kanı akıtılmış ve dünyanın gözü önünde, yapılan barış anlaşmasına rağmen, tüm vahşetiyle akıtılmaya da devam ediliyor?

Ortadoğu ve Kafkasya’daki halkların doğal zenginliklerini on yıllardır sömüren Siyonist sermaye, Devlet başkanı ve Eşi iğneli fıçıda dönmekte olan, Venezuela halkının zenginliklerini de sömürme garantisini almamış mıdır?

Şimdilerde, ABD Başkanı’nın Yahudi damadının da yer aldığı ABD heyetinin, İran’la güya nükleer silah üretilmemesine ilişkin pazarlıklarının, sadece göründüğü gibi olmadığı değerlendirilmektedir.

Bu görüşmelerde perde arkasındaki esas hususun, İran’ın petrol ve doğal gaz zenginlikleri ile topraklarındaki zengin toprak elementlerine çökmek olduğu kanaati mevcuttur.

Siyonizm’in iğneli fıçısının kanını akıttığı bebeklerden, kanı emilen ülkelere kadar örnekleri dile getirirken, bundan Türkiye ve Ülkemiz insanlarının azade olduğunu düşünmek saflık olmaz mı?

Türkiye ve İsrail arasında 1996 yılında Savunma İşbirliği Anlaşması(SİA) imzalanmıştır. Bu anlaşma çerçevesinde;

- İsrail savaş uçakları Konya’daki hava üssümüzde konuşlanıp, Türkiye hava sahasını kullanarak, gece, gündüz yıllarca eğitim yapıp, müşterek tatbikatlara katılmış ve bu sayede gelecekte, Türkiye ile olası bir savaşta kullanmak üzere, Silahlı Kuvvetlerimiz ve coğrafyamızla ilgili bedava istihbarat toplamışlardır.

- F-4 savaş uçaklarımız ile M-60 tanklarımızın bir kısmı İsrail’de modernize edilmiştir. Teknolojiyi savaş alanında nasıl kullandığını, Lübnan’daki Hizbullah’ın elindeki telsizleri bomba gibi patlatarak gösteren İsrail’in, uçaklarımız ve tanklarımızı nasıl modernize ettiğini varın siz düşünün.

Bu kadarla kalmayıp, 2007 yılında da Türkiye Cumhurbaşkanı’nın davetiyle, TBMM’de konuşma yaptırdığımız ve ülkeler arası dostluk ile barış mesajları vermesi beklenen misafir İsrail Cumhurbaşkanının, misafirlik nezaketinin dışına çıkarak, bizim meclisimizde komşumuz İran’ı açıkça kötülemesine de ortam sağladık.

Ülkeler arasındaki ilişkilerde mütekabiliyet esas iken, İsrail’e verdiğimiz görünür ve görünmez tavizlere karşılık, İsrail’den herhangi bir taviz almadığımız gibi, Türkiye’nin Siyonizm’in iğneli fıçısında hangi oranda yer aldığını da, okuyucularımızın değerlendirmesine sunuyorum!

İlahi emirleri sulandırmayan Museviler ile Diyarbakır’ın Musevi mahallesinde oturmuş hemşerilerimi tenzih ederek, dinlerini kendi menfaatleri doğrultusunda kullanan ve çocukların kanlarını içen Siyonist ve çakma Musevilerin, iğneli fıçılarının olduğuna da şüphe yoktur.

Bundan dolayı, Ülkemiz yöneticilerinden, insanımızın menfaatleri ile istikbalimizin, iğneli fıçılardan uzak tutulması için, lazım gelen her türlü tedbiri istisnasız yerine getirmeleri, ısrarlı beklentimizdir!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Selim Kaplan Arşivi
SON YAZILAR