Özel hastaneler ticaret merkezi mi?

Elli yılı aşkın bir zamandır Diyarbakır’da basın camiasının bir parçasıyım. Meslek gereği sürekli şikâyet aldık, sorun dinledik, sorunlara ortak olduk, çözümler konusuna gücümüzün yettiği oranda katkılar sunduk.
Sunduk diyorum, çünkü bütün arkadaşlarımın aynı oranda sorumluluklarının olduğunu biliyorum. Bireysel çabalarımız da oldu elbette, onlar şahsımızla ilgili olanlardır.
Ben kendi adıma hep toplumsal davrandım, kişisel, şahsi hiçbir işim olmadı.
Gazetecilik mesleğinin gereği de toplumsal duyarlılıktır.
O nedenle kişisel ya da toplumsal sorunlarla ilgili şikâyetler alırız.
Sağlıkla ilgili olanlar hep vardı, hep zirvede oldu.
Eskiden Devlet hastaneleri, SSK hastaneleri, üniversite hastaneleriyle ilgili şikâyetler gelirdi bize.
Çok uzun zamandır bu hastanelerle ilgili şikâyetler gelmiyor, gelse de çok az.
Şikâyetlerin tamamı Özel hastanelerle ilgili, gün aşırı aldığımız şikâyetleri sıraya dizsek hastanelerin içine kadar yol olur.
Hastane yönetimleri şikâyetleri pandemi süreci nedeniyle bertaraf etmelerine rağmen, durumun bu kadar masum olmadığını az çok biliyoruz. Savaşlarda dahi sağlık hizmeti verenlerin herhangi bir gerekçenin arkasına sığınmasını kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz de.
*
Bize gelen şikâyetler bir yana sadece birini burada özetleyeceğim, diğerleri de kendilerine bu hikâyeden pay çıkarsın. Hangi hastane olduğu da çok önemli değil, çünkü tamamından şikâyet var.
Ben de zaten tamamına hitap ediyorum;
‘Uygulamalarınızı gözden geçirin, kendinizi ticaret merkezi, yurttaşı da müşteri olarak görmeyin.’
Bana gelen yurttaş şikâyeti şöyle;
“Annemiz yoğun bakımda entübe oldu. Sürekli gittik geldik, temizlik, hijyen konusunda dikkat edilip edilmediğini sorguladık. Bize sürekli ‘merak etmeyin, her türlü bakımı yapılıyor’ dediler. Lakayt davranışlarından şüphelenmemize rağmen, farklı şeyler düşünmedik. Annemiz vefat etti, teslim aldık. Son görevimizi yaparken, sırtında ve vücudunun hareketsiz bölgelerinde kocaman yaralarla karşılaştık. Yaralar oluşmuş, bakım yapılmamış. Ölmeden önce kıvrandığını hissediyorduk, meğer bakımsızlıktan oluşan yaralardan kıvranıyormuş. Özel hastanelerde işinin ehli insanlar çalışmıyor, ucuz iş gücü ile büyük paralar kazanıyorlar. İşi ticarete dökmüşler, sağlık ikinci, üçüncü planda. Şikâyet ediyoruz, şikâyet etmekten de başka bir şey yapamıyoruz. Biz yaşadık, başkaları yaşamasın istiyoruz.”
Bu şikâyet şahsi değil, toplumsal temelli bir şikâyet. 
Başkası da aynı durumla karşılaşmasın diye, ayrıca yazacağımıza da inanıldığı için yapılmış bir şikâyet.
Öyle tahmin ediyorum ki, bu yazıyı okuyanların büyük bölümü de aynı dozda olmasa da bir şekilde benzer şikâyetlerinin olduğunu hatırlıyordur.
Özel hastaneler ticaret merkezi gibi.
Hastalar da müşteri pozisyonunda.
Böyle devam ettiği sürece bu şikâyetler hep olacak.
En azından bu sağlık politikalarına son verilene kadar.
Olması gereken de mevcut sağlık politikalarına son vermek.
Özel hastaneler ‘ticaret merkezi vasıflarından’ arındırılmalıdır.
 
 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.