Meltem Gönüllü

Meltem Gönüllü

Diyarbakır'ın asıl hazinesi: Tarım ve Hayvancılık

Diyarbakır'ın asıl hazinesi: Tarım ve Hayvancılık

   Geçen hafta, ailemizde yaşadığımız bir takım sağlık sorunlarımız nedeniyle ne yazık ki sizlerle birlikte olamadım. Çok şükür, iyiyiz. Ve işte kaldığımız yerden devam ediyorum.

   Hemen her hafta Diyarbakır’la ilgili bilgilerime yenilerini ekliyor ve bu kadim şehri bir başka yönüyle daha tanımış oluyorum. Bu hafta da sizlere GAPUTAEM yani GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğüne bir ziyarette bulundum ve bu Merkezin Müdürü Sayın Mehdi Sümerli ile bir sohbet gerçekleştirdim. Benim açımdan adeta çok zevkli bir ders niteliğinde geçen bu sohbetimizde; Sayın Sümerli’nin verdiği bilgiler ışığında tarımın, kentimiz ve bölgemiz açısından ne denli önem taşıdığını bir kez daha anladım. GAPUTAEM’in sorumluluk alanında Diyarbakır’ımızın dışında tam 10 ilimiz daha yer almaktadır. Güneydoğu Anadolu bölgemiz büyük bir tarımsal potansiyele sahiptir. Dolayısıyla bu potansiyelin doğru analiz edip yönlendirilmesi, bölgenin kalkınması ve tarımsal sorunlarının çözümü amacıyla 1962 yılında Diyarbakır’da kurulan GAPUTAEM; günümüzde de ulusal ve uluslararası birçok başarılı proje ve çalışmaların altına imzasını atmıştır.

   Özellikle tüm dünyayı kasıp kavuran bu Coronavirüs belasıyla beraber, ülkelerin kendi kendilerini idame ettirebilmelerinin temel dayanağının tarım ve hayvancılık olduğu bir kez daha ispatlanmıştır. Gelecek nesillere bırakabileceğimiz en büyük mirasımız ve en büyük hazinemiz; verimli topraklarımız, su kaynaklarımız, sağlıklı tarımsal ürünlerimiz, bitkilerimiz ve hayvanlarımızdır. Lütfen bunu asla unutmayalım!

   Sayın Mehdi Sümerli’nin verdiği bilgiler ışığında örneğin Kırmızı Mercimekte ülkemizin toplam ekim alanının yüzde 92’sinin bölgemizde olduğunu öğrendim. Ve ayrıca yine Kırmızı Mercimek üretimimizin yüzde 95’i de bölgemizden karşılanmakta imiş. Dicle Pamuğu, Diyar-95 Nohudu, Tigris Mercimeği, Sur 93 Arpası, Hevsel Arpası, Hilar Ekmeklik Buğdayı ilk defa adlarını duyduğum çeşitler arasında. AR-GE çalışmalarına büyük önem veren GAPUTAEM, küresel ısınmanın etkilerinin azaltılması konusunda da çeşitli çalışmalar yapmayı misyonları arasında saymaktadır. GAPUTAEM’de bugüne kadar tam 11 çeşit makarnalık buğday,7 çeşit ekmeklik buğday, 8 çeşit arpa, 6 çeşit mercimek, 4 çeşit nohut bitkisinin yanısıra yem bitkileri ve pamuk tescil edilmiştir. Çeşitliliği ve verim kalitesi ile zengin yerli tarımsal ürünlerimizi gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarabilirsek, ne mutlu bize…Hayvancılık ıslahı konusunda da çeşitli çalışmalar yapan GAPUTAEM, bence Diyarbakır ve bölgemiz için gerçekten de büyük bir önem taşıyan kurumlarımızın başında gelmektedir.

   Tarımın önemini kavrayabilen tüm ülkeler, günümüzde refah düzeyi en yüksek ülkeler olmuştur. Sonuçta milli ekonominin temeli ziraattır. Milli ekonomi demek, kendi kendine yetebilen ülke demektir. Çok şükür ki ülkemiz tarım alanında kendi kendine yetebilen ülkeler arasında yer almaktadır. Eğer bizler de tercihimizi yerli tarımsal ürünlerimizden yana kullanırsak yani marketlerden aldığımız pirinç, mercimek, nohut, bulgur gibi gıda maddelerinin üretim tarihlerini kontrol ettiğimiz gibi üretim yerlerine de bakarsak; tarımsal kalkınmamızda üzerimize düşen sorumluluğumuzu yerine getirmiş oluruz. ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’in 1973’te sarf ettiği şu sözler, tarım ve gıdanın stratejik önemini açıkça ortaya koymuyor mu?

   “Petrolü kontrol edersen ulusları kontrol edersin, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin.”

   GAPUTAEM’e ve tüm personeline çalışmalarında sonsuz başarılar dilerim.

      DİYARBAKIR İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜNE

   Geçen hafta bir ziyaret amacıyla gittiğim Bismil İlçemizde, yolum tesadüfen Çavuşlu köyüne düştü. Ve bu köydeki Çavuşlu İlkokuluna. Hani hep deriz ya “ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA” …Gerçekten de o köy bizim köyümüz o ilkokul da bizim okulumuz. Ben söylemeyeyim, anlatmakla olmaz görmeniz gerek. Orada o köy okulunda son derecede özveriyle çalışan öğretmenlerimiz, gözlerinin içi gülen pırıl pırıl çocuklarımız var. Lütfen bu köy okulumuza bir el uzatın. Arka bahçesinde çöken bir fosseptik çukuru tehlike saçmakta. Öğretmenlerimiz kendi çabaları ile bu çukuru doldurmaya çalışmışlar. Okul bahçesi dikenden ottan, taştan topraktan yürünecek halde değil. Okulun bir hizmetlisi bile yok. Yokluklar ve olanaksızlıklar içinde adeta destan yazan okul yönetimi, burada 1993 yılında şehit edilen Neşe Alten öğretmen anısına bir kütüphane dahi oluşturmuş. Önümüz kış, sınıflarda sobalar yakılacak. Lütfen bir çare, bir yardım eli…Eminim ki Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz derhal bu konu ile ilgilenecektir. Şimdiden kendilerine teşekkür ederim.

   Biliyorum, yaşadığımız kentte zorluklar ve olanaksızlıklar içinde eğitim vermeye çalışılan daha böyle nice köy ve nice köy okulları var. Ben sadece onlardan birini gördüm. Ama yine de ne mutlu bize…Köylerimizde okullarımız ve okullarımızda eğitim veren öğretmenlerimiz var. Ah bir de fiziki koşullar biraz daha düzelebilse!

   Haftaya görüşmek üzere hoşçakalın.

   Meltem Gönüllü 

 

     

  

Önceki ve Sonraki Yazılar
Meltem Gönüllü Arşivi
SON YAZILAR