Murat Araz

Murat Araz

Müritleşen Toplum

Müritleşen Toplum

Toplum olarak en sert eleştirilerimizi genellikle “şeyh–mürit” ilişkisine yöneltiriz. Akıl dışı itaati, sorgusuz bağlılığı ve eleştiriden muaf otoriteleri bağnazlık olarak tanımlar; modern toplumlarda bu tür yapıların yeri olmadığını söyleriz. Ne var ki aynı toplum, kendi siyasal ve sivil alanlarında neredeyse birebir aynı ilişki biçimlerini üretmekten de geri durmaz.

Bugün oy verilen partiler üzerinden kurulan bağ, çoğu zaman bir yurttaşlık ilişkisinden çok, sadakat temelli bir müritlik ilişkisini andırmaktadır. Partinin doğruları savunulur; fakat yanlışları ya hiç görülmez ya da “bizden olduğu” gerekçesiyle meşrulaştırılır. Yapılan hatalar eleştirilmek yerine örtbas edilir, sorgulayanlar ise “karşı cepheye hizmet etmekle” yaftalanır. Bu noktada siyasal tercih, rasyonel bir değerlendirme olmaktan çıkar; kimliksel bir bağlılığa dönüşür. Parti lideri ya da parti yapısı, eleştirilemez kutsal bir alan hâline gelir.

Benzer bir tabloyu sivil toplum kuruluşlarında da görmek mümkündür. STK’ların varlık nedeni, demokratik katılımı güçlendirmek, denetim ve eleştiri kültürünü yaygınlaştırmakken; pratikte çoğu zaman bunun tam tersi bir yapı ortaya çıkar. Başkanlık koltuğunda oturan kişi, bir süre sonra kendisini seçilmiş bir yönetici değil, adeta “bahşedilmiş” bir makamın sahibi olarak görmeye başlar. Bu makam eleştiriden azade hâle gelir. Delegeler ve üyeler ise koşulsuz bir bağlılık sergiler; yanlışlar görmezden gelinir, eleştiri getirenler ise sert bir dille hedef alınır. Eleştirinin kendisi sorunlu ilan edilir; eleştiren kişi “fitne çıkaran” konumuna düşürülür.

Bu tablo bize şunu açıkça gösteriyor: Sorun, yalnızca dinî ya da geleneksel yapılarda değil; zihniyet düzeyindedir. Toplum olarak otoriteyle kurduğumuz ilişki hâlâ büyük ölçüde hiyerarşik, duygusal ve kutsayıcıdır. İtaat, sorgulamanın önüne geçmekte; sadakat, liyakatin yerine ikame edilmektedir. Böyle bir zeminde demokrasinin yalnızca sandıkla sınırlı kalması kaçınılmazdır.

Oysa demokrasi, sadece oy vermek değil; aynı zamanda hesap sormak, eleştirmek ve gerekirse vazgeçebilmektir.

Eleştirinin ihanet sayıldığı, yanlışların savunulduğu, liderlerin dokunulmazlaştırıldığı bir toplumda demokratik kültür kök salamamaktadır. Bu durum, toplumun sürekli olarak “demokrasi var ama işlemiyor” serzenişinde bulunmasına yol açar; oysa asıl sorun, demokrasiyi taşıyacak zihinsel altyapının yeterince gelişmemiş olmasıdır.

“Müritleşen toplum” olgusu, bizi şuna zorunlu olarak götürür: Eğer gerçekten demokratik bir toplum istiyorsak, önce kendi bağlılık biçimlerimizi sorgulamalıyız. Oy verdiğimiz partiyi, desteklediğimiz STK’yı, alkışladığımız lideri eleştirebiliyor muyuz? Yoksa eleştirmeyi düşmanlıkla mı eş tutuyoruz?

Demokrasi, eleştiriyle nefes alır. Eleştirinin boğulduğu yerde ise ne sivil toplum kalır ne de gerçek anlamda siyaset. Geriye sadece farklı alanlarda yeniden üretilmiş, modern görünümlü müritlik ilişkileri kalır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Murat Araz Arşivi
SON YAZILAR