Beklemenin Bedelini Ödüyoruz
Diyarbakır büyüyor.
Nüfusu artıyor, yeni yerleşim alanları oluşuyor, araç sayısı her geçen gün katlanıyor. Ancak ne yazık ki yollarımız, kavşaklarımız ve ulaşım altyapımız aynı hızla büyümüyor. Sonuç ortada: Sabah işe gitmek isteyen de, çocuğunu okula yetiştirmeye çalışan da, hastaneye ulaşmak isteyen de aynı çilenin içinde saatlerini tüketiyor.
Bu konu ile ilgili daha önce de birkaç kez köşe yazılarımda bu konuyu detaylı bir şekilde ele aldım. Umarım bundan sonra bir daha bu konuyu yazmak zorunda kalmam.
Bugün Diyarbakır'da trafik sorunu artık bir ulaşım meselesi olmaktan çıkmış, ekonomik ve sosyal bir sorun hâline gelmiştir.
Özellikle Diclekent, Urfa Yolu, Elazığ Bulvarı, Dicle Üniversitesi güzergâhı ve hastane çevrelerinde yaşanan yoğunluk günün belirli saatlerinde adeta şehri kilitlemektedir. Bir vatandaşın on beş yirmi dakikada ulaşabileceği mesafeyi bir saatte kat etmesi artık sıradan bir durum olarak görülüyor.
Oysa çözüm aslında yıllardır konuşuluyor.
Diyarbakır'ın geleceğini kurtaracak en önemli proje hafif raylı sistemdir. Büyükşehir Belediyesi tarafından yıllardır gündemde tutulan ve yaklaşık 14 kilometrelik hat olarak planlanan raylı sistem projesi artık ertelenebilecek bir yatırım değildir. Şehir nüfusu büyürken, yeni araçların trafiğe katılmasıyla yolları genişleterek bu sorunu çözmek mümkün değildir. Dünyanın hiçbir büyük kentinde trafik yalnızca yeni yollar açılarak çözülememiştir. Kalıcı çözüm, insanları özel araçtan toplu taşımaya yönlendirecek güçlü sistemler kurmaktır. Diyarbakır için bu sistemin adı hafif raylı sistemdir.
Ancak raylı sistem tek başına yeterli olmayacaktır.
Şehrin kritik noktalarında battı-çıktı projeleri de artık hızlı bir şekilde başlanılmalıdır. Özellikle yoğun kavşaklarda trafik ışıkları nedeniyle oluşan beklemeler zincirleme şekilde bütün ulaşım ağını etkilemektedir. Elazığ Bulvarı üzerindeki bazı kavşaklar ve Üniversite bağlantı noktalarında yapılacak modern alt geçitler trafik akışını önemli ölçüde rahatlatacaktır. Bu projelerinin yatırım planına alındığı bilinmektedir ancak ne yazık ki bir türlü projelere başlanılamamıştır.
Bir başka önemli konu ise Dicle Üniversitesi ulaşımıdır.
Bugün binlerce öğrenci, akademisyen ve çalışan aynı güzergâhı kullanmak zorunda kalıyor. Üniversiteye ulaşım büyük ölçüde Elazığ Bulvarı üzerinden sağlanıyor. Olası bir kaza, yol çalışması veya yoğunluk durumunda alternatif seçenekler yetersiz kalıyor. Şehrin ulaşım planlamasında Dicle Üniversitesi'ne yönelik yeni bağlantı yollarının ve alternatif güzergâhların oluşturulması artık zorunluluk hâline gelmiştir.
Çünkü üniversite sadece bir eğitim kurumu değildir; her gün on binlerce insanın hareket ettiği devasa bir yaşam alanıdır. Üniversite hastanesinin çevresi trafik yoğunluğunu kaldırmamaktadır. Özellikle belirli saatlerde araçlar yollara ve kaldırımlara park etmektedir.
Şehrin yöneticileri şunu görmelidir:
Diyarbakır artık 1990'ların, hatta 2000'lerin Diyarbakır'ı değildir. Nüfusu, araç sayısı ve kentleşme hızı bakımından çok farklı bir noktadadır. Dün için yeterli görülen yollar bugün yetersiz kalmaktadır. Dün alınmayan kararların maliyetini bugün bizler ödüyoruz, bugün alınmayacak kararların ise bedelini bütün şehir ödeyecektir.
Artık günü kurtaran çözümler değil, geleceği planlayan projeler konuşulmalıdır.
Hafif raylı sistem hızla hayata geçirilmeli, kritik kavşaklarda battı-çıktı projeleri başlatılmalı, üniversite ve yeni yerleşim bölgelerine alternatif ulaşım koridorları açılmalıdır.
Aksi halde Diyarbakır'ın trafik sorunu, büyüyen şehrin önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam edecektir.
Beklemek için değil, harekete geçmek için yeterince zaman kaybettik.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.