Kunta Kinte yaşamlar
Köyünden ayrılıp odun kesmek için gittiği ormanda, zamanın modern silahları ile donanımlı, köle tacirlerine esir düşmüştü. Bindirildiği köle gemisinden; Afrika kıtasındaki Gambiya ile ABD arasındaki 6 bin beş yüz kilometrelik mesafeyi, seksen altı günde kat ettikten sonra, 140 esirin bindirildiği gemiden sağ olarak inen 98 köleden biriydi!
1767 yılında gerçekleşen bu olay, iki yüz yıl sonra, Amerikalı yazar Alex Haley'nin 1976 tarihli “Roots(Kökler): The Saga of an American Family (Bir Amerikan ailesinin destanı)” kitabıyla roman olurken, ormandan kaçırılıp köle yapılan köylü de, “Kunta Kinte” adıyla romanın kahramanı olmuştu.
Kunta Kinte karakterinin başrolde olduğu kitap, daha sonra dizi filme çevrilmiş ve yurdum insanı “Kökler” adlı bu dizi filmi, 1979 yılında, ülkemin yayındaki tek televizyon kanalı olan, TRT’nin siyah beyaz ekranında, yayınlandığı saatte hayatın adeta durduğu ilgi, hassasiyet ve duygusallıkla 6 bölüm olarak izlemiştir.
Yaşamsal ihtiyacını karşılamak için, odun kesmek amacıyla gittiği ormandan kaçırılarak, Amerika’da köle olarak satılan, Kunta Kinte ’nin hikâyesinden 250 yıl sonra, dünyadaki kölelik uygulaması açısından, insanlık adına değişen bir şeyler var mıdır?
Tabii ki vardır!
O yıllarda Afrika’dan kaçırılan siyahi insanlar, Amerika ve Avrupa’ya kaçırılıp Kunta Kinte (köle) olarak kullanılırken, günümüzde her renkte insan kaçırılmadan, Kunta Kinte bir yaşam için, birer birer, kendi ayakları ve rızalarıyla köle taciri ülkelere gidiyorlar, ya da kendi topraklarında bu ülkeler tarafından topluca köleleştiriliyorlar.
Öncelikle Kunta Kinte bir yaşam için, silah zorlaması olmadan, kendi ayakları ve arzularıyla köle tacirlerinin ülkelerine, birer birer gidenlere bakalım.
Her yıl; yaklaşık olarak binlercesi Türkiyeli olmak üzere, dünyanın değişik ülkelerinden 125 bine yakın insan ABD’ye iltica etmeye çalışırken, Avrupa Birliği (AB) ülkelerine de, özellikle Afganistan, Venezuela, Suriye, Bangladeş ve Türkiye’den bir milyona yakın insan, iltica için başvuruyor ya da kaçak yollardan girmeye çalışıyorlar.
Başvurulan köle taciri ülkeler, binlerce kilometre uzaklardan kendi ayaklarıyla kapılarına dayanan bu Kunta Kinte’lerden, işlerine yarayanları kabul eder, yaramayanları da ya kaçak işçi olarak kullanır, ya da geldikleri ülkelerine iade ederler. Alman Ekonomi Enstitüsü’nün tespitlerine göre, sadece Almanya’da 3 milyon 300 bin kişinin kaçak işçi olarak çalıştığını ifade etmenin, konunun anlaşılması açısından faydalı olacağı değerlendirilmektedir!
İnsanlarımızın Kunta Kinte bir yaşam için, köle taciri ülkelere gitmek zorunda kalmalarının, nedenleriyle birlikte, değerlendirmesini okuyucularımızın takdirlerine sunuyorum.
Kendi topraklarında topluca köleleştirilip, sömürülenlere gelince!
Avrupa’da, başta ABD olmak üzere Avrupa ülkeleri ile Rusya, “Ukrayna’yı Avrupa’nın İsrail’i yapacağım” diyen bir zihniyetin himayesinde, Ukrayna halkını topraklarıyla birlikte yıllardır yerinde sömürmektedir.
250 yıl önce insanların birer birer kaçırıldığı Afrika’da Libya, Somali, Sudan ve daha birçok ülke, kendi topraklarında insanları ile birlikte, büsbütün, köle taciri devletlerin orduları ve teknolojileri ile köleleştirilip sömürülmektedir.
Ortadoğu’da Filistin, Lübnan, Suriye, Irak ve Arap coğrafyası yirminci yüzyılın başından bu yana, yaklaşık yüz yıldır, eskinin ve günümüzün sömürge ağaları tarafından, insanları, yeraltı zenginlikleri ve coğrafyası ile birlikte köleleştirilip sömürülmeye devam edilmektedir. Arap ülkeleri petrollerinin, trilyonlarca dolarlık satış bedellerinin, alıcılar tarafından önce ABD ve İngiliz bankalarına yatırıldığını, buradan da izin verilen oranda paranın, petrolü satan Arap ülkesine aktarıldığını ifade etmenin, sömürünün anlaşılması açısından faydası olacaktır.
Uzak doğuda, ikinci dünya savaşından sonra kurulan kölelik sistemi halen devam ediyor olsa da, batı Asya’da kölelik uygulamasının başlangıcı için seçilmiş olan İran’da, henüz sonuç alınamamıştır.
Köle tacirlerinin İran’dan sonraki hedefi neresi olur dersiniz?
Türkiye diyenler olacaktır muhtemelen!
Zengin doğal gaz ve petrol yatakları bulunduğu sadece hikâyelerde kalan, doksan milyona yakın nüfusu ile köle taciri ülkelerin sanayilerinin en sadık tüketicisi olan, bir ülke ile insanlarını kim ne yapsın!
Ama İran’ın kuzeyinde; totaliter rejimle yönetilen, doğal kaynaklar yönünden zengin, toplamda doksan milyona yakın nüfuslu ve henüz el değmemiş ülkeler olan; Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Tacikistan var! Hâlihazırda Rusya’nın etki sahasında olan bu ülkelerin, sahip oldukları zenginlikler itibariyle, köle tacirleri için, Türkiye’den daha cazip olacağı değerlendirilmektedir.
Köle taciri ülkeler için en verimli ve tercih edilen köleler, başka ülkeleri köleleştirirken silah olarak kullanılabilen Kunta Kinte’lerdir.
Bunun en iyi örneklerini de, köle tacirlerinin İran ile olan mücadelesinde görmek mümkündür!
ABD’nin ordusu ile yerleşmiş olduğu Arap ülkeleri, yer altı zenginlikleri itibariyle köleleşmişken, biraz daha ileri gidip, köle tacirlerinden satın aldıkları silahlar ile tacirlere direnen İran’a saldırıyorlar. Bunu yaparken de “İran’da bize saldırıyor” bahanesine sığınıyorlar. Efendine kendi topraklarında üsler kurduracaksın, efendin bu üslerden kaldırdığı uçak, iha ve füzelerle İran’ı vuracak, sonra İran seni vurduğunda da, İran bana saldırdı diyeceksin!
İran’a saldırı için aynı bahaneyi kullanan ülkeler için “Hadi oradan” demekten başka bir ifade var mıdır?
Köle tacirlerinin İran’a saldırısında Kunta Kinte ’leşmiş Arap ülkelerini Allah’a havale ederken, ülkesinden 5 bin kilometre uzaklığa gelip, ABD’nin menfaati için, İnsansız hava araçları ile Irak topraklarından İran’a saldıran Kunta Kinte Ukrayna’nın, davranışı nasıl açıklanabilir?
Köle tacirlerinin binlerce kilometre ötedeki Afrika’dan, silah zoru ve gemilerle adam kaçırmanın 250 yıl geride kaldığı günümüz dünyasında, köle taciri ülkeler, bir ülkeyi herhangi bir bahaneye sığınmadan, “sadece işgal etmek istiyorum” deyip tümüyle köleleştirirken, güya medeni olan dünyadan çıt çıkmadığını ve uluslararası adaletin de tamamen çöktüğüne hep birlikte şahit oluyoruz!
Kunta Kinteleştirilen yakın komşularımız Irak ve Suriye ile hâlihazırda ateş altında olan İran’dan kendimiz için nasıl bir sonuç çıkardığımızı, vatandaş kendi açısından bilir ise de, Ülkemiz yöneticilerinin nasıl bir değerlendirme içerisinde oldukları kendi tasarruflarındadır.
Ama bir Cuma namazı sonrasında, Camiye yakın bir parkta oturmuş, simidinden bir ısırık, suyundan da bir yudum alan, yetmişli yıllardaki Kunta Kinte dizisini seyretmiş emeklinin, ” İnan ki sabahtan bu yana kursağımdan sadece bu simidin lokması geçmiştir. Yıllarca devlete hizmet edip, emeklilikte en düşük emekli maaşı ile Kunta Kinte misali yaşamak, gücüme gidiyor.” Sitemkâr söylemini, yöneticilerimizin vicdanı ile okuyucularımızın değerlendirmesine sunuyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.