Minibüs-taksi-kadın semt pazarı!

Diyarbakır'da dün hava güneşli ve aydınlıktı.
Kent için iyiydi de, emekçisi için nasıldı?
Hadi gelin şimdi de ona bakalım.
Şehirde aksiyon bitmiyor, her şey çok hareketli.
Hareket birilerine yarıyor, birilerine yaramıyor.
Birileri kazanıyor, birileri de hem kazanamıyor hem de kaybediyor.
Dün 100 minibüs için güzergâh hattı uzatma ihalesi vardı, bir adedi 2 milyon 800 bin TL’ye gitti diye biliyorum. Belediye kasası için iyi bir kazanç olacak gibi görünüyor. Genel Sekreter Çiftçi, hizmet için kaynak yaratmak zorunda olduklarını, kazancın kent için harcanacağını söyledi.
Hadi bakalım, hayırlı olsun!
Hareket bitmiyor kentte diyorum ya, bununla tam ilgilenme fırsatımız olmadan, Bağlar kadın semt pazarından bir haber geldi, pazarın, egemen erkeklere verildiği, kadınların eylem için toplandıkları söylendi.
Arkadaşları bu bölgeye gönderdik.
Yılda iki-üç kez bu pazarda sıkıntı yaşanıyor. Kadınlar için tahsis edilmiş bu bölgeye erkek pazarcılarda yerleştirilmek isteniyor, onlarda karşı çıkıyor, ‘ancak bize yetiyor’ diyorlar, belediye başkanı ile zabıta müdürünü suçluyorlar.
Bu ısrar niye?
Pozitif bir ayrımcılık yapılmış, kadınlar için tahsis edilmiş pazarın naif havasını neden bozuyorsunuz, bırakın böyle devam etsin.
Her seferinde Başkan Beyoğlu pazara gidip, kadınlara bazı sözler veriyor, durum yumuşuyor. Birkaç ay aradan sonra yine aynı hikâye. Öyle anlaşılıyor ki, Pazar için birilerine sözler verilmiş, bir eşik aşılmak isteniyor.
Kadınlar durumu biliyor, verilen sözlere inanmıyor, direniyor.
Dün de öyle oldu.
Tigris kamerasından izledim;
Başkan Beyoğlu, kadınları ikna etmeye çalışıyor ve ‘Bana güvenin’, ‘Bana güveniyor musunuz’ diye soruyor. Kadınlar antrenmanlı, tereddütsüz ‘GÜVENMİYORUZ’ diyorlar. Başkan bozuluyor, kameraların kapatılmasını istiyor ve ‘Bu bir sohbet, çekmeyin, bizim sohbetimiz bittikten sonra gerekli açıklamayı yaparız’ diyor ve müdahale ediyor.
Başkana şunu söylemek istiyorum;
Mesele toplumsal, kadın semt pazarı da toplumsal bir sorun, o nedenle mesele sohbetlik bir mesele değil. Makamınızda ya da evinizin bahçesinde bir görüşmeniz olsaydı, haklısınız, özel sohbet olurdu, izin verip vermeme hakkına sahipsiniz.
Ama bu bahçe, bu sokak halkın sokağı, halkın pazarı, kadınların ekmek alanı, aynı zamanda ciddi bir problem haline getirilmiş durumda. Bunun özel sohbeti mi olur. Kapalı kapılar ardında nasıl bir çözüm üreteceksiniz ki?
Zaten kadınlar da açıkça yüzünüze ‘Size güvenmiyoruz’ diyorlar.
Bu kentin kadınları bu kadar açık, net yüzünüze bunu söylüyorsa, yapacağınız tek bir şey kalıyor, ‘İSTİFA’…
Sizin yerinizde olmak istemem, ama öyle olsa bir dakika durmam istifa ederdim, ya da kadınların dediğini yapardım.
Ha bu arada, kadınların dediği olacaksa da istifaya gerek yok, seçime kadar kalmanızda yarar var.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.