Abdurrahman Yel

Abdurrahman Yel

İlk yazım…

Merhaba, Sevgili Tigris Haber okuyucuları. Sayın Naci Sapan Hocamın teşvik etmesiyle bundan sonra perşembe günleri sizlerle bu köşede buluşacağız. Sizlerle buluşmamıza vesile olduğu için öncelikle kendisine teşekkür etmek isterim. Eğitim, Psikoloji, Kişisel Gelişim Alanları ve güncel konular ile ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım. Bu benim için heyecan verici bir deneyim olacak. Umarım sizlere de bu heyecan geçişini sağlar ve toplumsal gelişime bir nebze de olsa sizin de aracılığınızla katkıda bulunurum.

OKUMA ALIŞKANLIĞIMIZ

Okuma alışkanlığı düşük olan ülkelerden biriyiz maalesef. Dünyada okuma oranı en yüksek olan ülkelerin başında, İngiltere ve Fransa yüzde 21'lik oranlarıyla gelmektedir. Onları Japonya yüzde 14, Amerika yüzde 12 ile takip etmektedir. Bu oran bizde sadece binde 1'dir. Yıllarca okumayı sevmediğimizi söyledik, peki gerçekten de okumayı sevebildik mi, bunu becerebiliyor muyuz? Bunu pek sorgulamadık. Yıllardır hızlı okuma eğitmenliği yapan biri olarak, okuma işini başardığımızı pek de söyleyemem.

Ülkemizde lise mezunu bir kişi, dakikada ortalama 120-170 arası kelime okuyabilmektedir. Bunun nedenlerini araştırdığımızda özellikle okumanın yanlış öğretildiğine şahit oluyoruz. Çocuklar, altmış altıncı ayın sonundan itibaren ilkokullara kaydolur ve okulun ilk birkaç ayını okuma yazmayı öğrenmekle geçirir. Okumanın öğretmen tarafından öğretildiği bu dönemde, öğrencinin doğru bir şekilde okuyup okuyamadığını tespit etmenin iki bilindik yolu vardır: Biri sesli okuma diğeri de yazmadır.

Okumayı öğretme aşamasında, öğretmen ya da öğreticiler okumanın sesli ve tane tane, başka bir deyişle yavaş bir şekilde yapılması gerektiğini telkin eder. Okumanın öğretildiği bu dönemde, çocukların sesli ve yavaş okuması oldukça gerekli ve önemlidir. Ancak bu durum, aynı zamanda okuma hızını ve okuduğunu anlama oranını düşüren bir etkiye sahiptir. Bu yüzden çok uzun sürede az okuma gerçekleşir ve okuduğundan keyif almamak gibi bir sonuç ortaya çıkar. Bu da okuma sıklığını olumsuz yönde etkiler. Kitap okuma süreleri uzun olunca kitap okuma sıkıcı bir etkinlik olarak algılanmaya başlar.

Kitaplardan uzaklaşmaya hatta sınavlarda sorulan paragraf sorularının da uzun olarak görülmesine sebep olur. Kitap okumayan bir insana paragraf soruları tabii ki uzun gelir. Bu nedenle modern okuma yöntem ve tekniklerinde, okuma sesli yapılmaz. Okumanın sessiz ve hızlı yapılması gerektiği özellikle vurgulanır.

Okumanın tanımı en basit haliyle şu şekilde yapılır: Okuma, yazılanı anlamaktır; bu nedenle bir insan okumayı öğrendikten sonra, okumak ve okuduğunu anlamak için ne dile ne de kulağa ihtiyaç duyar. Okuma, beyin ile göz arasında gerçekleşen bir etkileşimdir. Bir kelimeyi okumak için ona bakmak yeterlidir. Saate bakarken saatin kaç olduğunu dile getirmediğimiz halde saatin kaç olduğunu anladığımız gibi. Aslında unutulan küçücük bir detay bile ülkemizdeki okuma oranını değiştirebilecek bir etki yaratabilir. Bu da öğretmenlerimizin okumayı öğretme sürecinde sesli ve yavaş okumayı, öğrenciler okumaya geçtikten sonra da sessiz ve hızlı olarak okumaları gerektiğini onlara benimsetmesi ve çocukların bu şekilde okumalarını sağlaması sayesinde olacaktır.

Aslında bu temel anlayışla birçok Avrupa ülkesinde hızlı okuma dersleri okul müfredatlarında zorunlu olarak bulunmaktadır. Günümüzde ülkemizde de birçok şehirde özel kurslarda hızlı okuma teknikleri uygulanmakta ve çok da güzel sonuçlar alınmaktadır. Hızlı okuma eğitimlerinden önce okunan kelime sayısı 100-150'lerden 500 hatta 1000'li rakamlara çok kolay şekilde çıkarılabilmektedir. Bu da günlerce süren kitapların yarım saat ya da bir saat gibi sürelerde bitirilmesini sağlar.

Bir kitabın bir oturuşta bitirilebildiği, okunan kitap ya da metindeki anlam bütünlüğünün sağlanabildiği görülmektedir. Bu durum, kitapların da filmler gibi daha eğlenceli hale gelmesini sağlayacak ve kitap okuma alışkanlığına büyük bir katkı sunacaktır. Aslında insanlar kolay yapabildikleri şeyleri hem sık hem de eğlenerek yaparlar.

Ne dersiniz, bugüne kadar okuma işini doğru becerebilmiş miyiz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum