Ben, ben, ben Evrende sadece ben…

Sizlere kısa bir hikâyeden bahsetmek, aslında hepinizin hikâyesini anlatmak istiyorum…

Bilim insanları Evrenin yaklaşık olarak 13,8 milyar önce Büyük Patlama (Big Bang) ile başladığını söylüyorlar.

4,5 milyar yıl önce Güneş Sistemimiz oluştu.

Dünyada ilk yaşam, 3,8 milyar yıl önce başladı.

Bundan 250 milyon yıl önce devasa varlıklar olan dinozorlar dünyamızda yaşamaya başladılar.

Bu ürpertici canlılar dünyamıza 150 milyon yıl hükmettiler. Eğer geçmişe yolculuk yapıp 65 milyon yıl öncesine gitmiş olsaydık,o an dünyanın gerçek imparatorlarının dinozorlar olduğunu görecektik.

Bundan 65 milyon önce Meksika Körfezi’ne 10 km çapında bir gök taşı düştü ve

bu canlıların yeryüzündeki imparatorlukları bitti.

Memeliler çağı başladı.

1,8 milyon yıl önce ilk insan ırkı ve 200 bin yıl önce homo sapiens(düşünebilen insan ırkı)

ortaya çıktı.

10 bin yıl önce Buz Devri bitti ve tarım hayatı başladı.

İnsanlık,tarihi devirleri yaşamaya başladı ve bir çağ kapanıp bir çağ açıldı.

1600 yüzlü yıllarda teleskobun icadıyla uzayın sırlarına vakıf olmaya başladık. Öyle ki insanlık tarihinden beri uzay ile ilgili sahip olduğumuz bilgilerin tamamından daha fazlasını teleskobun icadıyla 1 yıl gibi kısa sürede toplandı.

Sanayi inkılabıyla birlikte maddeye daha fazla hükmetmeye ve zamanı daha hızlı yaşamaya başladık.

Bilim Çağı, Altın Çağı ve Uzay Çağı derken bilimde tam bir patlama yaşandı…

Şu bir gerçek: Bilgi üretmeyen toplumların bir gelecekleri yoktur. Bu yüzden bilgi üreten toplulukları hayranlıkla izliyoruz ve bizleri arkalarından sürüklüyorlar.

Gelinen nokta itibari ile dünya, bilim yolunda çok hızlı koştu…

Bu soruyu sormanın zamanı geldi.

Ben kimim?

Evrenin içinde neyim acaba?

Evrenin en akıllı canlısı ben miyim?

Sadece bir beden bir resimden mi ibaretim?

Ya da gece gündüz karnını doyurmak için çalışan bir makine miyim?

Her şeyi ben bilirim ben yaparım

 Ben, ben, ben, ben…

Neyim ben?

İnsan çok ilginç bir varlıktır. Aklı ve iradesi sayesinde dağları ve taşları deldiği, yıldızları gezdiği ve denizlere hâkim olduğu halde, bir mikrop ve bir virüse(kovid-19) mağlup oluponların zararlarından kendisini koruyamaz.

Kâinatın sadece bize ait olduğunu düşünüyoruz. İnsanoğlu öyle düşünebilir. Ama öyle değil. Unuttuğumuz bir şey var:

 Onlar varken biz yoktuk. Onların yaşaması için insanlara ihtiyacı yok fakat bizim yaşamamız için onlara ihtiyacımız var.

  Kimden mi bahsediyorum?

İyi bir hayat yaşayalım diye ısıttığımız dünya yüzünden yaşam alanları yok olan kutup ayılarından bahsediyorum.

Kürkü için katlettiğimiz filler, ceylanlar, timsahlardan bahsediyorum.

Egolarımızı tatmin etmek için avladığımız kuşlardan bahsediyorum.

 Aslın da eksik olan yönümüz yani vicdanımızdan bahsediyorum…

Dünya akıl yolunda hızlı koştu güzel pişirdi.

Fakat vicdan konusunda kümede kaldı ve büyük kayıp yaşadı.

Bu evren sadece bize ait değil. Bize ait olan tek şey egolarımız ve değişken duygularımız.

İnsan akıl ve vicdanın bir sentezidir.

Sadece akıl bizi robot yapar makineye dönüştürür.

Sadece vicdan da bizleri yanıltır. Saftirik yapar.

Bu hikâyenin mutlu sonla bitmesi ve yaşanabilir bir dünya için:

İnsan, hem kendisini hem de bütün bir varlık âlemini aklın ışığında düşünüp doğruların hissedilmesini sağlayan “Vicdan” nazarı ile Evrene bakmalıdır.

Vicdan, benlik duyusundan bağımsız; hem ahlaki değerlerin hem de doğruluğun ta kendisidir. İnsan yanılsa bile vicdan yanılmaz.

Burhan Çakır

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum