Siyasette nezaket ve üslup

Siyaset; nezaket, üslup, örnek duruş ve davranış biçimi sergileyerek yapılması gereken, devleti, milleti yönetme aracıdır. Bu aracı sakin ve ağır başlı kullanmak, yerinde ve zamanında frene basmak, içindekileri uçurumdan aşağıya atmamak, siyaset kurumunu elinde bulunduran insan unsuruna ve etrafındaki topluluğa kalıyor.

İyiler ve kötüler bu erk ele geçirildikten sonra kendini belli eder. Ancak, bazılarının çok erkenden rengi, cibilliyeti belli olduğundandır ki, siyaset alanında başarılı olamıyor. İsim vermek doğru değil, ancak bu durumda olan çok sayıda genel başkanın siyaset çöplüğünde olduğunu biliyor ve görüyoruz.

Yıllardır siyaseti, siyasetçiyi, siyaset kurumlarını bir gazeteci olarak takip ederim. Siyaset kurumları hiçbir dönem, içinde bulunduğumuz dönem kadar pespaye, rastgele, direk paraya endeksli olmadı. Vardı, ancak bu kadar değildi, şimdi genele sirayet etti. Bunda AK Parti siyaset kurumunun ciddi bir ‘emeği’ oldu diyebilirim.

Argo tabirle ‘ele ayağa düştü’ ya da ‘üzüm üzüme baka, baka kararır’ olarak da tanımlamak mümkün durumu. ‘Hal böyle iken, ülkeyi içine düştüğü girdaptan nasıl kurtaracağız’ diye söyleniyor olabilirsiniz ki, haklı bir serzeniş olur.

Zaten bende bu nedenle yazıyorum; önümüzde ciddi bir süreç var, siyasete hâkim olmak isteyen pespaye kesime zemin ve meydan yaratmamak adına tavır geliştirmek, izin vermemek adına iyi insanların siyaset kurumlarına sahip çıkması için bir şeyler söylemeye çalışıyorum. Siyaset, devleti yönetme aracı olarak sağlıklı bir şekilde kullanıldığında elbette ki sorun olmaz.

Ancak, bugünleri yaşamamıza neden olan siyaset kurumunun yönettiği şekliyle sağlıksız kullanıldığında, ülkeyi de, milleti de batırır, ekmeğe de muhtaç eder!

Bu da yetmez, insanları demokrasiye, özgürlüğe, hukuka muhtaç eder ki, ekmeğe olan muhtaçlığın bunların yanında lafı bile edilmez.

Şimdi 6’lı masa etrafındaki partiler ve mensupları, oralara yeni dâhil olanların da aklından geçenlerle topluma yansıttıkları aynı değilse, ‘yandı gülüm keten helva!’…

O nedenle, siyaset kurumları ile yurttaş ve seçmen arasındaki samimiyet testini sürekli diri tutmak gerekiyor. Cumhuriyetin ikinci yüzyılına yapılan hazırlık elbette ki mevcudun taklidi için değil. Bunun için hazırlık yapanlar var, olabilir, ancak, onlar da hiçbir şeyin kalıcı ve uzun vadeli, sonsuz olmadığını şimdiden kafalarına yazsınlar bence.

Cumhuriyetin ikinci yüzyılında her şey çok farklı olacak, bitpazarına nur yağmayacak, çünkü eskiye rağbet olmayacak. Siyasette nezaket ve üslup şart, Eğitim de tamamlayıcı unsur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.