MİNBERDE YASAK DEĞİL, KARDEŞLİK OLMALI
Bir toplumun dili,onun hafızasıdır.
İnancı,kültürü,acıları ve sevinçleri o dilin içinde taşınır.Bu yüzden bir dili susturmaya çalışmak yalnızca kelimeleri değil,bir halkın kimliğini, aidiyetini ve toplumsal hafızasını da bastırmaya çalışmaktır.
Son günlerde Kürtçenin camilerde kullanılmasına yönelik yasakçı yaklaşımlar, yalnızca idari bir tartışma değildir.
Bu mesele, toplumsal vicdanı ilgilendiren ciddi bir insan hakları ve inanç özgürlüğü sorunudur.Çünkü camiler belirli bir dilin değil, Allah’a yönelen bütün insanların ortak evidir.
İslam’ın özü ayrıştırmak değil, birleştirmektir. Kur’an-ı Kerim’de dillerin ve renklerin farklı olması Allah’ın ayetlerinden biri olarak ifade edilir.Böylesine açık bir ilahi hakikat ortadayken, bir dili Allah’ın evinde yasaklamaya çalışmak; rahmeti daraltmak, kardeşliği zedelemek ve toplumsal bağları zayıflatmak anlamına gelir.
Hiç kimse Allah’ın evinde bir dili yasaklama hakkına sahip değildir.
İnanç üzerinden üstünlük kurulamayacağı gibi,dil üzerinden de insanlar arasında ayrım yapılamaz.
Minberler yasakların değil;hakikatin, merhametin ve birliğin sesi olmalıdır.
Kürtçenin ibadethanelerden dışlanması, yalnızca bir dilin değil,milyonlarca insanın aidiyet duygusunun görmezden gelinmesidir. İnsanların kendi anadilinde dini nasihat duyması, dua etmesi ve manevi bağ kurması en doğal hakkıdır.Çünkü din, insanın kalbine en güçlü şekilde kendi diliyle ulaşır.
Toplumları ayakta tutan şey baskı değil,karşılıklı saygıdır.
Yasakçı zihniyetler hiçbir zaman toplumsal barış üretmemiştir; aksine öfkeyi,kırgınlığı ve kutuplaşmayı derinleştirmiştir.Bugün ihtiyaç duyulan şey diller arasına duvar örmek değil, gönüller arasında köprü kurmaktır.
Dini rehberlerin görevi de budur: İnsanları birbirinden uzaklaştırmak değil, ortak değerlerde buluşturmak. Bir camide Türkçe de, Kürtçe de, Arapça da yankılanabilir.Çünkü Allah bütün dilleri bilir; kullarını dilleriyle değil, niyetleriyle değerlendirir.
Ülkemizde birçok dil kamusal alanda özgürce kullanılabiliyorken, Kürtçeye yönelik yasakçı tavrın sürdürülmesi kabul edilemez.Bu yaklaşım yalnızca demokratik değerlere değil,insanlık vicdanına da aykırıdır.
Bugün yapılması gereken şey çok nettir: Yasakları değil, kardeşliği büyütmek.
ZİMANÊ ME RUMETA ME YE..
DİLİMİZ, ONURUMUZDUR.
Melis KANDEMİR
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.