Ramazan Özpamuk

Ramazan Özpamuk

Yarım kalmış bilincin evrimi

Yarım kalmış bilincin evrimi

İnsanlar kendi evrimsel süreçlerini tamamlanmadığı zaman sıkıntılı ve paradoksal bir çelişki yaşarlar .

Nasıl ki, toplumlar ve doğa  kendi evrimsel sürecini tamamlamadan ilerleme kazanamıyorsa insanlarda öyledir .

insanlar ,kendi gelişim evrelerinde ki süreçleri sistematik ve doğal bir şekilde yaşamadıkları zaman sonraki yaşamları patolojik bir hal alır, çocukluk gençlik ergenlik ve sonraki yaşamları Kendi doğal evriminde gelişim göstermezse  ve yaşanmasa bütün hayatları boyunca bunun sancılarını sıkıntılarını Kendi kişiliklerinde derin travmalar biçiminde yaşarlar.

Diyelim ki

Bir insan kendi çocukluğunu ve gençliğini hiç yaşamamış, ve bu insanın büyüme evresinde nasıl bir duruş ve bir yaşam içinde olduğunu az çok hepimiz tahmin edebiliriz insanların duyguları hisleri mutlak anlamda kişiliğin  her süreçinde kendi doğal evimi içinde yaşanması gerekiyor çocukluğunu yaşıyamamış hiçbir sevgi ile büyümemiş değer ve yargı tanımamış görmemiş bir insanın sonraki gelişim evresi sıkıntılı ve patolojik ve travmatik olur

Etrafımıza şöyle bir baktığımızda buna benzer bir çok insan hikayesi görür duyar ve tanık oluruz hayatlarında ömürlerinde sevgi ve aşkı yaşamamış çocukken evlendirilmiş kadınlar ve erkekler, genelde kırsal feodal bölgenin kendi çelişki sistematiğinde evlendirilmiş insanların sonraki süreçlerinde ruh ve yaşam dünyalarında nasıl bir değişim ve arayış içinde olduklarını görüyor Ve tanık oluyoruz

Bu insanlar çocukken Evlendikleri için kendi kişiliklerin evrimlerini tamamlamadan hayata ve yaşama katılmışlardır kedi sorumluluklarını dahi kaldıramayacak genç kadınlar ve erkekler ağır bir evlilik sorumlukları üzerlerine yığılmıştır.  bir yandan yaşam kavgası ,hayat ve mücadele arayışı ve bir de yaşanmamış duygular orta yerde duruyor ve  bunlar mutlak alanlamda bir çözüme kavuşturulması gerekiyor,

insan duyguları öyle bir varlıktır ki, bastırılmış ve yaşanmamış duygular belli bir zaman sonra ortam fırsat  bulduğu zaman kendini gerçekleştirme imkanı bulur.Şayet bulmazsa ,yoğun bir özlem içinde hep yüreğinde Yaşar o Duygu o yaşanmamışlık onu yiyip bitirir Bir gün mutlaka koşullar ve şartlar var olduğu zaman kendi doğal akışına bırakır

Bu insanların sosyal ve kültürel  faktörü şöyle

Anne ve babaya bağımlı , yoğun kalabalık bir aile ortamında evliliklerini sürdürmek zorunda kalmışlardır kendilerine ait bir dünyaları, bir kişilikleri olmadıkları için ,aşırı çevresel baskıların zorlamaları ile ilişkilerini sürdürmek zorunda kalmışlardır

Özlemleri tutkuları, arzuları, arayışları sürekli bastırılmış yaşanmamış ve yoğun bir özlemle hep anılır olmuştur.

Kadın da erkek de hayatlarında duygusal olarak birini daha sevmeden elini tutmadan çevre ve aile baskısından dolayı erken evlendirilmiş lerdir .zaman ve süreç geçtikçe çoluk çocuğa karışıyorlar  genelde bu tür insanların 4 veya 5'ten aşağı çocukları olmaz

Erkek eğer  babadan  kalan parasal bir güce kavuşmuş sa, yıllarca bastırılmış yaşanmamış duygu ve arzularını tatmin etmek için muazzam bir arayışa girer paranın gücü ,kudreti onun başını döndürür

Sonradan görmelerin  dizginleri olmadığı için, her türlü ilişkiye açık olurlar ilke ,kural tanımazlar beyinleri algıları belden aşağı çalıştığı için, kendi dünyalarını merkezine sadece yaşanmamış duygularını bırakırlar zincirlerinden koparılmış güdüsel bir varlığa dönüşürler ,nerede nasıl duracaklarını bilmezler, bu tipler ya kendilerine zarar verecekler ya da başkalarına zarar verecekler sonuçları derin bir hüsran ve trajik bitecektir ve kaçınılmaz bir son onları bekliyor olacaktır

Bir de bunun kadın versiyonu vardır çocuk yaşlarında evlendirilmiş kendi kadınlık duygularından mahrum bırakılmış, gençliğini, çocukluğunu  yaşamamış maddi imkansızlıklar içinde büyütülmüş ama özlemleri tutkuları arayışları çok fazla olduğu için,  kendi evrimini tamamlamamış bir varlık olarak ortada duruyor, elbette   derminist mantık olarak bakmıyorum ama yaşanmamışlık her zaman Arzu,özlemi kışkıtır. Bir de kadın kendini güzel alımlı bulursa onu hiç bir güç durduramaz

Çünkü kendine baktığı yer ile yaşadıkları yer arasında büyük uçurumların var olduğunu görüyor,fark ediyor ve bu derin uçurumu kapatmak için bir güce ihtiyaç var, o da kendi bedeni ve kadınlığın keşfine varıyor,o ışıltılı hayatın cazibesine varabilmek için kendi kadınlık cazibesinin görselliğini pazarlama ihtiyacını diyor ve böylece

Açıda olsa kendini bu hayatın dişlisi içinde eritiyor. Büyüdüğü varoş semtler, yoksulluk arz ve talebi karşılamıyor çünkü bir yandan yaşanmamışlık arzuları arayışları her gün onu  kamçılıyor durduğu yer ile baktığı  ve özlemini duyduğu hayat  arasında derin bir çelişkinin farkına varması, onu daha fazla tetikliyor, arayışa sürekletiyor. Paranın gücün ve ihtişamın merdivenine kendi bedenini dayayarak çıkmak istemesi onu daha fazla heveslendiriyor

Çünkü insan bilinçi yaşanmamışlık üzerine daha fazla odaklı olduğu için, sürekli doyuma ulaşmayı bekliyor....

Ramazan Özpamuk

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ramazan Özpamuk Arşivi
SON YAZILAR