Yeni nesil bayramlar-nerede o eski bayramlar

Bir çoğumuz nedir? bu yeni nesil meselesi diye aklımızdan çokça geçirmişizdir. Günümüzde neredeyse her şeyin önüne yeni nesil ifadesi konmaya başlandı. Yeni nesil araba, yeni nesil ev, yeni nesil yayın, yeni nesil kurs…vs. Aslında yeni adına kullanılan bu ifade farklı bir açıdan baktığımızda yeni olanı simgelese de bir bakıma eskinin uğradığı erozyon, değişim ve tahribatı da yansıtmaktadır. Bu yönüyle bakınca eski ile yeni bayramların karşılaştırılmasında  yaşanan bu erozyon, tahribat ve değişim kendini bariz şekilde göstermektedir. Eminim yaşı ermişlerinizin birçoğu bu yazıyı okurken içinizden nerede o eski bayramlar diye serzenişte veya sitemde( büyük özlemle) bulunmuşsunuzdur. Yeni kuşak olarak tabir edilen Z kuşağı ne X ne de Y olarak ifade edilen kuşağın ve daha eski kuşakların yaşadığı bayramları, eski ile yeni arasındaki paradoksal ilişkiyi anlayamaz.

Başınızı felsefi bir yaklaşımla tabiri caizse şişirme derdinde değilim o yüzden gelin biraz nostaljik bir seyahate çıkalım hep beraber. Benim kuşağım olan 90’lar kuşağı ile daha eskiler şimdilerde şunu çokça diyordur nerede o çocukluğumuzdaki bayramlar. Bayramlara inanç yönüyle yakın olalım veya olmayalım bizler için güzel gelenekleri, paylaşımları ve muhabbetleri ifade eder.

Çocukluğumuzdaki bayramlar, ister şehirde olalım ister kırsalda bayram tadında geçerdi. Bayrama birkaç gün kala evlerde büyük hazırlıkların stardı verildi. Her yer temizlenir, tiril tiril yapılırdı. Özellikle evin misafirler için ayrılan kısmı’misafir odası’itinayla hazırlanır bayrama kadar derli toplu kalsın diye kullanıma kapatılırdı. Her yerden kokular yükselirdi. Tandırlar yakılır, bayrama özel ekmekler yapılır, fırınlara çörek otlu çörek için tepsiler yollanırdı. Kimi yerlerde bayrama  özel ‘kıliçe’ler yapılırdı(hafif tatlı içine mahlep konur, Mardin ve çevresinde farklı formlarda çeşitleri olurdu hatta en yaygın olanına Süryani çöreği de denirdi)Hiç unutmam valide sultan, davul fırında(davlumbaz fırın-bir zamanlar çok kıymetliydi)bayram keki pişirirdi. Öyle kek deyip geçmeyin, dışı nar gibi kızarır üstünde yörenin en güzel cevizleri, içi safran sarısı renginde olur, kokusu abartısız mahallenin diğer ucundan duyulacak kadar keskin, hoş ve davetkâr olurdu.(sonradan anladık çocukluğumuzda bir çok şeyin ne kadar organik olduğunu, şimdilerdeki suniliklerde) Hele ki valide sultanın taze sütten yaptığı sütlaçlar(şorbeşir), ‘goşt u girar’ı(bulgur pilavı ile et)sindirsin diye yapılan, bayramın vazgeçilmezi kaysı hoşafı ayrı keyif verirdi.

Bayram arifesinde alış-veriş coşkusu evde telaşlı koşturmaca, alınan bayramlıkların (o zamanlar çocuklara elbiseler neredeyse bayramdan bayrama alınırdı. Tabi birkaç beden büyük alınırdı uzun yıllar giyilebilsin diye. O yüzden çok değerli olurdu)heyecanı bir başkaydı. Bayram gecesi vakit geçmez, heyecandan uyku gelmez, bir an önce sabah olsun bayram gelsin isterdik. Akşamdan bayramlıklarımızı başucumuza itinayla koyar öyle yatmaya çalışırdık(çoğu zaman ilk bayramında alınan kıyafet kaldırılır ikinci bayrama saklanırdı)Bayram sabahı güneş doğmadan kalkınır, yatak yorgan toplanır, hızlıca bayram kahvaltısı hazırlanırdı.(Babam her zaman olduğu gibi akşamdan kalan yemeği yerdi)Herkes aynı anda sofraya oturur bir telaşla misafirler bayram kutlamasına gelmeden kahvaltısını yaparak süratle bayramlıklarını kuşanırdı. Büyükler için ayrı alınan, çocuklar için ayrı alınmış bayram şekerleri yerlerini alırdı. Özellikle babamın aldığı tütün kolonyası başköşeye konumlanırdı. O zamanlarda misafire ikram   etmek için sigara paketleri hazırlanır, sigaraların ucu  misafirler rahat alabilsin diye hafif şekilde paketlerin dışına çıkartılırdı.(hiç unutmam özel misafirlere Marlbora ve Parlıament diğerlerine de Samsun , Maltepe ikram edilirdi)Her şey bir düzen içinde işler, adeta dini bir ritüel ahengiyle  yapılırdı. Günün ilk ‘cejna we piroz be, idekmubarak, eydawe ser xere be’ sözleriyle bayram ritüeli başlardı. Genelde o zamanlarda yer sofralarında bayram sofraları kurulur, her gelen bu sofraya eşlik ederdi. Ben deniz de evin büyük çocuğu olarak misafirleri ağırlardım.İ kram faslına önce ellere kolonya tutar sonra şeker dolaştırır en sonda sigara ikramı yapardım.

Mahallede ellerde poşetler her çocuk kim daha fazla şeker toplayacak diye o ev senin o ev benim dolaşırdı. Büyüklerden bol bol harçlık alınır az veren ya da vermeyenlere ters bakılırdı. İnsanlar samimi bir şekilde birbirlerini kucaklayıp öper, bayramlaşırlardı .Bende o küçük yaşlarda bayramların  bitmesini hiç istemezdim çünkü kısa bir süreliğine de olsa büyükler daha anlayışlı ve güler yüzlü olur, bayramlı günler daha bi huzurlu olurdu. İnsanlar daha çok insan olabiliyordu.

Şimdilerde ise bayramlar o eski tadından uzak, kimi yerlerde eskiye yakın geçse de o muazzam ritüelini kaybetmiş durumda. Akıllı telefonlar aracılığıyla atılan kopya mesajlar, tatil yerlerine kaçmalara evrildi. Hani mahalleye bayram için gelen seyyar salıncaklar, termosta satılan dondurmalar, eskimolar(oraletli buzlar), lezzolar(o dönem en çok içilen toz içecek)eşliğinde pastahanelerde yapılan Türk filmli eğlencelerin yerine fastfoodlu günler aldı ne yazık ki. Nerede o eski bayramlar diyenlerin o duygusal serzenişi bile azaldı.

Umarım önümüzdeki bayramlar özlemlerin giderildiği, umutların yeşerdiği ve güzelliklerin paylaşıldığı günleri çoğaltır. Güzel günleriniz kutlu olsun…

Şeyhmus Kaya

 

Bu yazı toplam 1669 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.