Öğrenmeyi öğrenmek

Eğitim-Öğretim hayatı uzun soluklu bir süreçtir.Hem formel hem de informel biçimlerde gerçekleştirilebilmektedir. Başka bir ifadeyle öğrenme ve eğitİm dediğimiz olgu, bireysel ve kolektif bir şekilde, gerek kurum dışı(informel) gerekse çeşitli kurumlarda(formel) gerçekleştirilebilen dinamik bir süreçtir.

Öğrenme, genel ifadeyle bireyin yaşantılar sonucu meydana gelen uzun süreli değişimlerdir.Dolayısıyla bu uzun süreli değişimlerin kalıcı olması için, bilgi ve becerilerin kalıcı bir yapıya kavuşması gerekir. Bunun sağlanması içinde birey farklı dinamik durumlar geçirmektedir. Bu dinamik durumları şekillendiren unsurlarda, zaman, mekân, yöntem, içerik, deneyim ve becerilerdir. Aktif öğrenme süreçlerinin sistematik olarak yapıldığı yerler eğitim kurumlarıdır.(okullar, üniversiteler…)Bu kurumlarda her şey belli bir plana göre işler.

Eğitim-öğretimle ilgili söylenebilecek çok fazla done var. Burada esas amacım daha çok ”öğrenmeyi öğrenmek” konusununen genel hatları üzerinde durmaktır.” Öğrenmeyi öğrenmek” mevcut bilgileri kullanarak yeni durumlar için gerekli bilgiyi kendi kendine üretmektir. Hem bireyi hem de toplumu başarıya götüren merdivenin ilk ve en önemli basamağıdır. “öğrenmeyi öğrenme” sürecinde birey yetkinliği en önemli mekanizmadır. Bireysel yetkinlik “öğrenmeyi öğrenme” sürecinde kendi öğrenmemizi organize etme becerisidir. Bu hem kendiniz hem de gruplar açısından, zaman ve bilginin etkin yönetimini ifade eder. Bireysel yetkinlikteki en önemli araçlar yaratıcılık, yenilikçilik, risk alma ve aynı zamanda istenen hedeflere ulaşmak için proje planlaması ve yönetim becerisini de içerir.

Öncelikle öğrenme dediğimiz şey, duyu organları aracılığıyla gelen uyarıcıların seçilerek anlamalı hale getirilmesini, depolanmasını ve gerektiğinde çağrılmasını içeren bir süreçtir. Öğrenme yaşantı ürünü olup, kalıcı izli bir eylemdir. İşte tamda bu noktada yetkin birey, devreye girerek “öğrenmeyi öğrenme” sürecini kendi bireyselliğine göre işler. Bu durumun sağlıklı işleyebilmesi, bireyin kendini bilemesi ile mümkündür. Yani bireyin kendi bilgi, becerisi hakkındaki potansiyelini bilerek ve kabul ederek hareket etmesidir. En genel ifadesiyle “öğrenmeyi öğrenme” süreci birey merkezli gerçekleşen bir süreçtir. Bu açıdan bakınca öğrenmenin birey açısından verimli işleyebilmesi için gerekli bazı koşulların mevcut olması şarttır. Bunlar, bilişsel ve psikolojik durum, öğrenme ortamı ve öğrenme unsurlarının kişiye uygunluğu, hazırbulunuşluk durumu, birey açısından önemli dinamiklerdir. Özellikle formel kurumlar(okul- üniversiteler…)bu dinamikler ekseninde eğitim- öğretim faaliyetlerini organize etmeleri gerekir. Bu organizasyonlar ülkemizde genel olarak iyi işlediğini ne yazık ki söylemek mümkün gözükmüyor. MEB e bağlı okullarda bırakın birey merkezli hareket edilmesini kitlesel eğitimde de- lokal diyebileceğimiz başarıların dışında-pratikte oldukça verimsiz durumlar söz konusudur. Birey odaklı öğrenme her ne kadar MEB. hedeflerinde olsa dahi pratikte bunun karşılığı olduğunu söylemek mümkün değildir.(eğitim alt yapıları, demokratik olmayan yaklaşımlar, eğitim yürücülerinin donanım sorunu gibi eksiklikler…)”öğrenmeyi öğrenme” sürecinde bireyin kendini gerçekleştirebileceği, sınırlarını kendi oluşturacağı bir planlamanın olması gerekir. Colinros’ un ifade ettiği gibi” öğrenmenin sınırlarını genellikle kendiniz koyarsınız” bu yönüyle baktığımızda hem formel alanda hem de informel alanda bundan epeyce uzakta kaldığımızı belirtebilirim. Bir başka düşünür olan Peter Senge’nin ifade ettiği gibi “insanların en hızlı öğrendiği zaman, kendi eylemlerinin sorumluluğunu taşıdıkları zamandır”Kendi eylemlerinin sorumluluğunu taşıyan birey, öğrenme sürecinde özgüven geliştirme ve daha realist davranmasına imkân sağlar. Örneğin, sınavlara hazırlanan bir bireyin yapacağı çalışmanın kendi yararına olduğunu, elde edeceği kazanımların kendi yaşantısına ve akademik başarısına katkı sağlayacağını bilmesi oldukça önemlidir. Aksi haldeki durum bireyi ipotekli bir kişilik( başkasına bağımlı olma)yapısına sokar. Yani başkası için bir şeyler öğrenen ve başkasını memnun etmek için başarılı olmaya çalışanlar “öğrenmeyi öğrenme” sürecini etkili kullanması mümkün değildir.

İşin özü şu ki; “öğrenmeyi öğrenme” dediğimiz olgu, son derece dinamik bir alan ve bireyin kendi gerçeğiyle hareket etmesi gerektiği,  bireyin etkin ile yetkin olmasının en önemli koşullardan olduğu gerçeğidir. (ülkemizde gerek toplumsal alanda gerekse aile içi yaşantıda ve özellikle okullarda bu temel noktalar oldukça tartışmalı durumdadır)  Öğrenme süreçlerinin en aktif olarak işletildiği eğitim kurumlarında bu temel koşulların esas alınarak hareket edilmesi gerekir. Dolayısıyla okulda öğrenme ve hayat boyu öğrenmenin sağlıklı bir biçimde yürütülebilmesi için bireyin kendini gerçekleştirebileceği zeminin olması en önemli koşuldur.

Şeyhmus Kaya

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.