İslamcı devrim mi, demokratik devrim mi?

Kürt liderler Dr. Abdurrahman Qassemlo, Dr.Sadık Şerefkendi ve arkadaşlarının katili İran İslam Cumhuriyetinin, 22 yaşındaki Kürt kızı Jina (Mahsa) Emini’nin ölümüyle sarsılması, hatta devrilmek üzere olması Kürtlerin yakın takibinde.
Böyle bir girişle içimdekileri dökmek istedim.
43 yıl önce demokrasi güçlerinin müthiş desteğiyle halk devrimi gerçekleşmiş, Şah rejimine son verilmişti. Devrimin sembolü Humeyni ve arkadaşları, devrimi ortaklaşa gerçekleştirdikleri, komünistler, sosyalistler, bir de halklar nezdinde Azeri, Farisi, Beluci ve Kürtlerin içinde bulunduğu bileşenler ortak masada buluştu. Ağırlık İslamcılardaydı, ancak 6 ayda herkesimin içinde bulunduğu demokratik bir yönetim biçimini hayata geçirmek için anlaşmışlardı.
Öyle olmadı. 6 aylık süre dolmadan özellikle demokrat, devrimci, sosyalist, komünist parti ve gruplara yönelik gözaltı, tutuklama, işkenceler başladı. Sonra Devrime katkı sunmak için silahlarıyla kentlere inen Kürtlere verilen sözler de diğer demokrat güçlerin örneğinde olduğu gibi tutulmadı.
İran İslam Cumhuriyetinin dikta rüzgârı esmeye başladı, devrime katkı sunan bütün güçler devre dışı kalmaya zorlandı. Kürtler, geldikleri dağlara geri döndü, diğer muhalif güçlerde ülkeyi terk etmeye başladı. Örgütlü güçlerin bir kısmı Kürtler gibi dağlara, bir kısmı ise Saddam’ın yönettiği Irak’a geçerek, İran İslam rejimini devirme plan ve çalışmalarını burada sürdürdü.
İran İslam cumhuriyetini devirme plan ve çalışmaları, hayali 43 yıldır hep diri tutuldu. Zaman, zaman denemeler olduysa da tutmadı, başarılı olmadı. Bu süre içinde İslam cumhuriyetinin zulmü, baskısı, işkencesi, idamları kesintisiz devam ederek büyüdü. Aynı şekilde rejime karşı da kin, nefret, öfke de o derece kendini büyüttü.
Galiba bu kez olacak. Gelişmeler, İran İslam Cumhuriyetinin bitişine işaret ediyor.
43 yıl önce demokratik devrimin ateşini İslamcı devrime evirmişlerdi, şimdi Demokratik devrimin fişekleri çakıyor.
*
İran ile ilgili bilgilere SBF’de öğrenci olduğum o yıllarda yakınlaşmıştım. Komal-Rızgari yayınları ve kadroları da İran‘daki değişimle yakından ilgilendiği için konuya vakıftım. Özellikle devrimde silahlı güç olarak etkinliğinin çok ciddi olduğunu bildiğimiz İran Kürdistan Demokrat Partisi ve lideri Dr. Abdurrahman Qasımlo’nun mücadelesi yakından takip ediliyordu. Humeyni, 6 ay içinde Kürtlere özerklik verileceği sözünü vermiş, ancak süre dolmadan Kürt köyleri basılmış, gözaltı, tutuklama, katliamlar başlamıştı. Kürtler dağa geri dönerken, tepkilerin sesi Türkiye’den de yükselmeye başladı.
Yeri gelmişken, içine bulunduğum Komal-Rızgari yapılanmasının duyarlılığından söz edeceğim. Humeyni rejimini protesto eden küçük yapışkan broşürler bastırıldı. Bizlerde kamuoyu oluşturmak, insanların dikkatini Kürtlere yapılan zulme dikkat çekmek için duvarları süslüyorduk.
İran İslam cumhuriyetini protesto etmek için Ankara Balgat İşçi Blokları bölgesinde, ‘babamızın eviymiş’ gibi rahat bir şekilde duvara afiş asarken, birden sağımda solumda iki jandarma bitiverdi. Yapılacak bir şey yoktu, o zaman bölge jandarma bölgesiydi, aynı zamanda devrimcilerin yoğun olduğu alandı. Hemen ODTÜ vişneliğinin arkasındaydık, herkes birbirine bakıyordu, 1979-Temmuz-Ağustos ayı. Çevrede bulunan devrimciler, kendi arkadaşlarım jandarmaya kardeşlik, dostluk ile ilgili diller dökmeye başlayarak etraflarını kuşattıkları an ben fırlayıp koştum. 100 metrede büyük rekordu diye düşünüyorum, amacım düz alandan blokların arasına kendimi atmak. O arada jandarmalarda devrimci barikatı yarmış, yere birkaç el ateş açmıştı. Ben blokların arasında kendimi garantiye aldım, onlarda fazla yanaşmadı. Birkaç saat sonra eve geçtim, farkında değilim ama pantolonum kan içindeymiş. Yere sıktıkları için sayısız küçük parçacıklar, taş kırıkları arka baldırlarımda yuva yapmış. Tanıdık doktor getirdiler, tek, tek çıkarıp pansuman oldum, uzun sürede evden dışarı çıkmadım.
1979 yılının Temmuzunda İran İslam Cumhuriyetine yönelik başlayan protesto eylemimi 43 yıl sonra buradan sürdürmek istiyorum. Kürt kızı Jina (Mahsa) Emini’ye yapılanları kınıyorum. Galiba zulmün sonu geliyor, onunla Abad olunamayacağını çok iyi biliyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum