Öğleyin bir 'sabah kahvaltısı'!

Eşimle Knightfall dizisini geç saatlere kadar izledik. Büyük kızım Sisem; sınava hazırlanıyor, çalışıyor. Küçük kızım Lorin de boş boş zaman geçiriyor.

Gündüz geç kalktık. Her zaman olduğu gibi üçümüz sofraya oturduk, Lorin daha da uyuyor. Seslendik. ‘’Hadi, sofraya gel!’’ dedik. Birden tangır tungur yuvarlanma sesleri geldi. Anladık ki Lorin yataktan düştü. Hem de kafa üstü düştü. Dün saçlarını kazıttığından, çıkardığı ‘heavy metal’ seslerden anladık bunu!

Lorin, içeriden sesleniyordu: ‘’Anne, kafam üşüyor!’’ Lorin’in, kötü bahtına da bu aralar elektrik sık sık gittiğinden, kalorifer kazanı bozulmuştu ve hava soğuktu. Lorin’in, saçsız başı üşüyordu. Büyük kızım Sisem; saçsızlığıma göndermede bulunarak, evimizde babamın halinden anlayan biri nihayet çıktı, dedi. Hep beraber güldük. Sisem, Lorin’e takılmak kastıyla: “Baba, iyi ki bizim IQ’muz yüksek, evdeki ortalamayı biraz yükseltiyoruz.’’ dedi.

Sisem bana ‘’Baba, kar yağdığında hep beraber sitemizin bahçesinde kocaman bir kardan adam yapalım.’’ dedi. Ben de ‘’Kızım, benle annen; siz aşağıda kardan adam yaparken, biz de balkondan sizleri izleriz.’’ dedim. ‘’Baba, ne yani bizi işe koşuyorsunuz.’’ dedi.  Ben de  ‘’Akıllı kızım, bizim çocukluğumuzda, olanca yoksulluğumuzun içinde ve Diyarbakır’ın o zamanki amansız kışlarında hep dışarılardaydık. Tel geçirilmiş ve içinde ateş olan kutularımız ellerimizde ve partal elbiselerimizle sokaklardaydık. Ve en partal elbiseler de benim üzerimdeydi. Ve o partal elbiseli çocukların lideriydim. Soğuktan sokak itleri gibi titrerdik, yine de hep beraber ve dışarıdaydık!’’

Kızım Sisem, annesine dönerek: ‘’Anne özür dilerim, bu evde bir tek IQ’su yüksek sen varsın.’’ dedi. Hep beraber kahkaha attık!

YENİLEDİM KENDİMİ

Sayıklamaya dönüşen bir çığlık dudaklarımda

Gitme!

Ah, ünleyişim uzuyor uzadıkça

Gitmeeeeee!

Işıkları eksiliyor, gözlerin olmasa

Dünya soğumaya başlıyor

Bir bir yitiriyorum isteklerimi

Ölmek, bir bahar geliyor aklıma!

Zaman ey!

Yağmacı, eşsiz uğru be hey!

Ben kanadığımı sanırdım ya

Duyarlılığımmış, yüreğimden sızıyor

Ah anılar, gerilerde kalıyor!

Bilendim

Ve gökyüzünden aldım bu rengi

Eskimez bir öğretiyle yeniledim kendimi

Ve mavi

Aydın ALP / Nisan 1986

AMED’İN KELEBEĞİ /  J J Yayınları 2018

Annesi Lorin’e, hazır tıraş makinesi varken, kalk babanın bu gür saçlarını kes, dedi. Lorin makineyi aldı ve zevkle bu balta girmemiş, gür saçlarımı kesmeye başladı. Valla, güzel de tıraş etti. 6 No’lu aparatla bıyıklarımı da güzelce kesti. Aslan kızım dedim, ona 10 lira verdim. Bana, baba 50 lira ver, dedi. Niye kızım, baban banka soyguncusu mudur? Evet, dedi. Benim bankamı soymadınız mı? TRT’de çalışırken aldığı 2000 lira olmalı, bankaya yatırmıştık, sonra paraya sıkıştığımızdan 1500 lirasını alıp harcamıştık! Ve tabi yerine de bırakamamışız! Onu kastediyor! Annesine, senin de saçlarını keseyim, bana 150 lira ver, dedi. Ablasına 20 lira vermiştim, bunu Lorin’e söylemedim. Gider, ne eder eder, gariban ablasından o 20 lirayı alırdı! Evdekiler, biz üçümüz; garibanlarız! Bizim evde bir tek Lorin, kapitalist zihniyetli görünüyor! Allah hayreylesin!

Dün Derik’ten gelen dayı kızları Lorin’i da alıp akşam Derik’ e döndüler. Dün gece evimizin, nedense, ıssız bir havası vardı. Hafta sonları, öğleyin, ‘sabah kahvaltısına’ kalkarken Lorin, genelde beni korkutur. Zaten bir gün çay elimde mutfaktan çıkıp salona haberleri izlemeye giderken “Baba!” demiş, sıçratmıştı beni ve elimdeki çay bardağındaki çay dökülmüştü. Mutfaktan çıkan annesi de onun ardına vermişti. Ben de aferin eşime, bak benim için nasıl da canı yanıyor, demiştim. Sonra öğrenmiştim ki eşimin kızgınlığı Lorin’in beni korkuttuğu için değilmiş! Sıçramamla elimdeki bardaktan halıya damlayan çayın, leke yapacağı içinmiş! Bugün de öğleyin ben yataktayken, annesi büyük kızım Sisem’e seslendi: Git babanı kaldır!  Ben uyanıktım, şekerleme yapıyordum. Benim gibi uyurgezer olan gariban kızım, beni uyandırmaya gelirken yastığın üzerindeki kalp biçimindeki pufu ona fırlattım ve  “Sisem!” dedim. Puf, tam da kızımın kafasına denk geldi. Dalgınlığından sıçrayan kızım, ‘’Anneeee!’’ dedi. Lorin’in hıncını Sisem’den çıkardım. Hayat, bir yanıyla alçaktır böyle! Kimin gücü, kime yeterse! Sisem de bana: “Baba!” diye seslendi: ‘’Ne var?’’  ‘’Fazla tokan var mı?’’ Kızdırdığım her alçak gibi o da saçlarımla vuracağını düşünüyor beni! Zaten okuldayken, kadınlar pandemiden dolayı kuaföre gidemediklerinden yakınıyorlardı! Hani biraz da sohbete katılayım diye, ben de berbere gidemiyorum, dedim. İmhan Hanım dönüp bana, senin de berbere ihtiyacın oluyor muydu, dedi. Buyurun buradan yakın! Ben güneşlenmeyi özlüyorum dediğimde de Ejder Hoca, timsahların güneşlenmeye ihtiyaçları vardır, demişti. Ve günün sözü de pis bıyıklı Moğol Kardeşimden gelmişti: “dinozor, mamut ve Aydın Hoca!”  Off, gariban okulumuzu özledim; öğretmen arkadaşları, idarecileri bile!

Ben biraz gülümseyelim diye yazdıklarımı; ensesi kalın, tuzu kuru diye yorumlayabilecek hırtlar da var biliyorum! Olsun! Ben hiçbir yaratık için kişiliği değiştirmedim, değiştirmem de. Bu kalbim; bütün insanlığın güzel, özgür ve mutlu olacağı ve ağız tadıyla yaşayacağı günler için çarpacak! Ben göremesem de biliyorum yaşanacak ve mutlaka!

Ateş düştüğü yeri yakar biliyorum. Çok yayılmış bir ateş bu ve biz milyonları tehdit ediyor! Onca yoksulluk, işsizlik, adaletsizliğin üzerine bu pandemi de tüy dikti! Toplum olarak daraldık, nefessiz kaldık! Ruh sağlığımız giderek bozuluyor! Topluma umut aşılayacak bir güç de yok! Asıl tehlike de karamsarlığı koyulaştıran bu çıkışsızlık!

İçinden yüreğimiz yanarak geçtiğimiz ve insanların ardı ardına öldüğü bu kahredici günler bitsin artık! Ah, insanların özgür, mutlu ve refah içinde olduğu, coronasız günler diliyorum.

Aydın ALP / 9 Ocak 2021 Cumartesi

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum