Devran Sinanoğlu

Devran Sinanoğlu

FARKLILIKLARIMIZ ZENGİNLİĞİMİZDİR

Anadolu coğrafyası köklü bir yerleşim yeridir. Birden çok medeniyeti barındırmıştır. Birçok devletin yıkılıp, yeni devletlerin kurulmasına ev sahipliği yapmıştır. Farklı etnik gurupları, dinleri bir arada beslemiş, doyurmuş tabiri caiz ise onlara annelik etmiştir. ANA DOLU tabiri de bu kutsi vazifeyi yerine getirdiği için gelmektedir.

     Farklı kültürlerin iç içe geçtiği, hamurlarının mayasını birbirlerinden aldığı, kadim halkların onurlu yaşamları böylece birlikte şekillenmiştir. Bu şekillenme farklı konulara da sirayet etmiştir. Toplumların var olma sebeplerinin mihenk taşlarını oluşturan ana unsurları ötekileştirmeden varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bu farklılıklar edebiyata, sanata, tarihe, kültüre …yansımıştır. Bu farklılıklarda zenginlikleri oluşturmuştur.

     Anadolu bir ağaçsa, barındırdığı toplumlar da bu ağacın dalları gibidir. Meyve veren gövde değil, dallardır. Gövde olmadan dal olmaz, dal olmadan meyve olmaz. Birbirini tamamlayan unsurlardır.

     Nasıl ki yağmur yağmadan gökkuşağı çıkmıyorsa, renklerin ahengi bir araya gelmiyorsa, bir görsel şölen oluşmuyorsa kültürlerin ve farklı toplumların etkileşimi olmadan da kaynaşma olmaz. O mutluluk hazına varılmaz. ANA DOLUbin yıllar öncesindenhalkların kaynaşmasını gerçekleştirmiş, günümüzde ise bu kültürel zenginliği, mutluluk hazını deyim yerinde ise altın tepside TÜRKİYE toplumlarına sunmuştur. Bize düşen ise birbirimizi ötekileştirmeden, farklılıklarımızı zenginlik olarak görüp ayrıştırıcı bir dil yerine, kucaklayıcı bir üslup kullanıp aynı sofrada ekmeğimizi, aşımızı paylaştığımız komşularımızı olduğu gibi kabul etmektir.

     Düşünsenize yirmi dört saatin tamamını gece olarak geçirseydik ya da bunun tam tersini de düşünebiliriz günün yirmi dört saati gündüz olsaydı hayat nasıl olurdu? Çekilmez stresli ve insan ömrünün kısa olduğu bir durum ortaya çıkardı. Yani hayat farklılıklarla zenginleşir. Hayat senden olmayanlarla güzel, seninle aynı düşünmeyenlerle varlığını kabul etmekle renkli. Siyah kendini en iyi beyaz da gösterir, beyaz da kendini en iyi siyahta gösterir. Ya da sarı ve kırmızı bir araya geldiğinde zenginleşir, güçlenir. Toplumların kültürü, dili, edebiyatı, sanatı da bunlara benzer. Bizi güçlü yapan omuz omuza değerlerimizle yan yana durmaktan geçer. BEN değil, BİZ olmamızdan geçer.

     Türkiye çok mozaikli bir ülkedir. Bu da ülkemizin ne kadar zengin ve köklü bir geçmişi olduğunun kanıtıdır. Bunun harcını atalarımız birlikte yaşayarak atmışlar ve bizlere miras bırakmışlar. Bizlere düşen ise bu mirasa halel getirmeden, bizden sonraki nesillere aktarmaktır.

Bizden olmayan, birileri istiyor diye birbirimizden vazgeçecek değiliz. Bizliği bırakıp, benliğe sarılacak değiliz. Bunu yaptığımız anda kültürümüzü, dilimizi, edebiyatımızı, sanatımızı yani kısaca kendimizi yok olmaya mahkum etmiş oluruz. Ata mirasına ihanet etmiş oluruz.

     Bizler TÜRKİYE TOPLUMU olarak değerlerimize sahip çıkmalıyız, karşılıklı saygı duymalıyız.TÜRKİYE CUMHURİYETİ HEPİMİZİN EVİDİR.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.